18 Kasım 2006 Cumartesi

Ayetler ve İbretler / 70

Yapan konuşuyor
Ümit Şimşek


[Bu program haftanın her günü 7:50'de, hafta içi hergün 07:50 ve 16:40'ta Dost TV'de yayınlanmaktadır]

Onun karınlarından, çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki, onda insanlar için şifa bulunur. Düşünen bir topluluk için bunda bir âyet vardır.
Nahl Sûresi, 16:69
ÂYET, balarısından balın çıkışını anlatan kısa ve sade tek bir cümle içinde bile birkaç yönden mucizeliğini gösteriyor.

Bir defa, “onun karınlarından” ifadesi, Kur’ân’ın beyanında ibret nümuneleri arayanlar için oldukça ilgi çekici bir ifadedir. Çünkü bu sözün, her arı için birden fazla karın kastedecek şekilde anlaşılması mümkün olduğu gibi, birden fazla arıyı tek bir arı gibi anlattığını düşünmek de mümkündür. Her iki anlayış da gerçeğe uygun düşer. Çünkü balarılarının bir değil, iki midesi vardır. Bunlardan biri bal midesidir ki, arı, çiçeklerden bal yapmak üzere topladığı nektarı bu midesinde toplar. Beslenme değil, nakliye amacıyla kullandığı bu midesinde, arı kendi ağırlığı kadar yük taşıyabilir.

Dışarıdan nektar taşıyan balarısı kovana geldiğinde, daha genç arılardan biri ona yanaşır, hortumunu onun bal midesine kadar uzatır ve buradaki nektarın tamamını kendi bal midesine doldurur. Sonra, tükürük ve özel salgılarıyla karıştırarak yarım saat kadar onu çiğner; nihayet bala dönüştüğünde onu peteklerden birine boşaltır. Böylece, herbir bal zerresi, zaten tek bir vücut halinde davranmakta olan arı toplumunun ikişer mideye sahip iki ayrı bireyinin beraberce, tek bir beden gibi çalışmasıyla üretilir ki, arının tekliğine ve karın çokluğuna işaret eden “onun karınlarından” ifadesi bu hadiseyi özlü bir şekilde dile getirmektedir.

En azından, bu hadisenin cereyan ediş tarzı, âyetin şu ifadesine aykırı düşmemektedir. Bir mucize de işte budur: On dört asır önce, arının yaşayışından insanların tümüyle habersiz bulundukları bir zamanda inen bir kitapta balın oluşumundan bu kadar kısa ve sade bir cümle ile söz edilmesi ve bu cümlede de yüzyıllarca sonra edinilecek bilgilere ters düşen hiçbir unsur bulunmadığı gibi, bir de bu bilgilere ince işaretlerin yer alması, elbette ki bir beşerin başarabileceği bir iş değildir. O kitabı indirenin ilminin balarısıyla ilgili bütün bilgileri bütün incelikleriyle kuşattığı, âyetin her cümlesinden, hattâ her kelimesinden anlaşılmaktadır.

Balarısının karınlarından çıkan şeyi Kur’ân’ın “şerbet” olarak nitelemesi de bu âyetin mucizeler zincirindeki halkalarından birini teşkil eder. Zira arının karnından çıktığı zaman, bal, gerçekten de şerbet kıvamındadır. Peteklere bu şekilde doldurulan bal, daha sonra bir miktar kurumaya terk edilir. Eğer kovan sıcaklığı buna elvermezse, balarıları, kanat hareketleriyle balın su fazlasını buharlaştırırlar. Nihayet bal bizim soframızdaki kıvamını alınca peteklerin üzeri balmumu ile kapatılır.

Şifa ise, bugün balın en ziyade aşina olduğumuz özellikleri arasındadır ki, bu konuda, bilim dünyası hergün yeni bir gelişme kaydetmektedir. Yaraların kapanması, yanıkların iyileşmesi, diş çürüklerinin önlenmesi, kalp ve damar hastalıklarından korunma, mide hastalıklarının tedavisi gibi pek çok konuda mucizevî özellikleriyle, bal, modern tıbbın uygulamaları içinde yerini almıştır. Balın şifa verici özellikleriyle ilgili olarak bilim adamlarınca pek çok araştırma yürütülmekte, her yıl bu konularda düzinelerce tebliğ yayınlanmaktadır.

Biz, henüz yirminci yüzyılda tanımaya başladığımız balarısı hakkındaki bilgilerimizle Kur’ân’ı dinlediğimiz zaman, onun balarısını bize anlatışı karşısında hayretten hayrete düşüyoruz. Bizden önce gelip geçenler, bu konuda bizim kadar çok şey bilmiyorlardı; ama, hiç kuşkusuz, bu âyetler onlara de pek çok şey anlatıyor, onları da hayret ve tefekküre sevk ediyordu. Bizden sonra gelecekler ise, bu âyetlerde bizim bulduklarımızdan daha fazlasını bulacaklar ve bizden daha fazla hayrete düşecekler.

İşte bu duruma hayret etmemek gerekir. Çünkü balarısını yapan, yaptığı şeyi anlattığı zaman, bütün zamanlara düşen, anlatılanı bir hayret secdesinde dinlemekten ibarettir.

Evet, gerçekten de, düşünen topluluklar için âyetler var:Hem balarısında, hem de balarısını anlatan âyetlerde.
Previous Post
Next Post

About Author

1 yorum:

latif dedi ki...

Kur'ânın i'câzı ve arının şu hârikulâde keyfiyeti karşısında hayrete düşmeyen akılları, ruhları eşek arısı soksun!..