20 Haziran 2017 Salı

BUGÜN TAHTAKURUSU ÖLDÜREN YARIN NELER YAPMAZ?


Bediüzzaman ve talebelerinin bir hapishaneye girmesi demek, orada topyekûn bir ıslahatın başlaması demekti. Evvelce gözünü kırpmadan üç beş adam öldüren katillerin tahtakurusu öldüremez hale gelmeleri, Risale-i Nur tarihinin dost-düşman herkesçe bilinen  tablolarındandır.
Tahtakurularının eziyetine katlanmak ve onları öldürmekten kaçınmak, gereksiz bir hassasiyet olarak görülebilir. Fakat Bediüzzaman’ın talebelerine tahtakurusu öldürmeyi yasaklamasının bir hikmeti vardı. Çünkü o, bu meseleye sadece tahtakurusuyla bitecek bir macera olarak bakmıyor, daha ilerisini düşünüyordu. Bunu, Denizli hapsinde Bediüzzaman ile beraber yatan Nur kahramanlarından Hasan Âtıf Egemen’in hatıralarından öğreniyoruz.
Ömer Özcan’ın son derece değerli hatıra ve tesbitlerle dolu Ağabeyler Anlatıyor adlı dizisinin 6’ncı kitabında, Hasan Âtıf Egemen’in bu konudaki hatırasını, ondan naklen Cemil Altuğ şöyle anlatıyor:
Hasan Atıf Ağabey, istiğna düsturuna da çok dikkat ederdi. Bir yere yazı öğretmeye gittiğinde, özel torbasını hazırlar öyle giderdi. Torbanın içerisine ekmek, kaynamış patates, çökelek, zeytin vs. koyar, kaldığı yerlerde bunları yerdi. Evlere, davetlere gitmezdi. Çoğunlukla dershanede oturur, kendi getirdiklerinden yer, minnet altına girmezdi. Yalnız Köşk’te dershane yoktu. Bu nedenle Köşk’e geldiğinde bizim evde misafir olurdu. “Sandıklı’nın tarhana çorbasını ve bulgur pilavını çok severim” der, başka yemek istemezdi.
Yerler tahta olduğu için o günkü şartlarda tahtakurusu olurdu. Tahtakurularını alır ve kendi porselen fincanın içinde toplardı. Hayvancıklar çıkmak istiyorlar ama kaydıkları için yukarı çıkamıyorlardı. “Hocam, bunları ne yapacaksınız?” diye sorunca “Dur hele bizim oğlan, dur bakalım” derdi. Sonra bahçeye çıkar, bahçenin en uzak köşesine döker, o tahtakurularını öldürmezdi. “Üstad, hapishanede bunları öldürmeye müsaade etmezdi” derdi. “Tahta bitini öldüren ileride kedi öldürür, köpek öldürür, sonra daha büyüğünü öldürür. Daha büyüğünü öldüren insanı öldürmeye kalkar; böyle sırayla gider bunlar. Bu bakımdan Üstad Hazretleri sinekleri, tahta bitlerini öldürtmezdi. “Zaten bir tekini öldürünce, onun kan kokusuna ötekiler gelir, öldüreni sabaha kadar ısırır, öldürdüğüne pişman ederler” derdi.
— Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor: 6
***
Yazının orijinali:

Hiç yorum yok: