SON EKLENENLER
latest

Güncel

Güncel

468x60

randomposts3

NOT DEFTERİ

Not defteri/block-7

HAYATIN İÇİNDEN

Hayatın içinden/block-1

Kur'an Buluşmaları

Kur'an Buluşmaları/block-4/

Kur'an

Kur'an/block-2

Sünnet

Hadis-Sünnet/block-2

Tefekkür

Tefekkür/block-3

Kültür-Sanat

Kültür-Sanat/block-7

BASINDA

Basın/block-8

KİTAPLARDAN

Kitaplar/block-9

YAZI TEKNİKLERİ

Yazı teknikleri/block-8

DOĞRU YAZALIM

Doğru yazıp doğru konuşalım/block-9

SON YAZILAR

23 Ocak 2023 Pazartesi

60 yaşında yürümek

   

Tedavi olunuz, Allah her hastalığın şifasını da yaratmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v)

    

MUSTAFA ÇALIŞAN

   

İnsan, el kadar bir bedenle doğar. Bir karış boyundaki bedenine pantolonlar, zıbınlar giydirmeye korkar anneler. Parmak boyunda ayakların büyümesi, kemikleşmesi, yürümesi çok zaman alır diye düşünülür. Öyle ya; yeni doğan taylar, ceylanlar, aslanlar kalkıp yürüyüverirken insanoğlu battaniyeler içinde aylarca bekler. Aradan zaman geçer. Herkes, minik bebeğin ilk adımını kollar. Annesi, babası, büyük annesi, dedesi, teyzesi, halası…

 Sanki kendisi için küçük, insanlık için büyük bir adım atacak! Nitekim düşe kalka, tutuna tutuna, korka korka yürümeye başlar küçük insan. Adımlarını sıklaştırdıkça, yürümenin hazzını ilk kez keşfeder.

Sonra bu hazzı unuturuz. Her gün yaptığımız, kolayca yaptığımız, sıradan bir eyleme dönüşür yürümek. Genç oluruz, yürümek yetmez, koştururuz. Meşgul yetişkinler olmuşsak eğer, koşturmaya devam ederiz; işten işe, başarıdan başarıya.

Yaş alırız. Artık koşturmak fazla gelir. Ağır adımlarla devam ederiz yürümeye. Fakat adımlarımız kendinden emin, tecrübeli adımlardır artık. Sonra bir gün, eğer onu kaybedersek, bir ömür boyu bize lütfedilmiş olan bu nimetin kıymetini düşünmeye başlarız.

Benim için öyle oldu. Ne zaman ki dizlerimin bağının çözüldüğünü, bastığım zeminin altımdan kaydığını hissettim… Ne zaman ki yürüyememeye başladım. En önemlisi de, ne zaman ki dizimi büküp alnımı secdeye koyamadım! O zaman anladım.

Şimdi, 60 yaşından sonra yürümeyi yeniden öğreniyorum. Yeniden keşfediyorum adım atmayı. Biz torunların ilk adımlarını nasıl heyecanla beklemişsek, çoluk çocuk da benim adımlarımı alkışlıyorlar heyecanla.

“Hadi baba… Çok iyi gidiyorsun, bak ne güzel yürüyorsun!”

Hastanenin buz gibi soğuk ameliyathanesinin uyandırma odasında kendime gelip gözlerimi açtığımda vücudumun her yerinin ağrıdığını hissettim. Odama çıktığımda başucumda eşim, kızlarım, damatlarım; yedi yaşındaki torunumun başucuma asılı yazısı ile göz göze geldim:

“Büyükbaba seni çok seviyorum.”

Derken saatler geçmeye başladı. Ağrılar, acılar, sancılar o kadar şiddetli idi ki; adeta ben bende değildim. İşte bu esnada baktım vücudumda bir şeyler eksik gibi. Eşime sordum dedim ki:

“Bak bakalım sol ayağım ve parmaklarım yerinde mi; duruyor mu?”

O da muzip bir şekilde ayak parmaklarımı tutarak: ‘’Buldum buldum’’ dedi. Hani Hoca Nasrettin’in yitiğini bulması misali çocuklar gibi sevindim…

Aradan sekiz saat geçince, iki tane erkek hemşire geldi. Ve dakikalarca uğraşarak küçük tuvalet yaptırmaya çabaladı.

“Benim böyle bir derdim yok. Siz ne istiyorsunuz benim tuvaletimden...”

 Cevap:

“Bu çok önemli… Hayati fonksiyonların çalışması buna bağlı.”

O zaman anladım ki, 60 yıldır yaptığım tuvaletler beni hayata bağlayan hiç bilmediğim faktörlermiş…

Ameliyat sonrası doktorlar “hadi bakalım yürüyüşe” dediler. Dört ayaklı yürüteç ile ilk egzersizlere başladık. İşte o zaman fark ettim yürüyebilmenin ne büyük bir mucize olduğunu…

Bir aydır yeniden kendi ayaklarımla yürüyebilmenin mücadelesi içindeyim. Rabbim beni affetsin, ben yürüyebilmeyi tabii bir hakkımmış gibi biliyormuşum.

60 yaşından sonra adım adım hayata yeni bir başlangıç yapmak muhteşem bir sevinç ve mutluluk kaynağı. Hele hele altı ayaktan önce dört ayağa, sonra bastonla üçayağa geçmenin ve en sonunda kendi ayaklarımla yeniden yürüyebilmenin hazzını yaşamak anlatılır gibi değil…

Bana göre dünyanın yedi harikası şöyle;

1)   Yürüyebilmek

2)   Görebilmek

3)   Konuşabilmek

4)   Duyabilmek

5)   Tadabilmek

6)   Hissedebilmek

7)   İnanabilmek

Bütün bunlar bana şairin şu mısralarını hatırlatıyor:

Yeniden düşmek cemre gibi toprağa
Yeniden haram etmek gece gündüz uykuyu
Yunus Emre gibi atsız pusatsız
Yeniden koşmak Allah yolunda…

Topal karınca yola çıkmış gidiyormuş.

Sormuşlar:

“Yolculuk nereye?”

Cevap vermiş: Kâbe’ye.

Demişler:

“Bu topal ayaklarla mı?”

Cevap vermiş:

“Yolum o yol. Niyetim bu.”

Biz de topal karınca misali Allah yolunun yolcusu olma niyetindeyiz.

 60 yaşında yeniden yürüyebilmenin hazzını yaşatan Rabbimden niyazım:

Alnımın yeniden secde ile buluşmasını lütfetmesidir.

Ahirete iman her şeyin başı

    
En'am sûresinin 92-94. âyetlerini okuduğumuz 378. Kur'an Buluşmasının özeti ve video kaydı
  
Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen 378. Kur’an Buluşmasındaki ağırlıklı konumuz, kitaplara ve özellikle Kur’ân’a iman ile Allah adına yalan uyduranların âkıbeti idi.

UTESAV tarafından düzenlenen Kur’an Buluşmalarının bu bölümünde En’am sûresinin şu mealdeki 92-94. âyetlerini okuduk:

Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası ile onun çevresindekileri  uyarman için indirdik. Âhirete inananlar ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler.

Allah adına yalan uyduran, kendisine birşey vahyedilmediği halde “Bana vahiy geldi” diyen, yahut “Ben de Allah’ın indirdiği şeyin benzerini indireceğim” diyen kimseden daha zalim kim var? Sen o zalimleri can çekişirken bir görsen! Melekler ellerini uzatmış, “Haydi, çıkarın canlarınızı,” derler. “Bugün horlayıcı bir azapla cezalandırılacağınız gündür. Çünkü Allah hakkında gerçek dışı şeyler söylüyor ve Onun âyetlerine karşı büyüklük taslıyordunuz.”

Kıyamet günü, tıpkı sizi ilk olarak yarattığımız gibi yapayalnız huzurumuza gelirsiniz. Dünyada size verdiklerimizi arkada bırakmışsınızdır. İbadetinizden pay sahibi zannettiğiniz şefaatçilerinizi o gün sizin yanınızda görmeyiz. Aranızdaki bütün bağlar kopmuş, Allah’a ortak saydıklarınız sizi terk edip ortadan kaybolmuştur.

Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifler ışığında yaptığımız değerlendirmeleri şu tesbitlerle özetledik:

·         Kur’ân kendisinden önce indirilmiş kitapları reddetmez; “Onlara değil bana inanın” demez.

·         Bu sebeple, Kur’ân’a iman etmek Kitap Ehli için zor olmamalıdır.

·         Evvelki kitapların bugün insanlık âleminde mazhar olduğu ilgi ve saygıda Kur’ân’ın da büyük bir payı olduğu şüphesizdir.

·         Âhirete iman, diğer bütün iman esaslarını da kendisinde toplar. Bu dünyada inanan ile inanmayan kimseler öldükten sonra bir muhasebeye tâbi olmazlarsa, iman edenlerle etmeyenler arasında fark bulunmaz, iman etmenin de, Müslümanlığın da bir anlamı kalmaz.

·         Âhiret var olduğuna göre, bu dünyada insanları âhiret hakkında uyaran bir elçi bulunmalı; insanlığın âkıbeti ile ilgili bu kadar mühim bir istikbal hakkındaki bilgi evrensel bir kitapla desteklenmeli ve açıklanmalıdır.

·         Kur’ân-ı Kerim âhireti sadece haber vermekle kalmaz, onun hakkında birçok açıklama yapar, âhiret menzillerini âdeta fotoğraf çekercesine tasvir eder, âhiret olaylarını gözümüzün önünde cereyan ediyormuşçasına bir canlılıkla anlatır.

·         Vahiy herkes için bağlayıcıdır; Allah’tan gelmiş ve Onun adına insanlara tebliğ edilmiştir. Vahiyden başka hiçbir şey böyle bir niteliğe ve bağlayıcılığa sahip değildir.

·         Allah’ın vahyettiği kullar ise her bakımdan insanlara örnek olacak şekilde üstün nitelikli, doğru ve güvenilir kimselerdir.

·         Allah’tan vahiy alan peygamberlerden başka bir kimsenin vahiy alma iddiasında bulunması ise, Allah adına yalan söylemek olduğundan, günahın ve zulmün en büyüğüdür.

·         Büyüklük taslamanın karşılığı, aşağılayıcı bir cezadır; Kur’ân-ı Kerim bunu açıkça ve tekrarla bildirmiştir.

·         Din konusunda ve Allah’ın kitabı hakkında bilmeden konuşmanın da âyetteki tehdide insanı yaklaştırabileceği dikkatten uzak tutulmamalıdır.

En’âm sûresinin 92-94. âyetlerini okuduğumuz 378. Kur’an Buluşmasına ait video kaydını buradan izleyebilirsiniz:


UTESAV’ın Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları MÜSİAD’ın Çobançeşme’deki genel merkezinde gerçekleşiyor. Buluşmalar, sabah namazını takiben 7:10-7:40 arasında simit, peynir ve çaydan meydana gelen kahvaltı ikramından sonra 7:40-8:40 arasında sunum ve 8:40-9:10 arasında soru-cevap şeklinde cereyan ediyor ve canlı olarak https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden yayınlanıyor.

15 Ocak 2023 Pazar

Kur'an-ı Kerim Allah'ı nasıl tanıtıyor?


   

Allah’ın varlığını kabul etmekle beraber Allah’ın gönderdiği peygamblerler ve indirdiği kitaplarla problemleri olan kimselerin durumunu ele alan âyet-i kerime 377. Kur’an Buluşmasının gündemindeydi.

UTESAV tarafından düzenlenen Buluşmada okuduğumuz En’am sûresinin 91. âyetinde şöyle buyuruluyordu:

Onlar “Allah beşere birşey indirmemiştir” derken, Allah’ı lâyıkıyla takdir edemediler. De ki: Öyleyse, Musa’nın insanlara nur ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz o kitabı kâğıtlara yazıyor, bir kısmını açıklıyor, birçoğunu da gizliyorsunuz. Sizin ve atalarınızın bilmediği pek çok şey de size onunla öğretildi. Sen Allah de, sonra bırak onları, daldıkları batakta oynayadursunlar.

Âyet-i kerimenin mesajı üzerinde yaptığımız değerlendirmede nübüvvet ve semavî kitapların insanlık için taşıdığı önem üzerinde durduk ve özetle şu tesbitleri yaptık:

·         Allah’ın bu âlemi harikulâde eserleriyle dolu bir şekilde yarattıktan ve başta akıl olmak üzere pek çok üstün yeteneklerle donatılmış olarak yarattığı insanı da bu âleme gönderdikten sonra, âlemin, içindekilerin ve insanın niçin yaratıldığını ona bildirmeyip onu başıboş bıraktığını iddia etmek, Allah’ın herşeyi kuşatan hikmetini inkâr etmek anlamına gelir.

·         “Allah beşere hiçbir şey indirmemiştir” sözüyle, bundan önceki âyetlerde önemi vurgulanan nübüvvet olgusu da bütünüyle inkâr edilmiştir. Bu ise, kullarıyla iletişim halinde olmayan, onlara hükmetmeyen, onlara iltifat etmeyen, ödül ve ceza vermeyen, kullarının Kendisi için takdir ettiği bir mevkide bulunmaya razı olan bir tanrı anlayışını yansıtmaktadır.

·         Bütün peygamberlerin ve bütün kitapların dâvâları aynı olduğu için, içlerinden sadece birini veya bir kısmını inkâr etmek anlamsızdır.

·         Kitapların sonra ineni öncekini tasdik eder, önce inen de sonrakini müjdeler.

·         Onlardan birini inkâr edecek olan, tutarlı olmak için, hepsini birden inkâr etmek zorundadır.

·         Bütün peygamberleri gönderen ve kitapları indiren Allah’tır.

·         Sen Allah’ı an, onunla irtibatını koru. Geri kalana aldırma, boş yere meşgul olma, değerli vaktini ve himmetini heba etme.

·         Diğer yandan, imtihan devam ettiği için, bugün iman etmeyenin yarın iman etme ihtimali vardır.

Bu tesbitlerden sonra, Allah Teâlâyı Onun bize kendisini tanıttığı şekilde tanımak, Onun üzerimizdeki rahmet ve muhabbet eserlerini görmek ve Ona lâyıkıyla kulluk edebilmek için, Kur’ân’da Onun bize Kendisini nasıl tanıttığını görmeye çalıştık ve bir numune olarak Bakara sûresindeki âyet sonlarında geçen ulûhiyet tasvirlerine göz attık.

En’am sûresinin 91. âyetini okuduğumuz 377. Kur’an Buluşmasına ait video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

  

   

UTESAV’ın Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları MÜSİAD’ın Çobançeşme’deki genel merkezinde gerçekleşiyor. Buluşmalar, sabah namazını takiben 7:10-7:40 arasında simit, peynir ve çaydan meydana gelen kahvaltı ikramından sonra 7:40-8:40 arasında sunum ve 8:40-9:10 arasında soru-cevap şeklinde cereyan ediyor ve canlı olarak https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden yayınlanıyor.

9 Ocak 2023 Pazartesi

Bütün insanlığa yol gösteren rehberler: peygamberler

   
En'am sûresinin 90. âyetini okuduğumuz 376. Kur'an Buluşmasının özeti ve video kaydı

  

2023’ün ve aynı zamanda da Kur’an Buluşmalarında on birinci yılın ilk dersinde konumuz dünyanın en önemli gerçeği olan “peygamberlik” idi. Gündemimizdeki En’am sûresinin 90. âyeti, onları bize hatırlatıyor ve Âhirzaman Peygamberi ile daha önceki peygamberlerin hidayet konusunda tamamen birlik içerisinde bulunduklarını bize bildiriyordu.

376’ncı Kur’an Buluşmasında okuduğumuz âyet-i kerimenin meali:

Onlar, Allah’ın hidayet verdiği kimselerdir; sen de onların hidayetine tâbi ol. De ki: Görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu Kur’ân, bütün çağlara ve bütün milletlere öğüttür.

Kur’ân-ı Kerimin konuyla ilgili diğer âyetleri ve hadis-i şerifler ışığında yaptığımız değerlendirmelerde şu noktalar öne çıktı:

·         Her mü’min gibi onlar da doğru yolu Allah’ın göstermesi ve muvaffak etmesiyle bulmuşlardır.

·         Farkları: onlar – yine Allah’ın izniyle – aldıkları mesajı insanlara Allah adına tebliğ eden, kendilerinin tâbi oldukları hidayete insanları da çağıran ve bu konuda onlara örnek olan kimselerdir.

·         İlk insan da peygamber olduğuna göre, peygamberler tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar var oldukça onlara Âlemlerin Rabbinden mesaj taşıyan elçiler de var olmuştur.

·         Önceki peygamberlere hidayet konusunda tâbi olmak emredilmiştir. İbadet usulleri ve ahkâmda farklılıklar olabilir. Ancak hidayet konusunda bütün peygamberler aynı yoldadırlar ve aynı yola çağırırlar.

·         Dünya, iyilik ile kötülüğün serbest bırakıldığı ve insana her ikisi arasında seçme hakkının tanındığı bir alandır.

·         Şükür ve küfür arasında seçim yapma özgürlüğüne sahip olan insanı her iki yöne çağıran davetçiler de vardır.

·         Dünya hayatının çekiciliği ve âhiret hayatına nispetle hemen ele geçecek nimetler sunması da doğru yolu bulmaktan insanları alıkoyan güçlü bir unsurdur.

·         Bu durum, insanlığın her yerde ve her çağda sürekli olarak bir yol göstericiye muhtaç olduğunu gösterir.

·         Nitekim Allah Teâlâ yeryüzüne ilk insanın ayak basışından itibaren insanlara sürekli olarak elçiler göndermek suretiyle bu dünyanın ve kendilerinin yaratılış hikmetini, asıl vatanları olan âhiret âlemlerinde kendileri için hazırlanan ebedî hayatı, bu ödüle ulaşmak için kendilerinden beklenen şeyleri ve kendilerini bu ödülden mahrum bırakabilecek tehlikeleri insanlara bildirmiştir.

·         Sonuç: Bütün zamanların ve bütün insanların bu dünya hayatındaki en büyük meselesi ebedî hayatı kazanmak, en önemli varlığı ise peygamberlerdir.

·         Bununla beraber, peygamberler ebedî hayatı kazanmak için dünya hayatını feda etmeyi değil, aynı zamanda dünya hayatını da huzurla yaşamayı insanlara öğretirler.

·         Peygambrler insanlara yaptıkları bu büyük hizmetin karşılığında hiçbir ücret talep etmezler.

·         Ücretin sadece para ve servetten ibaret olmadığı ve şöhret, mevki, makam, alkış, nüfuz gibi akla gelebilecek her türlü dünyevî menfaati kapsadığı dikkate alınmalıdır.

·         Kendisinde hiçbir şüpheye yer olmayan bir kitap ve günahtan korunmuş olan bir peygamber, insana her iki cihanda kâfi gelecek bir rehberdir – her ikisini de doğru okumak şartıyla.

En’am sûresinin 90. âyetini okuduğumuz 376. Kur’an Buluşmasına ait video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

  

UTESAV’ın Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları MÜSİAD’ın Çobançeşme’deki genel merkezinde gerçekleşiyor. Buluşmalar, sabah namazını takiben 7:10-7:40 arasında simit, peynir ve çaydan meydana gelen kahvaltı ikramından sonra 7:40-8:40 arasında sunum ve 8:40-9:10 arasında soru-cevap şeklinde cereyan ediyor ve canlı olarak
https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden yayınlanıyor.

4 Ocak 2023 Çarşamba

Allah'ın emaneti, peygamberlerin mirası

     

En'am sûresinin 89. âyetini okuduğumuz 375. Kur'an Buluşmasının özeti ve video kaydı

2022’nin son Kur’an Buluşmasında, peygamberlerin mirasını özetleyen bir âyet-i kerimeden nasibimizi aradık.

UTESAV’ın on senedir düzenlemekte olduğu Buluşmaların 375’inci bölümünde okuduğumuz En’am sûresinin 89. âyeti, daha önce bahsi geçen 18 peygamberle ilgili olarak şu hatırlatmayı yapıyordu:

Onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Şu münkirler onları inkâr etseler de, Biz kitap, hikmet ve nübüvvet için, onları inkâr etmeyen bir topluluğu vekil kılmışızdır.

Âyet-i kerime, bize bütün peygamberlerden intikal eden mirası “kitap, hikmet ve nübüvvet/sünnet” olarak bildiriyordu. Bir başka deyişle, hakkını gözetmekle yükümlü olduğumuz üç emanet üzerimizde bulunuyordu.

Bu emanetlerle ilgili olarak âyet ve hadislerin ışığında yaptığımız değerlendirmelerde özetle şu noktaları tesbit ettik:

·         Bu isimler, çoğunluğu İbrahim aleyhisselâm ile ilgili olarak zikredilmiş peygamberlerdir. Gerek bu âyetlerde, gerekse Kur’ân-ı Kerimin diğer âyetlerinde geçmiş peygamberlerle ilgili olarak anlatılan her hususta bu ümmetin alacağı bir nasip, dolayısıyla onlardan bize intikal eden bir miras ve onların kıssalarında nice ibretler vardır.

·         Geçmiş bütün peygamberlerin mirasına sahip olan bu ümmetten beklenen, tıpkı o peygamberlerin yaptığı ve Âhirzaman Peygamberinin de kendilerine öğrettiği gibi, hayatlarını Kur’an ve Sünnetin hükümlerine göre tanzim etmektir.

·         Bu, hayatın bütün alanlarında Allah’ın ve Resulünün ve selim fıtratların doğru ve güzel olarak gösterdiği herşeyi doğru ve güzel olarak bilip uygulamayı, yanlış ve kötü olarak gösterdiği herşeyi de yanlış ve kötü bilip ondan uzaklaşmayı ifade eder.

·         Kur’ân, pek çok âyetinde hidayete ulaştıranın Allah olduğunu bize bildirirken, adres olarak da nübüvveti göstermektedir. Bu, nübüvvetten başka bir hidayet yolu olamayacağını da açıkça bildirmek anlamına gelir.

·         Hüzün Yılında inen bu âyetler, zahiren en karanlık ve ümitsiz bir zamanda, sayıca az ve kuvvetçe son derece güçsüz durumda olan, buna karşılık Kitaba ve Peygambere sarsılmaz bir iman ve teslimiyetle bağlı bulunan bir avuç Müslümanı bütün peygamberlerin, Kitabın ve Sünnetin vekili ilân etmekte ve onlara zafer müjdesi vermektedir.

·         Bu âyette hikmete yapılan vurgu da ihmal edilmemelidir. Hikmet, Kitap ve Sünnetin yine Kur’ân’da zikredilen vasfı olduğu gibi, kâinatın da temel kanunlarından birisi, belki de en başta gelenidir. Çünkü Allah varlık âlemini hak ve hikmetle yarattığını birçok âyet-i kerimede bize hatırlatmıştır.

En'am sûresinin 89. âyetini okuduğumuz 375. Kur'an Buluşmasının video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

 


 

UTESAV’ın Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları MÜSİAD’ın Çobançeşme’deki genel merkezinde gerçekleşiyor. Buluşmalar, sabah namazını takiben 7:10-7:40 arasında simit, peynir ve çaydan meydana gelen kahvaltı ikramından sonra 7:40-8:40 arasında sunum ve 8:40-9:10 arasında soru-cevap şeklinde cereyan ediyor ve canlı olarak https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden yayınlanıyor.

2 Ocak 2023 Pazartesi

Diyalog dediğin



2013 yılından kalma yazımızı, Peygamberimiz hakkındaki saldırgan sözleriyle tarihe geçen emekli papa Benedictus'un 2022'nin son gününde ölümü vesilesiyle bir kere daha hatırlıyoruz.
    
ÜMİT ŞİMŞEK

Son Devir, Mayıs 2013

Geçtiğimiz günlerde, Hırvatistan’ın Riyeka şehrinde inşa edilen bir camiin açılışı yapıldığında, Osmanlıdan bu yana Adriyatik sahilleri ilk defa ezan sesine kavuşmuş oluyordu.

“Dinlerarası Diyalog” çerçevesinde bu adımın karşılığı gecikmedi:

Göreve başladığı günden beri etrafa gülücükler dağıtan, dünyaya barış mesajları gönderen, Müslüman kadın mahkûmun ayağını yıkayan, metroya binen, kendi bavulunu taşıyan çiçeği burnunda mütevazi Papa Francesco da Adriyatik sahilinin bir başka şehrinde Osmanlılara karşı savaşmış 800 Hıristiyanı törenle aziz ilân etti.

Gerçi yeni Papa bu işin icadcısı değil, infazcısı idi. On Altıncı Benedictus adı altında icra-yı şeytânet eden selefi, görevi bıraktığı son gün bu kararı imzalamış ve icrasını da halefine bırakmış, böylece, tıpkı Papalığının başlangıcı gibi sonunu da kendisine yaraşır bir şekilde mühürlemişti.

Nisyan ile malûl beşer hafızasına çok yakın tarihin notu:

On Altıncı Benedictus, Papa seçildikten hemen sonra, bir Bizans imparatorundan naklettiği “Muhammed’in getirdiği tek bir yeniliği bana gösterin; şerden ve insanlık dışı şeylerden başkasını bulamazsınız” şeklindeki sözlerle İslâm dünyasını ayağa kaldırmıştı.

Benedictus hiçbir zaman bu sözlerinden geri adım atmadı. Bu arada, Şeytanın içimizdeki bir kısım avukatları da “Papalar söylediklerini geri almazlar” diyerek bâtıl dinin uydurma kuralını bize de kabul ettirmek ve Allah’ın Resulüne karşı hayasızca işlenmiş bir hakareti hazmettirmek için ellerinden geleni yaptılar. Başarısız olduklarını kim iddia edebilir?

Kilise içinde ayyûka çıkmış olan rezaletler, Benedictus’un Papalık makamında daha fazla oturmasına müsaade etmedi. Fakat o, giderken de şeytanlığını göstermekten geri kalmadı ve Hıristiyanlık tarihinde ilk defa olarak 800 kişiyi birden aziz ilân eden bir karara imza atarken, Osmanlıya ve onun şahsında İslâma olan bütün kinini bir hamlede kusuverdi.

Onun halefi olan güleryüzlü Papa da bu kararı, hiç geciktirmeden, üstelik Riyeka Camiinin açılışı gibi bir fırsatı da yakalamışken, olağanüstü bir zamanlama ile sahneye koyuverdi!

İşte, “Dinlerarası Diyalog” sürecinin Adriyatik sahillerinden çekilen resmi böyle birşeydir.

***

Yeni Papa 800 azizi kucağında buldu bulmasına da, bu “Dinlerarası Diyalog” denen şeyi biz nasıl kucağımızda bulduk?

Bunun çok net bir cevabı var. Ülkemizde adı bu süreçle özdeşleşmiş ünlü bir isim, bu süreci kimin başlattığını da, kendisinin bu süreç içindeki yerini de, bizzat kendi ifadeleriyle açıklıyor. Fethullah Gülen’in meşhur buluşma sırasında Papa 6. Paul’e yazdığı mektubundan:

“Papa 6. Paul tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En âciz bir şekilde, hattâ biraz cür’etle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik.”

Gülen, kendisini Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olarak ilân etmekle kalmıyor, bu sözlerin hemen devamında da, İslâmın asırlar boyunca yanlış anlaşılmasından Müslümanları sorumlu tutuyor:

“İslâm yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır.  .  .  . Müslüman dünyası, İslâmın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkânını bağrına basacaktır.”

Mektubun devamında Hıristiyanlığın üçüncü bin yılını beraberce kutlamayı teklif eden Gülen, bu arada, Hz. İbrahim’i — onun Hıristiyan ve Yahudi olmadığı bildiren muhkem âyetlere rağmen — üç büyük dinin babası olarak niteliyor.

Hatırlanacağı gibi, bu diyalogun hatırası olarak Papa 6. Paul, Gülen’e aziz kabartmasından mâmul bir put kompozisyonu armağan etmişti.

***

İslâm asırlar boyunca yanlış anlaşılmışsa ve bunda en çok Müslümanların suçlanması gerekiyorsa, yüzyıllarca İslâm ülkelerine akınlar düzenleyen Haçlıları da herhalde biz yanlış anlamış bulunuyoruz! İşbu yanlış anlamaları telâfi etmeye herhalde bir yerden başlamak gerekir. Başlanmıştır da nitekim:

Osmanlıya karşı savaşan ve haklarında bir yığın Hıristiyan efsanesi uydurulan 800 kişi, Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi misyonuna pek yakışan âlâyişli bir törenle azizlik mertebesine yükseltilmiştir. Nasıl olsa Müslümanlar artık böyle bir meydan okuyuşa karşı ciddî bir tepki ortaya koymayacak şekilde uysallaştırılmıştır; kimsenin “Sen ki Francesco’sun” diye ortaya atılıp da Papaya haddini bildirecek hali olmaz, olsa da Papa ve taraftarları birkaç şirinlikle olup bitenleri unutturmayı becerirler. Diyalog denen sürecin bugüne kadar verdiği sonuçlar arasında bu durum, küçümsenmeyecek bir merhaledir.

“Dinlerarası diyalog olmaz” diyen Diyanet’e karşı hiddetli, Papalığa karşı hürmetli davranan kesimin bu tarihî sahnenin gerçekleşmesinde ve bu merhaleye gelinmesindeki “mütevazi yardımları” elbette ki unutulmayacak ve tarihin münasip bir sayfasına not edilecektir.

26 Aralık 2022 Pazartesi

Yaşar Hocadan bir başucu kitabı daha


  

M. Yaşar Kandemir Hoca hadis alanındaki eserlerine bir yenisi daha kattı ve hayatın bütün alanlarında mü’minlere yol gösteren 111 kudsî hadisi bir eserinde topladı.

Tahlil Yayınları arasında 111 Kudsî Hadis başlığı ile yayınlanan eserde, Allah tarafından bildirilen ve Peygamberimizin kendi ifadesiyle bize naklettiği kudsî hadislerden 111 tanesi, âyet ve hadisler ışığında yapılan geniş açıklamalarla birlikte yer alıyor.

Bu arada, eserin girişinde kudsî hadisler hakkında bilgi içeren on beş sayfalık bir bölüm yer alıyor.

Her biri ayrı bir bölüm halinde yer alan kudsî hadislerin sade ve net bir üslûpla yapılan açıklamaları da yüzlerce âyet ve hadis içeriyor ve kitaba ayrı bir zenginlik kazandırıyor.

Arka kapak yazısı ise kitabı şöyle tanıtıyor:

Kudsî hadisler kudsî âlemin sırlarını taşır. Gayb âleminin parıltılarıyla ruhumuzu aydınlatır. Bu hadislerde İlâhî bir heybet vardır. Çünkü Allah Tealâ kudsî hadisleri Fahr-i Âlem Efendimizin gönlüne rüyada mânâ olarak bildirmiş veya kalbine ilham etmiştir. O da bu mânâyı ‘Allah Teâlâ şöyle buyurdu’ gibi ifadelerle dile getirmiştir. Elinizdeki eser bu tür hadislerden 111 tanesini bir araya getiren ve açıklamalarının da yer aldığı bir seçki mahiyetindedir.

558 sayfalık eserde yer alan ve her biri bir kudsî hadise ayrılmış olan bölümlerden bazılarının başlıkları şöyle:

Her İş Allah İçin Yapılmalı / Verene Yenisini Verir / Allah Teâlâ’nın Dünya Semâsına İnmesi/ Hz. Eyyub’un Üzerine Yağan Altın Çekirgeler / Peygamber Efendimizin Ümmetine Şefkati /Allah’ın Ümmet-i Muhammed'e Lütfu / Meleklerin Konuştuğu Konular / Allah’ın Kendi Düşmanı Saydığı Üç Kimse / Allah Bir Kulu Sevince / Allah’a Kavuşmanın Güzelliği / Mü’minin Gizlice Hesaba Çekilmesi / Âhir Zaman Sahtekârları / “Bir İsteğiniz Var mı Kullarım?”


M. Yaşar Kandemir Hocanın 111 Kudsî Hadis adlı eserini şu adresten temin edebilirsiniz:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/111-kudsi-hadis/631912.html&filter_name=111+kudsi+hadis


Kur'an bize peygamberleri böyle tanıtıyor


  

En'am sûresinin 84-88. âyetlerini okuduğumuz 374. Kur'an Buluşmasının özeti ve video kaydı

   

Haftalardır okumakta olduğumuz İbrahim aleyhisselâm ile ilgili âyetlerden sonra, son Kur’an Buluşmasında diğer peygamberlerden de övgü ile söz eden âyetler gündemimizde idi.

24 Aralık Cumartesi sabahı gerçekleşen 374. Kur’an Buluşmasında En’am sûresinin şu mealdeki 84-88. âyetlerini okuduk:

Ona [İbrahim’e] İshak ile Yakub’u ihsan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce Biz Nuh’a ve onun neslinden Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Musa’ya ve Harun’a da hidayet vermiştik. Muhsinleri Biz işte böyle ödüllendiririz.

Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas’a da hidayet verdik. Onların hepsi salihlerdendi.

İsmail, Elyesa’, Yunus ve Lût’a da hidayet verdik. Onların hepsini diğer insanlara üstün kıldık.

Onların atalarından, nesillerinden ve kardeşlerinden de bir kısmını seçtik ve dosdoğru bir yola ilettik.

Bu Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini ona eriştirir. Eğer onlar Allah’a ortak koşmuş olsaydı, bütün yaptıkları boşa çıkardı.

Bu âyetlerde bahsi geçen peygamberlerle ilgili olarak daha başka âyetler ışığında yaptığımız değerlendirmelerde özetle şu tesbitlere ulaştık:

·         Kur’ân-ı Kerim peygamberleri sayarken, aynı zamanda birer ikişer onların ayırt edici özelliklerini de zikrediyor. Böylelikle, onların bütün insanlık için örnek teşkil edecek vasıflarını ve bu vasıfların insana kazandırdıklarını bize hedef olarak gösteriyor.

·         Peygamberlerin atalarından, nesillerinden, kardeşlerinden biri olmanın hiçbir ayrıcalığı yoktur. Herkes yaptıklarından sorumludur.

·         Seçimi yapan Allah Teâlâdır. O kimin neye lâyık olduğunu bilir, ona göre herkese lâyık olduğu şeyi verir ve kimsenin kazancından en küçük bir şey zayi etmez.

·         Bütün peygamberler insanları tevhide, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a kulluk etmeye çağırmışlardır. Bu, hepsinin de hak dine (İslâma) çağırdığı anlamına gelir.

·         Peygamberler ümmetlerine doğru yolu gösterirler ve bu yolda muvaffak olmanın yollarını öğretirler. Hizmetleri karşılığında da hiçbir ücret istemezler.

·         Allah, peygamber göndererek görev ve sorumluluklarını açıkça bildirmedikçe hiç kimseyi sorumlu tutmaz.

UTESAV organizasyonuyla gerçekleşen 374. Kur’an Buluşmasının tam video kaydını buradan izleyebilirsiniz:


UTESAV’ın Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları MÜSİAD’ın Çobançeşme’deki genel merkezinde gerçekleşiyor. Buluşmalar, sabah namazını takiben 7:10-7:40 arasında simit, peynir ve çaydan meydana gelen kahvaltı ikramından sonra 7:40-8:40 arasında sunum ve 8:40-9:10 arasında soru-cevap şeklinde cereyan ediyor ve canlı olarak https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden yayınlanıyor.

20 Aralık 2022 Salı

İmanlarına zulüm bulaştırmayanlara müjde

  
En'âm sûresinin 82-83. âyetlerini okuduğumuz 373. Kur'an Buluşmasının özeti ve video kaydı

  

Kıyamet gününde kimlerin güvende olacağını bildiren En’am sûresinin 82-83. âyetleri, geçtiğimiz haftanın Kur’an Buluşmasında gündemimiz oldu.

UTESAV tarafından düzenlenen Buluşmaların 373. bölümünde okuduğumuz âyetlerin meâli şöyle idi:

İman eden ve imanlarına zulüm bulaştırmamış olanlar — korkudan emin olmak işte onların hakkıdır; doğru yola eriştirilmiş olanlar da onlardır.

İşte bu, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz hüccetimizdir. Biz dilediğimizin mertebesini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin her işi hikmetle yapan, herşeyi hakkıyla bilendir.

Konuyla ilgili âyet ve hadislerin ışığında yaptığımız değerlendirmelerde özetle şu noktaları tesbit ettik:

·         Bu âyette kastedilen zulm’ün “şirk” mânâsındaki zulüm olduğuna işaret ediyor.

·         Her zamanın ve zeminin imanları yıpratıcı tesirleri vardır. Bunların tesirinden kurtulmanın ve yıpranmaları onarmanın başta gelen şartı ve garantisi, Kur’an ve Sünnet ile ilişkimizi hiçbir zaman gevşetmemektir.

·         Bu âyetteki “emniyet/güven” ile kastedilen anlamın âhiret hayatına ait olduğu anlaşılıyor: Allah’ın azabından hiçbir endişe duymayacak şekilde güvende olmak/emin olmak.

·         İman edenlerin dünya hayatındaki özellikleri ise, “Allah’ın azabından korkmak” şeklinde tarif edilmiştir.

·         Ancak bu korku insanı yeis içine atan bir korku değildir; Allah’ın rahmetini ummak ve hiçbir zaman ondan ümit kesmemek şeklinde bir başka mü’min özelliği ile dengelenmiştir.

·         Özet olarak şu söylenebilir: Bu dünyada Allah’tan korkan ve bu korkunun gereğince davranan kimseler âhirette korkudan emin olurlar; bu dünyada böyle bir endişe taşımayanlar ise âhirette gerçek korku ile tanışırlar.

·         Kıssanın başından bu yana İbrahim aleyhisselâm tarafından kavmine karşı öne sürülen delillerin hepsi Allah tarafından ihsan edilmiştir. Bir başka deyişle, Hz. İbrahim’in ağzından çıkan ve gerek bu âyetlerde, gerekse Kur’ân’ın daha başka yerlerinde ondan nakledilen sözlerinde Allah Teâlânın rızası vardır. Yıldız, ay ve güneş üzerinden İbrahim aleyhisselâmın yürüttüğü muhakemenin durumu da böyledir.

·         Kur’ân’ın bize hedef olarak gösterdiği gibi İbrahim aleyhisselâmı örnek olarak alan ve onun yolunu tutan kimseler, niyetlerinin ve gösterdikleri çabanın derecesine göre, bu yolda Allah’ın ihsanına mazhar olacaklardır. Zira Allah kulunu her an ve her halinde gözetmektedir. Onun için, kulunun hiçbir emeğini ihmal etmez, onun her halini gözetir ve durumuna göre ona ihsanlarda bulunur.

·         Bu teşvik ve uyarılar, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Rabbinizin katından geliyor; Onun gösterdiği yoldan daha doğru ve daha yararlı bir yol bulamazsınız.

·         Alîm ve Hakîm bir Rabbin kulları olarak size yakışan şey, Onun ilim ve hikmetine güzel bir ayna halini almak, din ve dünyanızda ilim ve hikmet peşinde olmaktır.

·         Bu hususta size yol gösterecek güzel bir nümuneyi İbrahim aleyhisselâmda bulacaksınız.

En’âm sûresinin 82-83. âyetlerini okuduğumuz 373. Kur’an Buluşmasına ait video kaydını buradan izleyebilirsiniz:


Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları MÜSİAD’ın Çobançeşme’deki genel merkezinde gerçekleşiyor. Buluşmalar, sabah namazını takiben 7:10-7:40 arasında simit, peynir ve çaydan meydana gelen kahvaltı ikramından sonra 7:40-8:40 arasında sunum ve 8:40-9:10 arasında soru-cevap şeklinde cereyan ediyor ve canlı olarak https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden yayınlanıyor.