28 Mayıs 2017 Pazar

BEDİÜZZAMANCA BİR YAKARIŞ

Bediüzzaman Said Nursî’nin “Ey bu istiğfarı önce kendi nefsi için okuyan zat! Sâniyen onu benim namıma Allah için okuyuver” kaydıyla Mesnevî-i Nuriye adlı eserine aldığı münacat:
İ
lâhî! Kıyamet gününe kadar benim için istiğfar eden binlerce lisanım olsun isterim. İlâhî, kalem ve yazdıkları var olduğu müddetçe, şu risalenin nüshalarını, benim bedelime istiğfar eden ve Peygambere salâvat getiren lisanlar eyle.
İlâhî! Günahlar beni susturdu. İsyanımın çokluğu beni mahcup düşürdü. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim Şeyh Abdülkadir Geylânî’nin (k.s.) sesiyle Senin dergâh-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcı nezdinde makbul ve âşinâ nidâsıyla Senin mağfiret kapında nidâ ediyorum:
Ey rahmeti herşeyi ihâta eden ve ey herşeyin melekûtu elinde bulunan Zat! Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat! Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen, hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan, hiçbir şey Ona benzemeyen, ve hiçbir şey Onu âciz bırakamayan Zat! Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla.
Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat! Ey herşeyden önce var olan Evvel, herşeyden sonra bâkî kalan Âhir, herşeyin fevkinde olan Zâhir, herşeyin dûnuna nüfuz eden Bâtın, kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kàhir! Benim herşeyimi bağışla. Şüphesiz Sen herşeye kadirsin.
Ey herşeyi her haliyle bilen Alîm, herşeyi ihâta eden Muhît, herşeyi hak-kıyla gören Basîr! Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan Şehîd, herşeyi görüp gözeten Rakîb, ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden Lâtif, herşeyden hakkıyla haberdar olan Habîr! Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hatâ olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Sen herşeye kàdirsin.
Allahım! Rezillikten ve aşağılık heveslerden Senin izzet-i celâline ve celâl-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.
Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungâhı olan Allahım! Beni şeytanî şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebîn olan Muhammed‘i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden tertemiz kıl—öyle ki, enaniyet fenâ bulsun ve Allah’ın nimet deryasında Allah’ın lütuf ve ihsanlarına gark olmuş, Allah’tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah‘ın kılıcıyla nusrete erişmiş, Allah’ın inâyetiyle nasiplenmiş ve Allah’ın himayesiyle korunmuş olarak herşeyim Allah için, Allah ile, Allah’a ve Allah’tan olmak suretiyle bâkî kalsın.
Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Mü-debbiri, ey Melik, ey Azîz, ey Kahhâr, ey Rahîm, ey Vedûd, ey Gaffâr, ey gayb âlemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan! Günahlarımı bağışla; bütün esbab üzerine çökmüş, bütün kapılar yüzüne kapanmış, doğru yolda gidenlerin tarikine sülûk etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve mâsiyet meydanlarında başıboş dolaşarak harcamış olan kuluna merhamet et.
Ey duâ edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür’atle gören, ey Kerîm, ey Vehhâb! Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belâsı kuvvetli olan ve yegâne melce ve ümidi Senden ibaret olan kuluna merhamet et.
***
Ey bu istiğfarı önce kendi nefsi için okuyan zat! Sâniyen onu benim namıma Allah için okuyuver. Çünkü kabir bana mesken olmuş ve lisanım da susmuş iken, benim kitabım senin lisanını ödünç alarak konuşuyor. Sen dahi Allah rızası için benim hesabıma böylece konuşuver.
SAİD NURSÎ
(Mesnevî-i Nuriye, Şemme’nin İkinci Parçası)
***
Tam metin:
Previous Post
Next Post

About Author

0 yorum: