Pazartesi, Ağustos 15, 2005

Kur'ân'dan bir sayfa: 3


Bakara Sûresi 146-153
22. sayfa / Kur'ân-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli / Ümit Şimşek

146. Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.[1] Yine de onlardan bir zümre var ki, bile bile gerçeği gizler.

147. Hak, Rabbinin katındandır; sakın şüpheye düşenlerden olma.

148. Herkes için yöneleceği bir kıble vardır.[2] Siz hayırda yarışmaya bakın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir.[3] Çünkü Allah herşeye kadirdir.

149. Onun için, nereden yola çıkarsan çık; yönünü Mescid-i Harama çevir. Çünkü o Rabbinden gelen hakkın tâ kendisidir. Allah ise yaptıklarınızdan habersiz değildir.

150. Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Harama çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin ki,[4] insanların size karşı öne sürecekleri bir bahaneleri kalmasın. Zulmedenler ise başka; siz onlardan korkmayın, Benden korkun. Tâ ki, Ben size olan nimetimi tamamlayayım; siz de doğru yola erişmiş olun.

151. Nitekim size kendi içinizden bir elçi gönderdik ki size âyetlerimizi okur, sizi arındırır, size kitabı ve hikmeti[5] öğretir, daha başka bilmediğiniz şeyleri de öğretir.

152. Siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım.[6] Bana şükredin; sakın nankörlük etmeyin.

153. Ey iman edenler, sabır ve namazla yardım isteyin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

[1] Peygamberi, kitaplarında onun hakkında verilen haberler sebebiyle tanırlar; geleceği haber verilen Âhirzaman Peygamberinin o olduğunu çok iyi bilirler.

[2] Herbir ümmet için belirlenmiş bir kıble vardır. Veya, İslâm topluluklarından herbirinin, bulundukları yere göre, Kâbe’ye yöneldikleri bir cihet vardır.

[3] Mekânlarınız farklı, zamanlarınız ayrı da olsa, Allah sizi bir kıble etrafında toplar, bir ümmet haline getirir. Âyet, Müslümanlara bir birlik bilinci aşılamaktadır.

[4] Hem seferî iken, hem de mukim halde kıbleye uyulması emredilmektedir.

[5] İmam Şafii’ye göre, “hikmet”ten kastedilen, Peygamberimizin sünnetidir. Nitekim bir hadis-i şerifte, “Şunu iyi bilin ki, bana Kur’ân ile beraber onun bir misli daha verilmiştir” buyurularak sünnetin önemi vurgulanmıştır (Ebû Davud, Sünnet: 5).

[6] Peygamberimiz, Allah’ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir: “Kulum Beni andığı zaman Ben onunla beraberimdir. Eğer kulum Beni yalnız başına anarsa, Ben de onu kendim anarım. Eğer o Beni bir topluluk içinde anacak olursa, Ben onu daha da hayırlı bir toplulukta anarım. Kulum Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım; bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak varırım.” (Buhârî, Tevhid: 15; Müslim, Tevbe: 1.)

Hiç yorum yok: