27 Haziran 2006 Salı

Ayetler ve İbretler / 42

Sinek denen mucize
Ümit Şimşek


[Bu program hergün 7:50, 16:40 ve 3:00'de Dost TV'de yayınlanmaktadır]


Ey insanlar! Size bir misal getirildi; şimdi onu dinleyin. Sizin Allah’tan başka dua ettiklerinizin hepsi toplansa bir sineği yaratamazlar. Sinek onlardan birşey kapsa onu da geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de!
Hacc Sûresi, 22:73

KURÂN ÂYETLERİ gibi, kâinat kitabının âyetleri de benzeri yapılamayan birer mucizedir. Bütün insanlar ve cinler nasıl bir Kur’ân âyetinin benzerini getiremiyorlarsa, yine bütün insanlar ve cinler bir araya gelecek olsa, kâinat kitabındaki sayısız kudret ve hikmet mucizelerinden bir tekinin olsun benzerini getiremezler.

Bu âyetlerden bir tanesi de sinektir.

Genellikle biz etrafımızdaki varlık ve hadiselere kalın bir alışkanlık perdesinin ardından baktığımız için, onları birer İlâhî sanat mucizesi olarak görmek her zaman aklımıza gelmez. Sineğe ise o kadar da bakmayız; çoğumuzun gözünde o rahatsızlık veren ve ortadan kaldırılması gereken bir varlıktır.

Fakat bu bakışımız, en ileri teknolojilere meydan okuyan öyle muhteşem bir mucizeyi gözümüzden saklıyor ki!

Bir sineğin sadece uçuşunun ne anlama geldiğini görebilmek için, onu birkaç dakika süreyle izlemek yeter. Havalanmak için bir hamleye gerek bile duymadan, sadece kanat çırpışıyla uçuşa geçiveren sinek, en gelişmiş savaş uçaklarını ilkel bir âlet düzeyine düşüren manevraların düzinelercesini birkaç dakika içinde peş peşe sergiler. Dakikada 20 bine varan kanat çırpışıyla geri geri uçmak, saniyenin otuz binde biri kadar bir zaman içinde yön değiştirmek gibi hareketler bu manevraların içindedir. Bütün bu hareketler sırasında, kanatlarının arkasına yerleştirilmiş iki küçük organ, gerekli ayarlamaları yaparak sineğin düz durumda ve dengede kalmasını sağlar.

Sineğin tavanda baş aşağı yürümesi bile onun bu iş için özel şekilde düzenlenmiş olan ayaklarındaki olağanüstü yapıyı göstermektedir. Bize düz bir yüzey halinde görünen tavanın girinti ve çıkıntılarına tutunması için, Yaratan, sineğin altı ayağından herbirine ikişer pençe vermiş, bu pençelere de vantuzlar yerleştirmiştir. Bu incecik harikulâde sistem sayesinde, sinek, havada uçuşu kadar rahat bir şekilde, tavanda baş aşağı yürür, kaygan cama tırmanır.

Sineğin görüşü de bütün bu becerilerle bir bütünlük teşkil edecek şekilde düzenlenmiştir. 360 derece görüş açısına sahip petek gözleri sayesinde, bir sinek, sağını, solunu, önünü ve arkasını hep birlikte görür. Onun kolay yakalanamayışı da âni hareketlere karşı son derece duyarlı olması ve saniyenin yüzde biri kadar bir zaman aralığındaki hareketi algılayabilmesi yüzündendir.

Bu minik kuşlar elimize, yüzümüze kondukları zaman bize hiçbir zarar vermezler. Çünkü ağızları sadece öpme ve okşamaya yarayacak şekilde düzenlenmiştir. Eğer onların da meselâ karıncalar gibi kesici çeneleri yahut yaban arıları gibi iğneleri olsaydı, insanlar herhalde bu kuşçukların arasında yarasız beresiz bir gün geçirmezlerdi.

Onca masumluğuna ve harikulâde yapısına rağmen, sinekle insan nesli çok uğraşmış, ama bir türlü baş edememiştir. İnsanlar şuna dua etmeli ki, sinek neslinin üreme potansiyeli başıboş bırakılmamış yahut tam kapasiteyle devreye sokulmamıştır. Yoksa, önüne Yaratan tarafından hiçbir engel konulmamış olsaydı, bir çift sineğin üreme hızı, bütün yeryüzünü altı yedi ay gibi kısa bir zamanda sinekten bir yorganla kaplamaya yeterdi. İnsanın elinde de, insanların Allah’tan başka taptıkları şeylerin elinde de, tek bir sinekle baş edebilecek bir güç yoktur.

İnsanlar, mikrop taşıyıcısı olarak ilân etmekle sineğin pek çok günahını aldılar. Oysa kendi pisliklerimiz de, sinekler de etrafımızdan hiçbir zaman eksik olmuyor. Eğer sineğin mikrop bulaştırmada gerçekten önemli bir payı olsaydı, insan nesli hastalıklardan gözünü açabilir miydi dersiniz?

Sinek konusunda bize en yaraşan şey, onun dedikodusuyla vakit harcamak yerine, önce kendi temizliğimizi sağlamak, ortada pislik bırakmamak, sonra da, Yüce Yaratanın çağrısına uyarak Kur’ân’ın verdiği misali dinlemek ve bu minik uçuş mucizelerinin gözümüzün önünde ücretsiz olarak tekrarlayıp durdukları gösterileri zevkle izlemektir.


Kitap hakkında bilgi için:
http://morotesi.blogspot.com

1 yorum:

Zikriye dedi ki...

Gördüğüm ilk sineği alnından öpüp helallik dileyeceğim