9 Haziran 2017 Cuma

OKUMAYI UNUTAN ADAM(LAR)

Ünlü bir yazar, bir sabah âniden okumayı unutuverdi ve okumaz-yazar haline geldi. Fakat onu tedavi eden doktorun durumu daha da içler acısıydı.
ÜMİT ŞİMŞEK
Kanada’lı Howard Engel, 2001 yılının bir Temmuz sabahında gazetesini açtığı zaman, hiçbir şeyi okuyamadığını fark etti. Resimleri görüp anlamakta zorluk çekmiyor, fakat gazetenin hangi köşesini okumaya kalksa, karşısına “hiyeroglif” ile doldurulmuş bir metin çıkıyordu.
Oysa okumak, 70 yaşındaki Howard Engel’in o Temmuz sabahına kadar nefes alıp verircesine yaptığı en doğal işlerinden biriydi. Çocukluğunda, henüz mahallesindeki eczanenin yerini öğrenmeden, astronomi okumalarıyla gökyüzündeki yıldızların, bulutsuların, galaksilerin yerini öğrenmişti.
Üstelik Howard Engel bir yazardı. Kanada’ya ilk detektif roman kahramanını armağan ettikten başka, onu izleyen 200 kadar yazarı da ülkesine kazandırmıştı. Fakat ünlü yazar şimdi kendi yazdıklarını da okuyamıyordu.
İşin daha da garibi: Howard Engel’in yazma konusunda hiçbir problemi yoktu. Kalemi aynen eskisi gibi işliyordu. Fakat ne yazdığını kendisine sormayın! “Meselâ s’yi yazarken s olarak yazıyorum; ama okumak istediğimde bir an için bana w olarak görünüyor” diyordu.
Doktorlar, Engels’in okumasını engelleyen ârızaya “aleksiya” teşhisi koydular. Bu, beynin görme işlevini gören bölümünde küçük bir kısmı etkileyen bir felç durumuydu. İncecik bir damarda bir noktacık kan pıhtısı, 60 küsur yıldır okuyup yazan bir adamı, bir anda okumaz-yazar haline getirebiliyor!
Engel’in başına gelen şey son derece nadir bir vak’a olarak nitelense de, bu bize pek inandırıcı gelmiyor. Hattâ, kendisini tedavi eden doktorun “Akıl Gözü” adlı kitabında Engel’in macerasını anlatırken yazdıklarına bakılırsa, bizzat doktor da benzer bir problemin pençesinde olmalı:
“Okur-yazarlığımızı İlâhî bir müdahaleye borçlu değiliz,” diyor nörolog Oliver Sacks bu kitabında. “Sinir sistemimizde öteden beri var olan eğilime yeni bir yaratıcı kullanım alanı açan kültürel ayıklama ve kültürel bir müdahale sonucunda okur-yazar olmuş bulunuyoruz.” (Not: Bu cümlenin orijinali de tercümesi kadar, hattâ yazarın kafası kadar karışıktır. Hastasından farklı olarak, doktorun okuma problemi, yazmasını da bir ölçüde engellemişe benziyor!)
Nöroloji uzmanı, okuma-yazma eylemini ortaya çıkaran fiilin üzerinde tanrısal özellikler görmüş; fakat bu özelliklerde imza sahibi olarak “kültürel müdahale” ve “kültürel ayıklama” isimlerini okumuş. Tabii ki kendisi bu alanda yalnız değil; zamanımızda bilim adamlarının ekseriyeti aynı yolu seçtiği için, İlâhî fiiller üzerinde yaratılmışların (veya “doğa” yahut “doğal ayıklama” gibi hiç yaratılmamışların) ismini okumak, s’yi w okumak kadar kusurdan addedilmiyor.
Devamı:
Previous Post
Next Post

About Author

0 yorum: