11 Ağustos 2006 Cuma

Ayetler ve İbretler / 51

Bilinçli yaşamanın adı
Ümit Şimşek


[Bu program hergün 7:50, 16:40 ve 3:00'de Dost TV'de yayınlanmaktadır]

Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur.
Lokman Sûresi, 31:12
İMANIN insana her iki dünyayı birden kazandırdığına işaret eden âyetlerden bir de bu âyet-i kerimedir. Şükür, âyetin özlü bir şekilde belirttiği gibi, şükür sahibine yarar verir—hem bu dünyada, hem de ebedî âlemde. Yoksa, şükredilen için, kulun şükretmesinin de, etmemesinin de bir yarar yahut zararı yoktur.

Nasıl olabilir ki?

Gökleri ve yeri yaratan için, göklerde bir toz zerresi bile etmeyen bir gezegen üzerinde bir an için var olup sonra yokluğa karışan bir insanın, yahut bütün insanların birden şükredecek olması, Onun mülküne, şanına, egemenliğine bir ziyadelik mi verir?

Veya bütün insanlar birlik olup da Onun nimetlerini inkâr edecek olsalar, Onun şanına bir noksan mı gelir?

Fakat şükreden kimse için, şükrün hayatî önemi vardır. Hattâ şükür onun için hayatın tâ kendisidir dersek hiç de abartmış olmayız. Bunu anlamak için bir basit soru yeterlidir:

Niçin şükreder insan?

Eriştiği nimetler için.

Peki, sadece şükredenler mi nimetlere erişir?

Hayır. Şükretsin veya etmesin, herkesin üzerine Allah’ın gizli ve açık nimetleri her taraftan yağar, durur.

Fakat şükredenler, bu nimetlerin farkına varanlardır.

Başka bir deyişle, onlar, bilinçli bir şekilde yaşayanlardır.

O kadar ki, pek çok insanın bütün bir ömür boyunca farkına bile varmadığı günlük olaylar, onlar için hergün şükür sebebi olur. Bir nefes hava, bir yudum su, bir lokma ekmek, bir yağmur damlası, bir dost sesi, tutan el, yürüyen ayak, konuşan dil, seyreden gözler, işiten kulaklar, onda her an bir şükür duygusunu harekete geçirir. Ve bu duyguyla insan, bu nimetlerin farkına varmaya başlar.

Gerçi şükretmese de insan bu nimetlerle iç içedir. Fakat onun durumu, tad alıcı sinirleri dumura uğramış bir insanın yemek yiyişine benzer. En lezzetli yiyecekler de o boğazdan geçerken onda bir haz uyandırmazlar. Şükreden insan ise, lokmanın her zerresinin tadını çıkarabilen insandır.

Bir defa, şükreden insan için hiçbir şey tesadüf eseri değildir. Yüzünü okşayan meltem, pencereden süzülen gün ışığı veya dalda oynaşan serçelerin cıvıltısı, doğrudan doğruya Âlemlerin Rabbinden ona gönderilen bir armağandır.

Bu armağanları, şükreden insan, uyanık halde karşılar. Uyanıklık ise, ayakta gezmekten ibaret bir hal değildir. Asıl uyanıklık, bütün duyu ve yetenekleri açık bir şekilde yaşanan ve Rabbinin armağanlarını kaçırmadan geçen zamanlardır. Yoksa hangi nimetlere eriştiğini fark etmeden yaşanan koca bir günün, uykuyla geçen bir geceden ne farkı kalır?

Uyanık ve bilinçli bir şekilde yaşanan hayatın hiçbir nimeti küçük sayılmaz. Tam tersine, o küçücük görünen nimetler, şükür vasıtasıyla, hayatın en büyük hazlarına dönüşürler. Hattâ, asıl büyük mutluluğun, günlük hayattaki “sıradan” nimetlerle yaşanan küçük mutluluklardan meydana geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Onun içindir ki, şükrün ne olduğunu bilen insanlar, Rablerine doyasıya şükretmek için, insanın başına pek seyrek olarak konan talih kuşlarının yolunu gözlemezler. Onların gözünde şükürle alınan bir nefes havanın vereceği huzur ve mutluluk, hiçbir şeyle değişilmeyecek kadar büyük bir mutluluk demektir.

İşte, şükürle aydınlandığı zaman, herhangi bir insanın sıradan bir günü, içinde bir Cennet çekirdeği taşıyan büyük bir mutluluğa dönüşebiliyor.

Bunun sebebi, bizim şükür için yaratılmış olmamızdır. Zira insan denen bu aziz varlığın bütün yetenekleri, en üst düzeyde bir şükrü yerine getirecek bir şekilde düzenlenmiştir. Daha başka bir ifadeyle, Âlemlerin Rabbi, insanın önüne yerin ve göğün bütün nimetlerini serdikten başka, bütün bunların üzerinde bir de şükür nimeti bağışlamayı murad etmiştir. Bu yüzden de insanı şükre ihtiyaç duyacak şekilde yaratmıştır: tıpkı havaya, suya, ekmeğe ihtiyaç duyduğu gibi.

Ve bu yüzdendir ki, âyetin de açıkça bildirdiği gibi:

Kim şükrederse, kendisi için şükretmiş olur.

Kitap hakkında bilgi için:
Previous Post
Next Post

About Author

1 yorum:

şükriye dedi ki...

Rabb-i Rahîmime;

Verdiği hayat nimet için,
Mü'min bir insan olarak yarattığı için,
Bu muhteşem güzellikteki dünya için,
Onu görecek göz, sevecek gönül verdiği için,
Hayatımla birlikte bahşettiği saymaktan aciz olduğum türlü nimetleri için,
Habibine ümmet eylediği için,
İman, Kur'an, Risale-i Nur nimeti için,
Allah dostlarının muhabbeti ile dolu şu kalp için,
Kendisini en güzel şekillerde tavsif eden birbirinden güzel insanlar yarattığı ve bir kısmını bize de tanıttığı için,
Ahiret-haşir-sonsuz saadet umudu için,
Adaleti için,
Sonsuz rahmeti için,
Va'dettiği mağfireti için,
Birbirinden güzel Esması için,
Cemâline, sohbetine erme umudu için
Şükretmeyi bildirdiği için,
Farkında olmadığım başka nimetleri için,

Sonsuz hamd-ü senâlar olsun...