22 Eylül 2006 Cuma

Ayetler ve İbretler

Ayın hesabı
Ümit Şimşek

[Bu programın Dost TV'deki yayın saatleri, Ramazan süresince 09:40 ve 02:00 olarak değiştirilmiştir]

Güneş ve ay bir hesapladır.
Rahmân Sûresi, 55:5.

ÂYET, üç kelimelik sade bir cümle içinde, kâinattaki muhteşem düzene ve kâinat kitabının âyetlerinden iki tanesine dikkatlerimizi yöneltiyor ve bize bir hikmet dersi veriyor.

Bütün kâinat âyetlerinde olduğu gibi, güneş ve ayda da ilk olarak karşımıza çıkan hakikat, bunların gelişigüzel yaratılmış başıboş varlıklar olmadığıdır. Gökler, yer ve onlarda olanlar nasıl sonsuz bir hikmetle düzenlenmişse, güneş ve ay da aynı hikmetin eserlerini göğün güzel yüzünde sergileyecek şekilde yaratılmıştır. Onlar, ayrıca, yeryüzündekilerle ilgili önemli görevleri de yerine getirmektedirler.

Fakat âyet burada işi bir adım daha ötesine götürerek, güneşin ve ayın hesaplı yaratılışlarına da dikkat çekiyor. Böylece, biz mü’minlere şöyle bir hikmet dersi vermiş oluyor:

Güneş de, ay da hikmetli bir şekilde yaratılmıştır.

Onların yaratılışında, sizinle ilgili önemli gayeler vardır; onlar size hizmet edecek şekilde düzenlenmiştir.

Onların yaratılışları da, hareketleri de bir hesapladır.

Dolayısıyla, bu hesabın, sizinle doğrudan bir ilgisi vardır.

İşte bundan sonrası biz kullara düşen bir iştir. O hesabı öğrenmek ve ondan alacağımız dersleri hayatımıza yansıtmak bize düşmektedir.

Nitekim güneşin de, ayın da kesin ve ince bir hesapla hareket ettiğini artık herkes biliyor. Ve bu hesap bizi hiçbir zaman yanıltmıyor. Ayı bir yana bırakın, Güneş Sisteminin en ücra gezegenlerine gönderilen uzay araçları, aradan sekiz on sene gibi uzun zamanlar geçtikten sonra, gidiyor, uzayın o karanlık köşelerinden birinde, o gezegeni, tam o sırada bulunması gereken yerde yakalıyor.

Ne gariptir, bilim dünyası güneşin de, ayın da tüm hareketlerini yıllar öncesinden en ince ayrıntısına kadar belirlerken, on dört asırdır “Güneş ve ay bir hesapladır” âyetini okuyup duran Müslümanlardan bazıları, hâlâ ayın bugün mü, yarın mı görüleceğini tartışıyor. Ve, “ilmelyakîn” bir şekilde, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak bir kesinlikle yapılan hesapları bir yana atarak, zanna dayanan haberlere itibar etmeyi dindarlık sayabiliyorlar!

Kur’ân “Ay hesap iledir” diyor; ama hesaba itibar edilmiyor.

Kur’ân “Zan asla gerçeğin yerini tutmaz”[1] buyuruyor; ama burada ilim terk ediliyor, gerçekler zanna kurban ediliyor.

Daha da ilginç olanı, çoğu zaman bu konuda iddialar ortaya atanların, tahmin ile hesap arasındaki farkı ayırt edemeyişleridir. Onların birçoğu, takvimlerde yazılı olan vakitlerin, tıpkı hava tahminleri gibi, bir tahminden ibaret olduğunu sanmakta ve bu “tahminlerin” doğruluğunu, kulaktan kulağa yayılan haberlerle ölçmeye çalışmaktadır!

Oysa tahmin başka şeydir, hesap ise bütün bütün başkadır. Havanın yarın veya gelecek hafta nasıl olacağı hakkında tahmin yapılır. Ama güneşin kaçta doğacağı tahmin edilmez, hesaplanır. Ayın hangi gün görüleceği tahmin edilmez, hesaplanır.

Ve bu hesaplar, yarın için yapılabileceği gibi, on sene, elli sene veya yüz sene sonrası için de aynı kesinlikle yapılabilir.

Çünkü güneşin ve ayın hareketleri, belirlenmiş bir hesaba dayanır.

Rahmân Sûresinin âyeti, gayet net bir şekilde, bu hesaba dikkatlerimizi çekiyor. Güneşin ve ayın yaratılışındaki hikmetler içinde özellikle hesap konusunu dile getirmek suretiyle, bize bir hikmet dersi veriyor.

Lâkin Kur’ân’ı okuyan ve ona iman edenlerden bir kısmı, onun bu açık teşviklerine rağmen, kâinat âyetlerinden sınıfta kalmaya devam ediyor.

“Onlar gökyüzünün âyetlerine aldırmıyorlar”[2] buyuruyor bir başka âyet.

Ne yazık ki, aldırmayanlar, sadece inkâr ehlinden ibaret değil…

[1] Yunus Sûresi, 10:36.
[2] Enbiyâ Sûresi, 21:32.
Previous Post
Next Post

About Author

2 yorum:

Çağlayan dedi ki...

Çok güzel bir açıklama ...
Teşekkürler...

şükrü dedi ki...

İlk kez yazılı metin blogda ,önümde, siz TV de, konuyu böylece takip ettim. Anlatırken tepkilerinizi, duygularınızı, hayretinizi de katıyorsunuz. İşte bu nedenle bu programın CD,lerinin olması çok iyi olurdu, diye düşünüyorum.