24 Ocak 2006 Salı

Yirmi İkinci Söz / İkinci Makam: 21

BEŞİNCİ LEM’A / 1


Nasıl ki bir kitap, eğer yazma ve mektub olsa, onun yazmasına bir kalem kâfidir. Eğer basma ve matbu olsa, o kitabın hurufatı adedince kalemler, yani demir harfler lâzımdır, tâ o kitap tab edilip vücut bulsun. Eğer o kitabın bazı harflerinde gayet ince bir hatla o kitabın ekseri yazılmışsa—Sûre-i Yâsin, lâfz-ı Yâsin’de yazıldığı gibi—o vakit bütün o demir harflerin küçücükleri, o tek harfe lâzım, tâ tab edilsin.

mektub yazılı
matbu basılı
hurufat harfler
tab etmek basmak
vücut bulmak var olmak
hat yazı
lâfız söz, sözcük

BURADAKİ kitap benzetmesini bütün yönleriyle çözmek için, Birinci Makamın Beşinci Burhanını hatırlamamız gerekiyor. Orada canlı varlıklar, her taşında bütün binanın işlemelerini saklayan bir saraya benzetilmiş; bahsin sonunda da, bütün bunların faili olan zat, “bir harfte koca bir kitabı yazan” bir sanatkâr ile temsil edilmişti. Saray, şehir, memleket, kitap—ne ile temsil edilirse edilsin, bir canlı demek, her hücresinde bütün vücudunun programını saklayan bir varlık demektir. Nitekim burada da, tıpkı Yâsin harflerinin içine Yâsin Sûresinin tümünün yazılışı gibi, canlı vücutlarını temsil eden kitabın herbir harfinde de tüm kitabın özetlenmiş bulunduğu ifade edilmektedir.

Böyle bir kitabın nasıl var olabileceğine gelince:

Bu soruya verilebilecek birinci cevap, “Onu, işinde pek becerikli bir sanatkâr yapmıştır” olacaktır. El yazması bir eser için bu cevabı vermek pek kolaydır; o hattat eline kalemini alır ve eserini baştan sona yazıverir.Basılı bir eser için ise bu kadar sade bir cevap yetmez; o eserin arkasına koca bir teknolojiyi yığmak gerekecektir. Her harfinde bir kitap kadar sanat taşıyan bir kitabın basılması için, değişen çağa ve teknolojiye göre, ayrı ayrı dökülmüş kurşun harfler, yahut herbiri tek tek işlenmiş madenî hurufat gibi malzemeye ihtiyaç duyulur.

Günümüzün teknolojisinde de film ve kalıp gibi malzemeler, metinde geçen “demir harfler” yerine söz konusu olmaktadır. Bu, hiç kuşkusuz, madenî hurufata göre, çok daha büyük bir hız ve kolaylık sağlıyor—nitekim madenî hurufat da taş baskı dönemine göre büyük bir aşama demekti. Ancak temsildeki benzetme yönünün teknolojik araçlar değil de fail, yani sanatkâr üzerine bina edilmiş olduğunu dikkatten uzak tutmamalıyız. Konu, “Kitabın faili bir sanatkâr mı, yoksa hurufat veya kalıplar mı?” sorusunda düğümlenmektedir. Nitekim bu durum biraz aşağıda daha belirgin hale gelecektir.

(Yirmi İkinci Sözün Birinci ve İkinci Makamlarıyla ilgili açıklamaların tümü, Risale-i Nur Derslerinin birinci ve ikinci kitapları olarak Zafer Yayınları arasında çıkmıştır. Bu kitaplara http://www.zaferdergisi.com ve http://www.zaferkitap.com adreslerinden erişebilirsiniz.)

Hiç yorum yok: