19 Eylül 2018 Çarşamba

Kamu malı yiyeni ne şehitlik kurtarır, ne de şefaat

Kur’an ve Hadis, kamu malından iğne kadar birşeyi bile zimmetine geçiren kimseyi korkunç bir âkıbetin beklediğini haber veriyor.
Âl-i İmrân sûresinin 161-163’üncü âyetlerini okuduğumuz 201’inci Kur’an Buluşmasında
ağırlıklı konumuz “
kamu malını zimmetine geçirenlerin âkıbeti” idi.
Âyet-i kerime bu konuda bizi ciddî bir şekilde uyarıyor, hadis-i şerifler ise oldukça ayrıntılı bir şekilde, kamu malına hıyanet edenlerin âkıbetini Cehennem ateşi olarak haber veriyordu. Üstelik bu hıyanetin küçüğü, ufağı, önemsizi de yoktu; iğne kadar yahut ondan daha küçük bir şey bile karşılığını ateş olarak bulacak ve Peygamber şefaati de bu konuda hiçbir fayda vermeyecekti.
Konuyla ilgili olarak okuduğumuz birçok hadis-i şeriften iki tanesi şu mealde idi:
Hayber günü Resulullah’ın (s.a.v.) ashabından bir grup gelerek “Filân kimse şehit oldu, filân kimse şehit oldu” dediler. Birisinin yanından geçerken “Bu da şehit” dediler.
Resulullah “Hayır,” buyurdu. “Ben onu zimmetine geçirdiği bir hırka – veya aba – ile Cehennemde gördüm.”
Müslim, İman: 182; Dârimî, Siyer: 48

Bir güncelleme öyküsü: 2



Cumhurbaşkanımızın haber verdiği "İslâmın güncellenmesi" konusunda şimdiye kadar alınan mesafenin özeti.
ÜMİT ŞİMŞEK
“Toplumsal cinsiyet,” Batı dünyasındaki orijinal adıyla “social gender,” mahut İstanbul Sözleşmesiyle birlikte lisanımıza girdi. Ama iyi niyetle girmedi, girdikten sonra da hiç rahat durmadı.
Öz be öz feministlerin malı olan bu deyim, feminizmin temel kavramlarından biri olarak tedavüle sokulmuştu. LGBT şemsiyesi altında yer alan sapık cereyanlar namuslu insanları damgalamak suretiyle kendi sapıklıklarına yol açmak için nasıl “homofobi” şeklinde bir kavram uydurdularsa,[1] aynı yolun yolcusu olan feministler de kuşatmayı bir başka koldan tamamlamak üzere bu tabiri geliştirdiler.

5 Ağustos 2018 Pazar

Barla'ya insanlar kilise görmek için geliyormuş!



Eğirdir Belediyesi tarafından ilçeyi tanıtmak amacıyla hazırlanan broşürde, bu şirin ilçemize damgasını vuran büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’den tek kelime ile söz edilmiyor.
“Sakin Şehir Eğirdir” adlı broşürde, Barla hakkında da bilgi verilirken, insanların burayı kilise görmek ve Çam Dağı ile Boyalı adalarını görmek için ziyaret ettikleri ileri sürülüyor.
Broşürün Barla’ya ayrılan üç sayfasının büyük kısmında beldenin Milâttan önce birinci yüzyıla uzanan İslâm öncesi tarihinden söz ediliyor. Barla’nın bugünkü durumunu anlatan son paragrafında ise aynen şöyle deniyor:
“Kasaba yedi mahalleden oluşmaktadır. Halkın geçim kaynakları tarım, özellikle elma, kiraz, erik, kayısı gibi meyveler ve hayvancılıktır. Balıkçılık ve sebzecilik de tercih edilir. Ayrıca ormanlık olan yerlerden kerestelik tomruk çıkarılmaktadır. Yazın turizm nedeniyle nüfus artar. Yabancı turistler 2737 metre yükseklikteki Barla Dağı, kilise ve eski eserlere, yerli turistler ise Eğirdir Gölündeki Çam Dağı ve Boyalı adalarına rağbet etmektedir.”
DP’li Eğirdir Belediyesinin bir kültür hizmeti olarak hazırlanan broşürde, ilçenin folklorundan da hiç söz edilmezken, Belediyenin marifetiyle ilçede klasik Batı müziği etkinliklerinin yapıldığı anlatılıyor.
Broşürde verilen iletişim bilgileri ise şöyle:
Telefon: 0 246 311 52 52 / 0 246 311 24 97
Faks: 0 246 311 24 98
***
Kaynak: yazarumit.com

17 Temmuz 2018 Salı

Ömür hortumları



ÜMİT ŞİMŞEK
Adamcağız, seyretmediği maçlar ve programlar için, abonesi olduğu televizyon kanalına biraz para kaptırmış. Ayrıntısına girmeyelim; fakat bu oyunun, kanalın pazarlamacıları ile abone arasında geçen bir telefon konuşmasındaki lâf cambazlıklarına dayandığı anlaşılıyor. Nasıl olmuşsa olmuş, adam istemediği programlara “kendi isteğiyle” abone olmuş. Çok geçmeden de aybaşı gelmiş; aybaşıyla birlikte kredi kartının ekstresi de gelmiş. Böylece, vatandaşımızın hesabından bir miktar paranın televizyon kanalına pompalandığı ortaya çıkmış. Mağdur vatandaşımız, hakkını arayacak bir merci bulamayınca, internet yoluyla ulaşabildiği herkese ulaşmaya çalışarak, hiç değilse başkalarının canı yanmasın diye uyarılarda bulunuyor. Onun iletisini alan diğer yurttaşlarımız da önemli bir kamu hizmetinden geri kalmış olmamak için bunu birbirlerine aktarıyorlar.

İşin garip tarafı şurada ki, onlar bu millî görevi yerine getirirken, kendileri de mağdur vatandaşla birlikte hortumlanmaya devam ediyorlar. Üstelik bundan kimsenin şikâyet ettiği de yok!

16 Temmuz 2018 Pazartesi

Mercan düğünleri




ÜMİT ŞİMŞEK
Avustralya açıklarında, denizlerin dibini rengârenk bir halı gibi kaplar mercanlar.
Bu canlı halının tüyleri gibi uzanan poliplerden herbiri, aslında ayrı bir hayvandır. Bunlardan binlercesi birbirine bağlanır ve bir aile teşkil eder. Öyle bir aile ki, birinin aldığı besinle hepsi birden beslenir, hepsi tek bir vücut gibi davranır.
Bulundukları yerde kalmaya razı olmaz mercanlar. Çoğalmak ve yayılmak isterler. Çünkü üzerlerinde, görenleri hayran bırakan bir san’atın eseri vardır.
“Ey Rabbimiz,” diye dua eder mercanlar kendi dilleriyle. “Bize izin ver de, üzerimizde sergilediğin İlâhî san’atının eserlerini uzaklara taşıyalım.”
Dualara cevap, bahar mevsiminin başlangıcında, ay ışığıyla beraber gelir.

13 Temmuz 2018 Cuma

Tartışma programları hakkında ürperten bir uyarı



KİTAPTA ALLAH SİZE ŞUNU DA İNDİRMİŞTİ: ALLAH’IN ÂYETLERİNİN İNKÂR EDİLDİĞİNİ YAHUT ALAYA ALINDIĞINI İŞİTTİĞİNİZDE, ONLAR BAŞKA BİZ SÖZE DALINCAYA KADAR ONLARLA BERABER OTURMAYIN. YOKSA SİZ DE ONLAR GİBİ OLURSUNUZ. ALLAH İSE MÜNAFIKLARI DA, KÂFİRLERİ DE HEP BİRLİKTE CEHENNEMDE TOPLAYACAKTIR.
NİSÂ SÛRESİ, 4:140
ÜMİT ŞİMŞEK
ZAMANIMIZ insanının tüylerini ürpertmesi gereken âyetlerden biri de bu âyet-i kerimedir. Bu âyetin uyarısı, insana, imanını bile tehlikeye düşürebilecek kadar büyük bir tehlike karşısında uyanık olma ve sorumluluğuna uygun davranma çağrısı yapmaktadır.
Âyetin emri, herhangi bir yorum veya açıklamaya ihtiyaç bırakmayacak ve herkes tarafından anlaşılacak kadar net ve açıktır:
“Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini yahut alaya alındığını işittiğinizde, onlarla beraber oturmayın!”
Ne zamana kadar?

11 Temmuz 2018 Çarşamba

100 bin dolarınız olsa...



ÜMİT ŞİMŞEK
Bir sabah 100 bin dolarınız oluverse ne yapardınız?
California’da köprü altlarında yatan ve çöp toplayarak hayatını kazanan Ted Rodrigue adında evsiz bir Amerikalının başına bir gün böyle bir talih kuşu konuverdi. Ted o sabah çöplerin arasında bir çanta buldu. Tozunu pasını sildikten sonra çantayı açtığında Ted’in karşısına çıkan şey, deste deste paralar ile bu paraların kendisine ait olduğunu müjdeleyen bir not idi. Gözyaşları içinde notu okuyan Ted’in altı ay sürecek macerası böylece başladı.

10 Temmuz 2018 Salı

Paranın geçmediği yer (var mı?)



ÜMİT ŞİMŞEK
Saadet Asrından hemen sonra, “Ne günlere kaldık!” diye yakınıyordu Abdullah ibni Ömer, “artık dinar ve dirhem, insanlara Müslüman kardeşinden daha sevimli geliyor!”
İnsandan paraya doğru yönelen bu umumî teveccüh, bugün artık şikâyet edilen değil, olağan kabul edilen ve üzerine hüküm bina edilen bir konuma geldi. Gerçi Müslüman kardeşlerimizin sevgisini bütün bütün kaybetmiş sayılmayız; ama cüzdanı kabarık kardeşlerimizi diğer kardeşlerimizden daha fazla sevdiğimiz de hayatın bir gerçeği olarak ortada duruyor. Zaman zaman diller bundan farklı şeyler söylese de, gerek kişilerin, gerekse toplulukların yaşayışlarına baktığımız zaman, işin doğrusunu açıkça görüyoruz.
Çok şükür ki, dehrin bu amansız gidişine karşı çıkan kahramanlar da dünyamızda hiçbir zaman eksik olmadı. Onlar eksik olmadığı için, birtakım değerlerimiz herşeye rağmen bize kadar ulaşabildi. Onlar sayesinde biz herşeyin paradan, mevkiden, maddiyattan, şan ve şöhretten ibaret olmadığını öğrendik. Bize anlatıldığı zaman masal gibi dinleyeceğimiz o saf ve samimî hayatın gerçekten yaşanabileceğini onların şahıslarında bilfiil gördük.

6 Temmuz 2018 Cuma

Bilmediğin şeyin peşine takılma



BİLMEDİĞİN ŞEYİN PEŞİNE TAKILMA. ÇÜNKÜ KULAK OLSUN, GÖZ OLSUN, KALP OLSUN, HEPSİ BUNDAN SORUMLU TUTULMUŞTUR.
İSRÂ SÛRESİ, 17:36
BİR İNSANA ömür boyu tek başına yetecek hayat prensiplerinden birini de bu âyet ders veriyor:
Bilmediğin şeyin peşine takılma.
Bu prensip, aslında, mü’minin imanından gelen ve bütün söz ve davranışlarında egemen olması gereken bir ilkedir. Çünkü iman, Kur’ân’ın bize ders verdiği şekliyle, bilmeden elde edilecek birşey değildir. Kur’ân’ın pek çok âyeti, eski bâtıl inançlarında diretenlerin “Biz atalarımızdan böyle gördük” şeklindeki mazeretlerin ardına sığındıklarını anlatır. Bir âyet-i kerime de, onların bu bahanelerini naklettikten sonra, sorar:
Peki, ya onların ataları birşey akıl edememiş veya doğru yolu bulamamışlarsa?[1]

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Bir elmanın fiyatı

ÜMİT ŞİMŞEK
Bir küçük cansız çekirdekle başladı elmanın hikâyesi.
Kaç milyon yıl önce, bilen yok.
Dünyaya nasıl indiğini, yahut yerden ilk olarak nasıl fışkırdığını gören de yok, işiten de.
Milyonlarca kez ağaç oldu, milyonlarca kez çekirdek.
Bir o kadar da meyve, yaprak ve çiçek oldu bu küçücük cansız şey.
Ne tükendi, ne eskidi, ne de tadından ve kokusundan birşey kaybetti.
Öldü ve dirildi nesiller boyu. Toprağa ölü girdi, onda hayat buldu.
Bir avuç kara toprak, tonlarca meyveye dönüştü esrarengiz bir şekilde.