27 Eylül 2006 Çarşamba

Ayetler ve İbretler / 59

Eve kapıdan girmek
Ümit Şimşek

[Bu programın Dost TV'deki yayın saatleri, Ramazan süresince 09:40 ve 02:00 olarak değiştirilmiştir]


Evlere kapılarından girin.
Bakara Sûresi, 2:189
KUR’ÂN-I KERİMİN hayata istikamet veren ilkelerinden biri de bu özlü cümlede ifade ediliyor.
Bu cümlenin öncesi ve sonrasıyla birlikte âyeti bir bütün halinde okuduğumuz zaman, onda, yaşanan hayattan bir kesit buluyoruz. Kur’ân, bu kesiti ele alıyor ve onda gerekli düzeltmeleri yapıyor:


Sana hilâlleri soruyorlar. De ki: O, insanlar ve hac için zaman ölçüleridir. Hayra ermek, evlere arkadan girmekle olmaz. Asıl hayır, takvâ sahibi olanın hayra erişidir. Evlere kapılarından girin. Ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Âyetin başındaki ifadeden, bir kısım insanların Peygamberimize ayın evreleri hakkında soru sorduğu anlaşılmaktadır. Âyet bu soruya gayet kısa ve kestirme bir cevap verirken, aynı zamanda, soru soranların bakış açısını da düzeltiyor:

“O, insanlar ve hac için zaman ölçüleridir.”

İşte bu özlü cevapta bir hikmet dersi vardır.

Soruyu soranlar, aslında, böyle bir cevap ummuyorlardı. Onlar daha çok ayın evreleri hakkındaki ayrıntılarla ilgileniyorlar, Peygamber Efendimizin bu konuda söz söylemesini bekliyorlardı.

Âyet ise, doğrudan doğruya, ayın evrelerindeki hikmete bakışları çeviriyor. Ve, insanları, etraflarındaki âleme hikmet gözüyle bakmaya, Yüce Allah’ın sonsuz kudretiyle var ettiği şeylerde ve bu kâinatın hadiselerinde ortaya çıkan hikmet eserlerini araştırmaya çağırıyor.

Zira ayın evreleri hakkında sorulan bir soruya cevap olarak pek çok şey söylenebilir. Bu konuda bilgi sahibi olmak isteyen de, öğrenecek pek çok şey bulabilir. Lâkin bütün bu bilgileri anlamlı kılacak birşey vardır ki, o dikkate alınmadığı takdirde, insan dünyanın bilgisini de yutacak olsa, bu, bir bilgi hamallığından çok fazla öteye gidemeyecektir. O da, ayın evrelerindeki hikmetli düzenlemedir; ayın niçin bu şekilde yaratılmış olduğudur.

İşte âyet, doğrudan doğruya dikkatleri bu noktaya çekiyor ve “Bu, size vaktinizi bildirmek için böyle düzenlendi” diyor. Ve bu dersiyle, bize bu dünyayı şirin bir yuva yapan ve bu yuvanın tavanına ay gibi ışıl ışıl bir kandili takvim halinde asan Yer ve Gökler Rabbinin biz insanlar üzerindeki büyük bir nimetini hatırlatıyor.

Üstelik, Kur’ân, bu bakış açısı ayarlamasını, bir bâtıl âdeti tashih ederken yapıyor.

Cahiliye döneminden kalan bu bâtıl âdetin gereği olarak, insanlar, o zaman, hac dönüşü evlerine arkadan girerlerdi. “Hayra ermek, evlere arkadan girmekle olmaz” buyurmak suretiyle Kur’ân bu bâtıl âdeti reddediyor. Aynı zamanda, ayın evreleriyle ilgili sorulardaki bir tersliğe de dikkatleri çekiyor ve diyor ki:

“Evlere kapılarından girin.”

Yani, ayın evreleri hakkında soru soracaksanız, önce şunu bilin ki, bu konuda ilk olarak dikkatinizi yöneltmeniz gereken şey, onun hikmetidir.

İkinci olarak, böyle bir soru, bir Peygambere sorulacak soru değildir. Zira o Peygamber size hilâlin hangi gün ne şekil alacağını öğretmek için değil, sizi inkâr karanlıklarından kurtarıp ebedî saadete kavuşturmak için gelmiştir. Ondan, kendinizi helâke düşmekten kurtaracak ve size Rabbinizin hoşnutluğunu kazandıracak şeyleri öğrenmeye bakın. Yani:

Eve arkadan girmeyin, kapıdan girin!

İşte bu âyetten, bu zamanın, belki diğer bütün zamanlardan önce alması gereken ibret dersleri vardır.

Çünkü bu zamanın egemen anlayışları, kâinata nereden bakacağını da, neyi kimden soracağını da şaşırmış durumdadır.

Gerçi bugünün insanı ayın evrelerinden çok daha ötesini öğrenmiştir. Bir yandan varlık âleminin en ücra köşelerindeki yıldızlar, bir yandan atom-altı dünyalarda olup bitenler en ince ayrıntılarına kadar araştırılmaktadır. Fakat bu araştırmalarda hiç sorulmayan sorular vardır:

Bütün bunlar niçin? Anlamı ne, amacı ne bunların? Bunları hikmetle düzenleyen kim?

İşte bu soruların sorulmayışıdır ki, zamanımızın bilimcilerinden pek çoğunu haktan uzaklaştırmış ve bilgilerini de tümüyle hikmetten yoksun bir abesiyet yığınına çevirmiştir.

Eğer bugün bilimsel anlayış denince, yaratılanı Yaratandan ayırarak tesadüf ve anlamsızlığa mal eden bir bedbahtlık hatıra geliyorsa, bunun tek nedeni vardır:

Evlere arkadan girmek. Yani, konuya ters taraftan yaklaşmak. Kâinata yanlış açıdan bakmak. Hiçbir kapı bulunmayan ve hiçbir şey göstermeyen bir zulümat çukurundan bakıp kâinatın anlamını çözmeye çalışmak!

Kur’ân ise, bütün çağlara hitap ettiği gibi, günümüze de özellikle hitap ediyor ve insanları hayra, iyiliğe, kurtuluşa ulaştıracak kapıyı gösteriyor.

“Gelin, bu hikmet kapısından girin ve kötü bir âkıbetten sakının” diyor.





Kitap hakkında bilgi için:
http://morotesi.blogspot.com

1 yorum:

Abdullah dedi ki...

Doğru soruyu
Doğru bir niyetle
Doğru bir açıdan
Doğru kimseye sormak
Yani eve kapıdan girmek!..
Yine çok orjinal bir bakış âyete
Başka tefsirlerde de böyle bir açıklama var mı acaba bu âyetin külli mânâları içinde ?
Merak ettim doğrusu.