14 Temmuz 2005 Perşembe

Kur'ân'dan bir sayfa: 1

Ra’d Sûresi
248. sayfa / Kur'ân-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli / Ümit Şimşek


Mekke’de mi, Medine’de mi indiği konusunda farklı rivayet ve görüşler vardır. Bununla birlikte, sûre, Mekke’de inen sûrelerin özelliğini göstermektedir. 43 âyettir. Kâinattaki varlıklardan alınacak ibretler üzerinde geniş şekilde durur, varlıklar üzerinde tecellî eden tevhid delillerini gösterir, kâinat kitabını okumasını öğretir; bize örnek olarak gösterilen kulların tanımını yapar. Gökyüzünün bulutlarla, şimşek ve gök gürültüsüyle Allah’ı tesbih edişinden de bahsettiği için, “gök gürültüsü” anlamına gelen “ra’d” ismini almıştır.

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1. Elif lâm mîm râ. Bunlar, kitabın âyetleridir. Sana indirilmiş olan, hakkın tâ kendisidir; lâkin insanların çoğu inanmaz.

2. O Allah ki, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükseltti,[1] sonra da Arş üzerine kuruldu,[2] Güneşi ve Ayı emrine boyun eğdirdi. Onların hepsi de belirlenmiş bir vakte kadar akıp gitmektedir.[3] O herşeyi yerli yerince tedbir ve idare eder; Rabbinize kavuşacağınızı kesin olarak bilmeniz için de âyetleri iyice açıklar.

3. Yeri yayan ve onda dağlar ve ırmaklar yaratan da Odur. O, her üründen ikişer eş yaratır; geceyi gündüzün üstüne örter.[4] Tefekkür eden bir topluluk için bunda âyetler vardır.

4. Yeryüzünde birbirine komşu kıt’alar yaratan da Odur.[5] Orada üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, bunların hepsi bir suyla sulanır; fakat Biz onlara birbirinden farklı tatlar veririz. Aklını kullanan bir topluluk için bunda âyetler vardır.

5. Şaşacaksan, “Toprak olduktan sonra yeniden yaratılacak mıyız?” diyenlerin sözüne şaş. Onlar Rablerine nankörlük edenlerdir. Onların boyunlarında bukağılar vardır. Onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.

[1] “Direksiz yükseltilen gök” kavramı, Kur’ân’ın indiği dönemde yaygın olan inanışlara ters düşen bir kavramdı. Hattâ Kur’ân’ın inişinden sonra bile insanlar daha yüzyıllarca Kaf Dağı efsaneleriyle oyalanmışlar, dağlardan direkler üzerine kurulu bir gökyüzü hayal etmişlerdir. “Gökler” sözcüğünden ister atmosfer, isterse uzay anlaşılsın, her iki halde de Dünyanın kütlesi ve hareketleri, Güneş ve Ay ile karşılıklı konumları ve etkileşimleri gibi iç içe geçmiş son derece hassas dengeler sayesinde kurulmuş olan ve devam eden bir düzene dikkat çekilmekte olduğu bellidir. Kur’ân, bu hesapların, direkler üzerine tavan çatmaktan çok daha farklı bir iş olduğunu bildirirken, “İşte, gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yükseltti; gördüğünüz yerde direk olmadığı gibi, görmediğiniz yerlerde de böyle birşey yoktur” diyerek, o günkü insan nazarının ulaşamadığı yerlerden haber vermektedir. Diğer yandan, âyetteki ibarenin “Gördüğünüz cinsten bir direk olmaksızın gökleri yükseltti” anlamını verecek şekilde okunması da mümkündür. Bu takdirde, çekim kuvveti, merkezkaç kuvveti, uzayın genişlemesi gibi etkileşmeler akla gelmektedir ki, gerçekten de, bugün yüksekliği çok iyi dengelenmiş ve hayata elverişli hale getirilmiş bir atmosfer altında ve yeteri kadar genişlemiş, hâlâ da genişlemeye devam eden bir uzay içinde yaşayışımızda, Dünyayı ve evreni ayakta tutan bu “görünmez direkler” görevlendirilmiştir.

[2] 7:54’ün açıklamasına bakınız.

[3] Bir taraftan göklerin direksiz yükseltildiğinden söz edilirken, hemen arkasından da göklerdekilerin hepsinin akıp gittiği anlatılıyor. Bu tasvir, bütün kâinatı aynı fotoğraf karesi içinde toplayan ezelî bir bakış açısını yansıtmaktadır.

[4] Göklerdeki kudret ve hikmet eserlerine dikkatleri çektikten sonra, Kur’ân, bu defa yeryüzündeki hayatın inceliklerine bakışlarımızı çeviriyor ve, yine o zamanın insanlarının habersiz olduğu birşeyden, bitkilerin erkekli ve dişili olarak yaratılışından bahsediyor. Gecenin gündüz üzerine örtülmesinde ise, kâinatta asıl olan şeyin gündüz değil, gece olduğuna bir işaret vardır ki, bu konuda ayrıntı 36:37’de gelecektir.

[5] Modern teorilere göre, kıt’aların tamamı, yerkabuğunda birbirine komşu levhaların üzerinde bulunmaktadır. Çok uzun çağlar önce ise kıt’alar birbirinin “kapı komşusu” idiler; sonra kayarak birbirlerinden ayrıldılar. Halen de bu kayma devam etmektedir.
Previous Post
Next Post

About Author

0 yorum: