Pazar, Aralık 21, 2008

Mesnevî-i Nuriye: 12


Peygamberi (s.a.v.) bize tanıtan marifet deryasından
REŞHALAR: 7


On Dördüncü Reşha
Mucize-i Kübrâ olan Kur’ân deryasından katreler

Birinci Katre

İ’lem: Nübüvvet-i Ahmediyenin delilleri had ve hesaba gelmez. Büyük muhakkikler, bu delilleri açıklayan eserler vücuda getirmişlerdir. Ben de, aczim ve kusurumla beraber, Türkçe Şuaat adlı risalede bu güneşin bir kısım şuâlarını ele almış bulunuyorum. Keza, Lemeat’ta onun Kur’ân denen mucize-i kübrâsının i’caz vecihlerini icmâlen beyan ettim ve kasır fehmimle i’caz-ı Kur’ân’ın kırk kadar vechine işarette bulundum. Arapça İşârâtü’l-İ’câz adlı tefsirimde ise, bu vecihlerden, nazmın fâik belâgatine dair tek bir vechini kırk sayfada beyan ettim. Dilersen o üç kitaba müracaat edebilirsin.

İkinci Katre

İ’lem: Geçmiş derslerden de anladığın gibi, bu semâvat ile ecrâm-ı ulviyenin ve bu arz ile yerdeki mevcudatın Hâlıkından gelen ve bize Âlemlerin Rabbi olan Rabbimizi tanıtan Kur’ân’ın pek çok makam ve vazifesi vardır.

Eğer “Kur’ân nedir?” diyecek olursan, deriz ki:

O, şu kâinatın tercüme-i ezeliyesi ve tekvinî âyetleri okuyan dillerinin tercüman-ı ebedîsi ve âlem kitabının müfessiridir.

Hem semâvat ve arz sayfalarında saklı esmâ-i İlâhiye hazinelerinin gizliliklerinin keşşâfıdır.

Hem hadisat satırlarının altında gizlenmiş şuûnât-ı İlâhiye hakikatlerinin anahtarıdır.

Hem şehadet âleminde gaybın lisanıdır.

Hem hitabat-ı ezeliye-i Sübhaniye ve iltifatat-ı ebediye-i Rahmâniyenin hazinesidir.

Hem şu İslâmiyet âlem-i manevîsinin temeli, hendesesi ve güneşidir.

Hem uhrevî âlemin haritasıdır.

Hem zat ve sıfât ve esmâ ve şuûn-u İlâhiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, burhan-ı kàtıı ve tercüman-ı sâtııdır.

Hem insanlık âleminin mürebbîsidir.

Hem insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetin suyu ve ışığıdır.

Hem nev-i beşer için hakikî hikmet ve beşerin yaratılış gayesine sevk edici mürşiddir.

Hem insanlık için şeriat kitabı olduğu gibi, aynı zamanda hikmet kitabıdır.

Hem duâ ve ubudiyet kitabı olduğu gibi, aynı zamanda emir ve davet kitabıdır.

Hem zikir kitabı olduğu gibi, aynı zamanda fikir kitabıdır.

Hem insanın bütün manevî hâcetlerine merci olacak pek çok kitapları muhtevî tek bir kitap iken, aynı zamanda, kitap ve risalelerle dolu bir mukaddes kütüphane gibidir. Öyle ki, muhtelif meşrep sahiplerinden herbiri için o meşrebin zevkine uygun ve onu tenvir edecek, meslekleri birbirinden ayrı evliya, sıddıklar, ârifler ve muhakkik âlimlerden herbiri için de o mesleğin tarzına uygun ve onu tasvir edecek bir risale ibraz eden bir külliyat hükmüne geçmiştir.

Üçüncü Katre

Kur’ân’ın tekrarlarındaki i’caz lem’asının beyanına dairdir. Bu lem’ada Altı Nokta vardır.

Birinci Nokta

İ’lem: Kur’ân hem zikir kitabı, hem duâ kitabı, hem de davet kitabı olduğu için, onun tekrarı daha güzel ve belâgatli, hattâ elzem olur. Çünkü zikir tekrarlanır, duâ yinelenir, davet tekid edilir. Zira zikrin tekrarlanması tenvir eder; duâya tekrar tekrar dönülmesi takrir mânâsına gelir; davetin tekrarı ise tekid demektir.

İkinci Nokta

İ’lem: Kur’ân, en zekîsinden en gabîsine, en müttakîsinden en şakîsine, dünyayı terk edip var gücüyle âhirete çalışan tevfik ehlinden tut, tâ âhireti ihmal edip dünyaya dalmış biçarelere kadar bütün beşer tabakalarına bir hitap ve bir devadır. Fakat herkese her zaman deva ve şifa olan Kur’ân’ın tamamını birden herkes her zaman okuyamaz. Onun içindir ki, Hakîm-i Rahîm, Kur’ân’ın ekser maksatlarını ekser sûrelerde, bilhassa uzun sûrelerde derc etmiş; böylece her sûre bir küçük Kur’ân hükmüne geçmiştir. O Hakîm-i Rahîm, işte bu suretle herkesin işini kolaylaştırıyor ve kullarına teşvikkârâne sesleniyor:

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ [1]

Üçüncü Nokta

İ’lem: Nasıl cismanî ihtiyaçların tekerrür zamanları farklıdır: Bazısına hava gibi her an ihtiyaç duyulur. Bir kısmı su gibidir; hararet basınca ihtiyaç duyulur. Bir sınıfı gıda gibidir; hergün ihtiyaç duyulur. Bazı nev’i ışık gibidir; haftada bir ihtiyaç hasıl olur. Başka bir türüne ayda bir, devâ gibi daha başka türüne de ekseriyâ senede bir ihtiyaç duyulur. Diğerlerini buna göre kıyas et.

Aynen öyle de, insanın manevî ihtiyaçları da farklı zamanlarda tekerrür eder. Bir kısmına insan her an muhtaçtır: Hüve ve Allah gibi. Bir kısmına her vakit ihtiyaç olur: Bismillâh gibi. Bir kısmına her saat ihtiyaç duyulur: Lâ ilâhe illâllah gibi. Ve hâkezâ, kıyas et.

Âyetlerin ve Kur’ân’daki kelimelerin tekrarı ise, ihtiyacın tekerrürüne delâlet ve ihtiyacın şiddetine işaret eder. Hem ihtiyaç damarını tenbih eder ve uyandırır, ihtiyaç duymaya teşvik eder, öyle manevî gıdalara olan ihtiyaç için iştahı harekete geçirir.

Dördüncü Nokta

İ’lem: Kur’ân, bu metin ve muazzam dinin ve esaslarının ve şu İslâm âleminin dayandığı temellerin kurucusudur. Ve beşerin içtimaî hayatında bir inkılâb yapar, onu tebdil ve tahvil eder. Hiç şüphe yok ki, böyle bir müessise, tesbit ve tekid için tekrar gerekir, takrir ve teyid için pek çok kereler üzerinde durmak icab eder.

Keza, Kur’ân’da, muhtelif beşer tabakalarının hal ve kal dilleriyle tekrar tekrar sordukları sorulara da cevap vardır.

Beşinci Nokta

İ’lem: Kur’ân pek büyük meselelerden bahisle kalbleri imana davet eder, pek ince hakikatlerden bahisle akılları marifete çağırır. Elbette bütün bunların kalblerde yerleşmesi ve umumî efkârda tesbiti için, muhtelif suretlerde ve çeşitli üslûplarda tekrar lâzımdır.

Altıncı Nokta

İ’lem: Herbir âyetin zâhiri, bâtını, haddi ve muttalaı vardır. Ve herbir kıssanın dahi pek çok vücuhu, ahkâmı, fayda ve maksatları bulunur. Aynı şeyden veya aynı kıssadan söz eden âyetler, bir yerde bir vechi için, diğer yerde başka bir vechi için ondan bahseder, bir sûrede bir maksat, daha başkasında diğer bir maksat için aynı şeyi zikreder. Onun için, Kur’ân’da hakikî olarak değil, sadece sureten tekrar vardır.

[TERCÜME:ÜMİT ŞİMŞEK]

[1] “And olsun, Biz Kur’ân’ı anlayıp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı ibret alacak olan?” (Kamer Sûresi, 54:17, 22, 32, 40.)

Hiç yorum yok: