Perşembe, Ekim 26, 2006

Ayetler ve İbretler / 64

Son gülen iyi güler
Ümit Şimşek


Bugün de iman edenler o kâfirlere gülerler:
Hem de koltuklara oturmuş, onları seyrederken!
Nasıl, buldu mu o kâfirler ettiklerini?
Mutaffifîn Sûresi, 83:34-36
İLÂHÎ adaletin hiçbir şeyi eksik bırakmadan herşeye lâyık olduğu karşılığı vereceğini bildiren birçok âyet-i kerime vardır. Bu âyetler de mü’minlere, dünyada iken kâfirlerden gördükleri eziyetin karşılığını hiç eksiksiz şekilde ve tam bir hakkaniyetle alacaklarını haber veriyor.

Bu âyetlerin öncesi, dünyada iken mü’minlerle alay eden kâfirlerden söz etmektedir:

O mücrimler, iman edenlere gülerlerdi.
Yanlarından geçerken kaş göz oynatırlardı.
Ahbaplarının yanına dönerken de eğlenerek dönerlerdi.
Onları gördüklerinde ise “İşte bunlar sapıklar!” derlerdi.
Oysa onlar mü’minlere gözcü olsun diye gönderilmemişlerdi.[1]
Burada tasvir edilen, hemen hemen hiçbir devirde inananların yabancısı olmadığı manzaralardır. İman-inkâr mücadelesinin var olduğu her zamanda ve her zeminde, inananları yıldırmak için insan ve cin şeytanları her türlü yola başvurmuşlardır. Alay ve eğlence de bu yollar arasındadır; hattâ, insan haysiyetini rencide edişi itibarıyla, en etkili yollardan biridir.

Diğer yandan, bir hakikate dayanmaması nedeniyle de, inkâr ehlinin en çok başvurduğu yollardan birisi budur. Zira inananlara başka yollardan karşı çıkmak birtakım delillere ve dayanaklara ihtiyaç gösterse de, onları alaya almak için böyle şeyleri dert edinmek gerekmez. Onun için, özellikle kendisini çaresiz hissettiği durumlarda, inkâr ehli bu silâha pek sık başvurur, onunla kendi âcizliğini örter ve taraftarlarına moral aşılar.

Kur’ân’ın tasvir ettiği bu hadise, sürüp giden ve her devirde görülen bir durumu bildirmektedir. Şu kadar var ki, devirden devre değişen şartlar, hadisenin mahiyetinde değilse bile, yöntem ve araçlarında birtakım değişiklik ve yenilikleri de beraberinde getirmektedir. Dün küçüklü büyüklü gruplar arasında cereyan eden kaş göz oynatmalar bugün çeşitli iletişim araçlarında ve medyatik alanlarda başka şekillere bürünmüşse, bu, suçun daha da vahim bir hal alması anlamına gelir. Hiç şüphe yok ki, İlâhî adalet, en küçük bir kaş göz oynatmayı bile karşılıksız bırakmadığı gibi, yaygın bir biçimde cereyan eden ve çağın imkânlarıyla milyonlarca okuyucuya, dinleyiciye veya izleyiciye birden ulaşan suçların hesabını da tek tek görecek ve herkese her suçunun lâyık karşılığını verecektir.

Suça lâyık olduğu cezayı veren İlâhî adalet, yine şüphe yok ki, mağdur olanı, özellikle Allah yolunda bir mağduriyete uğramış olanı da ödülsüz bırakacak değildir. İşte bu âyetler, inançları yüzünden itilip kakılan, alaya alınan ve çeşitli suçlamalara maruz kalan mü’min kullara büyük bir tesellî kapısını gösteriyor.

“Bu dünyada mücrimler mü’minlere gülerdi; âhirette ise gülme sırası mü’minlere gelecek” diyor.

Aziz ve intikam sahibi olan Yüce Allah, işte bu vaadiyle, inanan gönüllere serin bir su serpiyor.

Rabbinin vaadine inananlar ise, bugün dünyayı kendilerine dar edenlerle alay etme sırasının birgün mutlaka kendilerine geleceğinden emin bir şekilde, başlarına gelene aldırmadan, imanlarının gerektirdiği gibi yaşamaya devam ediyorlar.

Hûd Sûresinin 38. âyetinin bildirdiğine göre, Nuh Aleyhisselâm gemisini yaparken kâfirler oradan her geçişlerinde onunla alay ediyor ve Nuh Aleyhisselâm da onlara “Eğlenin bakalım,” diyordu. “Birgün de biz sizinle eğleniriz—tıpkı sizin şimdi eğlendiğiniz gibi.”

Mü’minin âlemi bugün ile beraber yarını, dünya ile beraber âhireti de içine aldığı için, bu dünyanın sıkıntıları onun âleminde çok büyük bir yer işgal etmez.

Dara düştüğü yerde de Kur’ân âyetleri onun imdadına yetişir; imanının ebedî âlemdeki meyvelerini göstererek onun dünyasını genişletir.

Onun için, “Son gülen iyi güler” sözünü en iyi takdir edecek kimseler, Kur’ân’ın vaadine gönülden inananlardır.

[1] Mutaffifîn Sûresi, 83:29-33.

1 yorum:

hamdiye dedi ki...

''Mü’minin âlemi bugün ile beraber yarını, dünya ile beraber âhireti de içine aldığı için, bu dünyanın sıkıntıları onun âleminde çok büyük bir yer işgal etmez.''

İşte bu cümle, ahirete îman ve mezkûr vaad-i İlâhi ile birlikte düşünüldüğünde mü'minin herşeye karşı dayanma gücünü ifade ediyor.

Elhamdülillâhi hâzâ min fazl-ı Rabbi