9 Haziran 2008 Pazartesi

Ayetler ve İbretler: 202


PUTLAR NE İŞE YARAR?
Ümit Şimşek


İbrahim dedi ki: Siz bu dünya hayatında, aranızda muhabbet olsun diye, Allah’ı bırakıp da kendinize putlar edindiniz.
Ankebut Sûresi, 29:25

YİNE zaman üstü bir tesbit, yine evrensel bir ders. İnkâr cereyanlarının her zaman, her yerde başvurduğu bir yolu, dayandığı ve güç aldığı yöntemi, Hz. İbrahim’in diliyle Kur’ân bize ders veriyor:

Aralarında muhabbet olsun diye putlar edinmek.

Bir delile dayandıklarından, o putlarda bir hakikat gördüklerinden değil, arada muhabbet olsun diye.

O putlar etrafında bir birlik sağlansın, bir dayanışma vücuda gelsin, çıkarlar korunsun, rantlar ve saltanatlar sürüp gitsin diye…

Bu, inkâr ehlinin evvelden beri değişmeden sürüp giden bir âdetidir. Yalnız putlar devirden devre, toplumdan topluma değişir. Kimi zaman insanların elleriyle yaptıkları heykeller put olur, kimi zaman bir dünya büyüğü, bir şöhretli kişi, yahut tartışılması caiz olmayan bir kısım değerler ve kavramlar. Günün revaçta olan anlayışına göre, her zamanın inkârcıları, uygun birtakım putlar geliştirir ve muhabbetlerini onların etrafında örerler. O çağda ve o toplumda bir hayat hakkına sahip olmak isteyen herkes, o putlara sadakatini ispat etmek zorundadır.

Gerçi onların hepsi de bâtıl bir inancın peşinde olduklarını içten içe vicdanlarında hisseder. İbrahim Aleyhisselâmın kavmi de onun “Putlarınızı şu büyükleri kırmıştır” sözü üzerine vicdanlarının sesini dinlediklerinde “Gerçekten zalim olan biziz” demiş, sonra yine eski kafalarına dönmüştü.[1] Fakat, birbirlerine karşı riyakârlık yaptıklarını bile bile, düştükleri gülünç durumda sebat etmek zorundadırlar. Çünkü mevkileri de, makamları da, aralarındaki çıkar ilişkileri de, halk üzerindeki nüfuz ve istibdatları da, bu bâtıl inançlar etrafında kurdukları sosyal baskı sayesinde devam edebilir.

Putlar zamana ve zemine göre değişebildiği için, bu sosyal baskının biçimi ve boyutları da çevreden çevreye farklılık gösterebilir.

Meselâ inkâr cereyanlarının etkisi altındaki bilim çevrelerinde muhabbetler tabiat, tesadüf, evrim gibi putların etrafında örülür, bu putlar adına uygulanan sosyal baskı ile çıkarlar korunur.

Dünya ehlinin de moda gibi, çağdaşlık gibi putları vardır; muhabbetler, dayanışmalar, alışverişler, hortumlamalar, sosyal faaliyetler, sohbetler, hattâ yiyip içme ve giyinip kuşanmaya varıncaya kadar herşey, bu putların baskısı altında cereyan eder.

Eğer bir yerde halkın malını hortumlamak ve bir kısım adamların saltanatını devam ettirmek için bir tezgâh kurulmuşsa, orada, onlar arasındaki dayanışmayı ve halk üzerindeki baskıyı devam ettirmeye yarayan bir kısım putlar da var demektir. O putlara karşı en küçük bir sorgulamayı hatıra getirecek bir davranış, onlar tarafından en büyük bir tehdit olarak algılanır. Kendilerine karşı bir mücadele amacını taşımasa bile, dinî inançları hatırlatan herhangi bir simge karşısında aşırı tepki göstermelerinin sebebi de budur. Çünkü dini hatırlatan şeylerle karşılaştıklarında kendi inanç sistemlerinin temelden saldırıya uğradığını ve aralarındaki muhabbet ve kaynaşmayı sağlayan şeylerin ellerinden kaçacağını zannetmektedirler.

Hz. İbrahim’in dersi, başta da değindiğimiz gibi, ölümsüz bir derstir. Onun muhatapları o zaman başka bir kılıkta, bugün veya yarın daha değişik bir kılıkta ortaya çıkabilirler. Hattâ bu ümmet içinde bile öylelerinin çıkması hiç de yabana atılacak bir ihtimal değildir. Böyle bir tehlikeye Peygamber Efendimiz açıkça dikkat çekmektedir:


Ümmetimden bazı topluluklar müşriklere katılıp da putlara tapmadıkça kıyamet kopmaz.[2]

Evet, Kur’ân da, Hadis de bize hayatın ta içinden sesleniyor. Yaşanan ve yaşanacak olan şeyleri bildiriyor.

Bize düşen şey, hayatımıza onların gösterdiği yerden bakmak, problemleri onların gösterdiği gibi görmek, çözümü de onların gösterdiği yerde aramak…

[1] Enbiyâ Sûresi, 21:62-65.
[2] Tirmizî, Fiten: 43.
Previous Post
Next Post

About Author

0 yorum: