Pazartesi, Kasım 13, 2006

Ayetler ve İbretler / 69

Balarısı olmasaydı…
Ümit Şimşek

[Bu program hafta içi hergün 07:50, 16:40 ve 03:00'de Dost TV'de yayınlanmaktadır]

“Sonra her türlü üründen ye de, Rabbinin sana müyesser kıldığı yollara çık.”
Nahl Sûresi, 16:69

68 VE 69'UNCU ÂYETLERDE, balarısına hitap eden İlâhî ilham iki kısa cümlede özetlenmiştir. Ancak bu iki cümlenin içerdiği unsurlar ve bu unsurların işaret ettiği bilimsel gerçekler, birkaç cümle ile geçiştirilebilecek kadar kısa ve basit değildir. Daha da önemlisi, bu iki cümle balarısının ilhamını öyle bir tarzda anlatmaktadır ki, Kur’ân’ın inişini izleyen yüzyıllar boyunca insanlar bu ifadelerden ibret aldıkları gibi, asırlar sonra keşfedilen hakikatler de bu ifadelerin daha başka mucize yönlerini ortaya çıkarmış ve yeni ibret tablolarını gözlerimizin önüne sermiştir.

“Her türlü üründen ye” emrinde iki husus özellikle dikkat çekmektedir.

Birincisi: Çiçek yerine ürün sözcüğünün kullanılmış olması.

İkincisi: Bundan önceki âyette geçtiği gibi, yine min lâfzıyla bir seçiciliğin vurgulanması.

Bu hususların her ikisi birden, balarılarının çok önemli bir özelliğine ve insan ile ilgili hayatî bir hizmetine işaret etmektedir.

Balarıları, herkesin bildiği gibi, çiçekleri dolaşır. Dolaşırken, diğer böceklerin yaptığı gibi, çiçek tozlarını birinden diğerine taşıyarak onların tozlaşmasına hizmet eder. Ancak balarıları, önlerine çıkan her çiçeğe gelişigüzel konmazlar. Onlara bu konuda belirli ölçütler ilham edilmiş ve bu ölçütlere göre seçici davranmaları bildirilmiştir.

Tıpkı yeni kovan yeri araştırmakta olduğu gibi, bal kaynakları araştırmakta da balarıları keşif kollarının hizmetinden yararlanır. Kovanın en deneyimli arılarından, daha doğrusu, altı haftalık ömrünün sonuna yaklaşmış olan arılardan oluşan keşif kolları, sürekli olarak yeni tarlalar araştırırlar. Araştırma sonuçları, kovan içi istişarelerde, malın cinsi ve kalitesi, tarlanın kapasitesi ve uzaklığı gibi çeşitli açılardan değerlendirilir ve bulunan kaynaklar arasında, kendilerine verilen ilhama göre seçim yapılır. Bir kere karara varıldıktan sonra da hepsi birden yola koyulur, kararlaştırılan tarlaya doluşur.

İşte bu durum, balarısının insan için en önemli hizmetini sağlayan bir çalışma tarzıdır. Çünkü arılar tek bir ürün üzerinde çalışmakta, aynı tür çiçekler arasında dolaşmakta ve aynı türün tozlarını birbirine taşımaktadırlar. Sonuç olarak, bizim yediğimiz hububat, meyve ve sebzelerin büyük çoğunluğu, balarılarının bu hizmeti sayesinde ürünlerini vermektedir. Eğer balarısı olmasaydı, bizim sofralarımız buğday, pirinç ve mısır gibi birkaç üründen fazlasını barındırmayan bir yoksul sofrasına dönüşecekti.

Bir önceki âyetin başında geçen “senin Rabbin” sözüyle işaret edilen insana yönelik İlâhî terbiyenin bir yönü daha, balarısının insanlığa bu büyük hizmetiyle ortaya çıkıyor.

Cümlenin bundan sonraki kısmını “Rabbinin müyesser kıldığı yollara çık” şeklinde anlamak mümkün olduğu gibi, “Rabbinin gösterdiği yollara, Onun yasalarına boyun eğerek çık” şeklinde anlamak da mümkündür. Cümlenin yapısı buna elverişli olduğu gibi, balarısının davranışları da her iki anlamı birden desteklemektedir.

“Yol” kavramı, balarısının hayatındaki en önemli kavramlardan biridir. Onun en göz kamaştırıcı becerileri de bu konuda ortaya çıkar.

Balarıları, içlerinden birinin keşfettiği bir tarlanın yolunu, onun gösterdiği tarifle bulurlar. Bu tarifte, referans olarak güneş kullanılır. Arı, tarlanın bulunduğu yönü, güneşin konumu ile tarla arasındaki açıyı hesaplayarak verir. Ancak güneş sürekli olarak yer değiştirmektedir. Arının tarlayı bulduğu andaki konum ile tarif ettiği andaki konumu farklı olduğu gibi, arıların toplu bir şekilde o tarlaya hareket ettiği zamanki konum da farklıdır. Arılar bütün bu farkları, şaşmayan bir hesapla yaparlar. Hattâ rüzgâr faktörünü de hesaba katarlar ve ne adresi verirken, ne de yol bulurken, asla bir hatâya düşmezler. Çünkü Rableri onlara yollarını ilham etmiş, onlar da Rablerinin bu âleme koyduğu yasalara uygun şekilde hareket etmeyi öğrenmişlerdir.

İşin bir başka ilginç yanı da, bütün arı bireylerinin birden bu emirlerin tümüne muhatap oluşudur. Daha önce de temas ettiğimiz gibi, balarıları, sürekli olarak görev değiştirmek suretiyle, toplum içindeki işlevlerin tamamını sırasıyla yerine getirir. O bir gün hemşire, bir başka gün nöbetçi, daha başka bir gün aşçıdır. O gün gelir sefere çıkar, gün gelir, yeni tarlalar veya kovan yerleri araştırır. Bir balarısı, herbiri ayrı becerilere ve özelliklere ihtiyaç gösteren bu görevlerin hepsini de altı haftalık ömrü içine sığıştırır. Zira bütün bunların yollarını Rabbi ona müyesser kılmış, o da Rabbinin buyruklarına tam bir uysallıkla itaat etmiştir.

1 yorum:

halil dedi ki...

Arıların, kovandaki bütün görev kademelerinde yer almaları ne kadar ilginç. Belki insan kaynakları uzmanları bundan çeşitli fikirler alabilirler.

Yön bulma ve bildirmedeki becerileri ise maşaallah, barekaallah dedirtiyor. Rabbimiz, bir minicik böceğe neler tâlim ediyor!..

Rabb-i Rahimimizin, farkedemediğimiz nice ince tedbirlerini gösterip, böylece bizlere îman neş'esi yaşatan,
öte yandan güncel kimi tartışmalarda da(kime ne kadar hoşgörü gösterilebilir gibi konularda meselâ) Kur'ân ve sünnet ölçülerini(kişisel menfaatlerini hiçe sayarak) her dâim el üstünde tutan blog sahibine bütün eserlerini göz önünde bulundurarak ''tevhid canavarı'' demek istiyorum ama bilmiyorum ki hoş görülür müyüm?