8 Eylül 2006 Cuma

Ayetler ve İbretler / 55

Açık ve gizli nimetler
Ümit Şimşek

[Bu program hergün 7:50, 16:40 ve 3:00'de Dost TV'de yayınlanmaktadır]
Görmedin mi: Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah sizin hizmetinize verdi, açık ve gizli nimetlerini üzerinize yağdırdı.
Lokman Sûresi, 31:20

ALLAH’IN bize bağışladığı nimetlerin açığı da vardır, gizlisi de. Görüneni de vardır, görünmeyeni de. Bilineni de vardır, bilinmeyeni de. Cismanî ve maddî olan nimetleri de vardır, manevî hayatımızla ilgili olan nimetleri de.

“Nimet” deyince, çoğunlukla, bizim aklımıza bunlardan görünenler gelir. Aslında onlardan da pek azı üzerinde durup düşünür, bunların birer nimet olarak pek büyük bir şükre lâyık olduklarını hatırımıza getiririz.

Gizli nimetlere gelince:

İşte bunların haddi, hesabı yoktur. Gerçi açık nimetler de saymakla tükenmez. Fakat gizli nimetler açık nimetlere oranla o kadar çoktur ki, bunların her ikisini birden sayacak olsaydık, bir açık nimete karşılık yüzlerce, belki binlerce gizli nimet sayabilirdik.

Meselâ, bir âyet-i kerime, “İnsan yediklerine bir baksın”[1] buyurarak, bizi bazı açık nimetler üzerinde düşünmeye çağırıyor.

Bu nimetler, bir lokmasını bile insanın var edemeyeceği, topraktan biten çeşitli tatlarda, renklerde, kokularda nimetlerdir. İnsanın yapacağı tek şey, onu dalından koparıp ağzına atmak, lezzetini damağında hissederek çiğneyip yutmaktır, o kadar.

Onu izleyen gizli nimetlerde ise, insanın bu kadarlık bir müdahalesi bile yoktur. Hattâ, o nimetlerin kendi bedeninde geçirdiği aşamalardan haberi de olmaz.

O lokmalar nasıl boğazdan geçer? Nasıl parçalanır, nasıl sindirilir? Nasıl erzak paketlerine ayrılır? Sonra bu paketler, dünya nüfusunun on bin misli kadar kalabalık bir hücre nüfusuna kapı kapı nasıl ulaştırılır?

Bunları bilmez insan. Bilmesine gerek de kalmaz; çünkü bütün bunların tedbiri kendisine ait değildir. Onlar, birer gizli nimet olarak, Yer ve Gökler Rabbinin emriyle, bir insan bedeninin derinliklerinde sessiz sadasız yürütülür. İnsan, günlük hayatına devam ederken, kendi bedeninin içinde olup bitenlerin, çalışan fabrikaların, oradan oraya koşuşturanların, beslenenlerin, doğanların, ölenlerin farkına bile varmaz.

Aynı beden içinde, bir yandan da inanılmaz savaşlar cereyan etmektedir. Bakteriler, virüsler, parazitler, radyasyon, kirlilik, stres, zehirler, tümörleşmeler gibi insanı her taraftan kuşatan tehlikelere karşı kan damarlarında, kemik iliklerinde, tek tek herbir hücrenin içinde nice savunma mekanizmaları gece gündüz faaliyettedir. Bir insan, herhangi bir anda, kaç tane hastalık veya ölüm tehlikesi atlattığını bilemez. Onun bütün anları, bütün saniyeleri böyle sayılamayacak kadar çok gizli nimetlerle doludur.

Biz aynaya baktığımız zaman, Allah’ın bize bağışladığı pek büyük bir nimetin sadece dış yüzünü görürüz. O, kâinatın bütün estetik kurallarını kendisinde özetleyen bir simadır, bir insan yüzüdür. Daha doğrusu, insan yüzünün, görünen kısmıdır.

Gerçi o görünen kısım üzerindeki nimetler de saymakla bitmez. Fakat o muhteşem eserin bir de altyapısı vardır. Sadece bir yüz ifadesi, meselâ bir gülümseme açısından ele alacak olursanız, o ifadeyi dile getiren yüzün derisi altındaki harikulâde kas yapısının ve bağlantılarının, sinir sisteminin, dolaşım sisteminin akıllara durgunluk veren düzenlenişiyle karşılaşırsınız. Bu yapıyı biraz incelemeye başladığınız zaman ise, bir insan yüzünde bir tebessüm inşa etmenin bir dünya yaratmaktan hiç de kolay olmadığını anlamanız uzun sürmez.

İnsanın kendi üzerindeki İlâhî nimetlerde olduğu gibi, dış âlemden yağan nimetlerde de, görünmeyen kısım, görünen kısımdan çok büyüktür.

Alınan bir nefes hava, yere düşen bir damla yağmur, dalında olgunlaşan bir meyve, gözümüze yansıyan bir güneş ışığı gibi, akla gelebilecek ne varsa, hepsinin de bir buzdağının görünmeyen kısmı gibi, görünen kısmından daha büyük bir arka planı vardır. Bunların hepsi de ardına pek çok gizli nimetleri takmış olarak gelir, bize ulaşır.

Bir de manevî yapımızın nimetleri, bâtın duygularımızla eriştiğimiz nimetler gibi görünmeyen nimetler vardır ki, bunlar akıl, kalp, ruh gibi âlemlerimizin alanına giren ve yine saymakla bitirilemeyecek nimetlerdir. Akıl nimetinden ve bu nimet vasıtasıyla eriştiğimiz diğer nimetlerden tutun, iman ve İslâm nimetlerine, yahut örtülen bir kötülüğe, işlenen bir iyiliğe varıncaya kadar, gözle görünmeyen nice nimetler de üzerimize her an yağmakta olan nimetler arasındadır ki, bunların ana başlıklarını bile saymaya kalksak, yine pek uzun bir liste tutardı.

Âyet-i kerime, gizli ve açık nimetlerden başka, bir de göklerde ve yerde olan herşeyin insana hizmetkâr kılınmış olmasından söz ediyor ki, bunu da bir sonraki bölümde ele alacağız.
[1] Abese Sûresi, 80:24.


Kitap hakkında bilgi için:

1 yorum:

osman dedi ki...

En iyisi; şükrederken, farkında olunan - olunmayan tüm nimetleri niyet etmek gibi görünüyor..

Bir de farkında olabilmeyi dilemek..