Perşembe, Kasım 09, 2006

Ayetler ve İbretler / 68

Balarısı ev arıyor
Ümit Şimşek

[Bu program hafta içi hergün 07:50, 16:40 ve 03:00'de Dost TV'de yayınlanmaktadır]


Rabbin balarısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan, insanların kurduğu kovanlardan evler edin...
Nahl Sûresi, 16:68
BALARISININ mucizeleri gibi, balarısından bahseden âyetlerin mucizeleri de saymakla bitmez. Bu durum, daha ilk cümleden, ilk kelimelerden itibaren kendisini belli ediyor.

Allah’ın balarısına ilhamını bildiren ilk cümlenin hitap şekli bile başlı başına böyle bir mucizedir.

“Kendine evler edin” cümlesinde, Türkçeye çevirirken aktaramadığımız bir özellik var ki, muhatabın dişi olduğuna dair bir ipucu vermektedir. Gerçi bu hitap tarzı muhatabın çokluğuna da delil teşkil edebilir. Ancak benzer durumun Bakara : 26’da sivrisinek, Neml: 18’de karınca için tekrarlandığını da hatırlayacak olursak, o âyetlerde olduğu gibi, bu âyette de sözü edilen canlının dişiliğine işarette bulunduğunu görmekte zorlanmayız.

Fakat Kur’ân’ın indirildiği zamanda insanlar balarısının erkek egemenliğinde bir toplum teşkil ettiğine inanıyorlardı. Bu inanç, daha yüzyıllar boyunca sürüp gitti ve insanlar “arı beyi” masallarıyla oyalandılar. Oysa balarısı kovanlarında bütün işler dişi arılar tarafından görülmekteydi; kovanın başındaki de bir bey değil, kraliçe arı idi. Ancak insanlık bu bilgiye Kur’ân’ın inişinden on üç asır sonra erişebildi.

Balarısına ilham edilen ilk emir, dağlardan, ağaçlardan, kurulmuş kovanlardan evler edinmektir. Ancak bu emirde, min lâfzının ifade ettiği bir seçicilik vardır. Arının buralardan gelişigüzel evler edinmesi, bulduğu herhangi bir yere yuva yapması değil, oralardan yuva olmaya elverişli yerler bulması ve bu konuda seçici davranması istenmiştir.

Gerçekten de, balarısı, yuva olarak yerleşeceği yerleri belirlemekte pek seçici davranmakta, son derece titiz davranışlar sergilemektedir. Son yüzyıl içinde yapılan araştırmalar, bu konuda balarılarının bazı kesin ölçütler kullandığını göstermiştir.

Balarısı toplumu, bu İlâhî emri, en deneyimli bireylerinden oluşan keşif kolları aracılığıyla yerine getirir. Bunlar, kendilerine ilham edilen ölçütlere uygun özelliklerde kovan yerleri araştırırlar, bulduklarını karşılaştırırlar, birbirleriyle bu konuda bilgi alışverişi yaparlar ve en uygun kovanı istişare ile belirlerler.

Balarıları, kovan olarak seçecekleri yerin çok büyük veya çok küçük olmamasına dikkat ederler. Küçük kovan ihtiyacı karşılamaz; fazla büyüğü de kışın ısıtma sorunlarına yol açar. Araştırmalar, balarılarının bu konudaki tercihlerinin 15-100 litre aralığında cereyan ettiğini ortaya çıkarmıştır.

Kovanın girişi güneye bakmalı ve emniyetli bir yükseklikte bulunmalıdır. Ancak kovanın üst tarafındaki bir girişi arılar tercih etmez; çünkü bunda, ısıtılan havanın dışarıya kaçması söz konusudur. Kapının büyüklüğü de önem taşır; onun da güvenliği tehlikeye düşürmeyecek ve kolayca savunulabilecek bir ölçüde bulunması gerekmektedir.

Balarıları, kovan edinecekleri yerleri rutubet ve hijyen açısından da ciddî bir incelemeye tâbi tutarlar. Eğer yuvanın tamirata ihtiyacı varsa ve bu fazla masraf gerektirmeyecekse, reçineyle çatlakları sıvar ve gerekli tamiratı yaparlar.

Balarısına yuva seçme konusunda verilen İlâhî emir o kadar kesin ve ayrıntılıdır ki, arılar bu emri uygulamak için buldukları yerleri defalarca incelerler. Oğul vermiş arılar bir ağaç dalında asılı vaziyette kararı beklerken, kâşif arılar birbirlerine buldukları yerleri anlatırlar. Bu yerlerin özellikleri arasında karşılaştırmalar ve elemeler yapılır. Birbirine yakın özellikteki yerlere kâşif arılar hep birlikte gider, tekrar tekrar incelemeler yaparlar. En sonunda, seçilecek yerin, mutlak surette diğerlerine üstün özellikler taşıması gerekir. Zira arıya “seçme” emri verilmiş ve bu emrin de hangi ölçütlere göre yürütüleceği bildirilmiştir. Eğer balarısı tamamen eşit özellikler gösteren iki yer bulacak olursa, bunlar arasında bir seçim yapamaz, karara da varamaz. Herhangi bir akıl sahibinin kolaylıkla düşünebileceği kur’a çekme gibi yöntemlere başvurmak da arının “aklına” gelmez. Çünkü balarısı bütün bu işleri aklıyla, zekâsıyla, problem çözme yeteneğiyle değil, Rabbinden gelen ilhamla yapmaktadır ve bu ilham da “kesin bir seçim yapma” şeklindedir.

Ev olarak seçilecek yerler arasında insanların kurduğu kovanların da bulunması, biz insanlara yönelik rububiyetin bir lütfu ve teshiridir. Eğer Allah balarısını böyle bir emirle insanın hizmetine yönlendirmeseydi, onu biz kendi gücümüzle uysallaştıramazdık. Bu da, âyetin başında yer alan “Senin Rabbin” sözünün işaret ettiği, insana yönelik İlâhî nimetler cümlesindendir.

Arının elinde ortaya çıkan mucizelerin insan ile ilgili daha başka yönleri de vardır ki, bir sonraki âyet, bu mucizelere, mucizeli beyanıyla ayrıca işaretlerde bulunmaktadır.

2 yorum:

Selim dedi ki...

Fesubhanallah!..Akıllara durgunluk veriyor. Kâşifler nasıl seçilir? Değerlendirme sonuçları diğerlerine nasıl anlatılır? Tartışma çıkmaz mı?
Peki gerçekten de iki eşit özellikte yer ortaya çıkarsa ne yaparlar? İkisini de bırakıp başka yer aramaya mı yönelirler?

Galiba toplumsal hayatı da bizden başarılı sürdürüyor bu hayvan milleti, özellikle arılar.

Bütün bunlara ibret, hayret ve tefekkür nazarı ile bakıp küllî bir ubûdiyete de muvaffak olamazsa, insanoğlunun şu düzen içinde ne ehemmiyeti var?

selim dedi ki...

Ayetler ve İbretler ve Tekrarları adlı programdan sorumuzun cevabını alıyoruz: Aday yuvalardan aynı özellikte olan iki tanesi arasında nasıl seçim yapabileceklerini bilemiyorlarmış. Çünkü buraya kadar olan kısmı da akılları ile değil, ilhamla yapıyorlar. Veriler, karar vermelerine yardımcı olmadığı noktada kilitleniyorlar. Yine fesubhanallah!..

Buradan çıkan bir diğer sonuç;
Ettekrâru ahsen, velev kâne yüzseksen.

Yine de yeni ayetler ve yeni ibretler bekliyoruz. Neden beklediğimizi de bilmek istiyoruz.