22 Ocak 2018 Pazartesi

Haber örnekleri: 2





AÇIKLAMA

HABER METNİ

Olayın ne olduğu anlatılırken, yeteri kadar ilginç olan hadise, bir de sahiplerinin onlar adına özür dilemesi ve bir politikacının da kefalet yatırması gibi iki unsurla takviye edilince, biraz daha merakları tahrik eder hale getiriliyor. Akla hemen geliveren sorular? Eşeklerin suçu neymiş? Olay nerede olmuş?

Sahipleri özür dileyip bir politikacı da kefaleti yatırınca tutuklu eşekler özgürlüklerine kavuştu.

Soruların cevabı hemen geliyor: Nerede, niçin?

Haber örnekleri: 1




Haberin unsurları, girişi ve gövdesi ile ilgili olarak yaptığımız açıklamalardan sonra, birkaç haber örneği üzerinde izahlı olarak duralım:
Örnek haber 1
Sahibinin 20 yıldır aradığı araba, park ettiği yerde bulundu.
Önceki gün Frankfurt’ta bir binayı yıkmaya gelen işçiler, binanın garajına park edilmiş bir araba ile karşılaştılar.
İşçilerin durumu polise bildirmesinden sonra araştırmaya başlayan polis, elindeki kayıtlarda, söz konusu araba ile ilgili bir çalıntı ihbarının bulunduğunu fark etti.
Fakat bu ihbar 1997 yılına aitti.
Şu anda 76 yaşında olan bir Frankfurtlu, o zaman arabasını park ettiği yeri unutmuş, bulamayınca da çalınmış olduğunu düşünerek durumu polise bildirmişti.

18 Ocak 2018 Perşembe

Adres arayan bulut


Resulullah (s.a.v.) buyuruyor:
Adamın biri hâlî bir sahrâda giderken, bir bulutun içinden “Filânın bahçesini sula” diye bir ses işitti.
O bulut gitti, suyunu bir kayalığa boşalttı.
Oradaki derelerden bir dere suyun tamamını aldı.
Adam dereyi takip etti. Baktı ki, bir adam, bahçesinde durmuş, küreğiyle suyu kendisine çeviriyor.
Ey Allah’ın kulu, senin adın ne?” diye sordu.
Adam “Filân” diye, daha önce buluttan duyduğu ismi söyledi. Sonra, “Ey Allah’ın kulu, benim adımı niçin soruyorsun?” dedi.

17 Ocak 2018 Çarşamba

Okumayı nasıl unuttuk?



ÜMİT ŞİMŞEK
Çamaşırı, bulaşığı ve daha nice zorlu işleri makinelere yükleyeli epey zaman oldu. Fakat okuma işini bizim adımıza yapacak bir makine henüz icad edilmedi. Biz her zamanki eğlencelerimize dalıp gitmişken, bir makine bizim yerimize kitap okuyup da bilgilerini bluetooth gibi bir mekanizma ile bizim beynimize yüklese, böylece her hafta bir kitabı, her sene ortalama 50 kitabı okuma zahmetini çekmeden okumuş olsak fena mı olurdu?
Gerçi kitap okuma makinesini icad edemedik, ama kitap okumayı mekanik bir işe haline çeviren yöntemler icad ettik. Bunlara da “kolay okuma,” “basit okuma” gibi isimler taktık.
Bu yöntemlerin işleyişi son derece basit:
Biz olduğumuz yerde duruyoruz. Kitabı kendi seviyemize indiriyoruz. Ve okur gibi yapıyoruz. Sonunda da, Woody Allen’ın meşhur nüktesinde olduğu gibi, meselâ Savaş ve Barış’ı okuduktan sonra, olayın Rusya’da geçtiğini anlayabiliyoruz!

Haberin gövdesi



ÜMİT ŞİMŞEK
Haberin giriş paragrafında (veya paragraflarında) olayın özünü verdikten sonra, devamındaki paragraftan itibaren, belli bir düzen içinde bu olayın açılımına sıra gelecektir.
Genel olarak, takip eden paragrafların da giriş paragrafı gibi kısa tutulması tavsiye edilir. Meseleyi sadece cümlelerin birbiriyle ilişkisi açısından ele alırsanız, yazının insicamı için daha uzun paragrafların tercih edilmesi gerektiği sonucuna varabilirsiniz. Ancak birkaç cümlelik bir paragrafı tamamıyla okumanın, hele arka arkaya sıralanmış uzun paragrafları sonuna kadar okuyabilmenin, internet okuyucusu – veya alışkanlıkları ister istemez internetle şekillenmiş okuyucu – için fazlaca sabır isteyen bir iş olduğunu dikkate almanız, üzerinde emek vererek vücuda getirdiğiniz bir yazının âkıbeti açısından şüphesiz daha hayırlı olacaktır.

15 Ocak 2018 Pazartesi

Ne yapalım da kalplerimiz katılaşmasın?



ÜMİT ŞİMŞEK
İman edenlerin, Allah’ın zikrine ve hak olarak inene karşı kalplerinin yumuşaması için zaman hâlâ gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasın ki, üzerinden zaman geçince kalpleri katılaşıvermiş ve birçoğu yoldan çıkmıştı.
Hadîd Sûresi, 57:16
Allah’ın âyetleri karşısında duyarsız davrananlar hakkında Kur’ân’ın pek çok uyarıları vardır ki, bunların çoğunluğu, birinci derecede, iman etmeyenleri ilgilendirmektedir. Burada ise, doğrudan doğruya, inananlara yönelik olarak bir duyarsızlaşma, bir kalp katılaşması durumu söz konusu edilmekte ve uyarıda bulunulmaktadır. Bu âyet, bizden, sadece “İman ettik” demekle veya sadece kuru söz ve ruhsuz davranışlarla yetinmememizi istiyor, bundan daha ötesini bekliyor, “Zaman hâlâ gelmedi mi?” diyerek bir de sitemde bulunuyor.
Kur’ân âyetlerine bugün inmiş gibi bakabildiğimiz zaman, onlarda ders alacak çok fazla şey buluruz. “Kalplerin yumuşaması için zaman hâlâ gelmedi mi?” sözü de, sanki bugün inmişçesine, özellikle zamanımıza hitap ediyor gibidir. Kur’ân’ın inişi sırasında ona muhatap olanların kalp yumuşaklığı ile bugün bizim yüzlerce defa işittiğimiz Kur’ân âyetlerine karşı tavrımız arasındaki fark, böyle bir hitaba bizden daha lâyık kimse olamayacağını gösteriyor.

7 Ocak 2018 Pazar

Uhud savaşı bize neler öğretti?



Eğer bir Uhud savaşı yaşanmamış olsaydı, Kur’ân-ı Kerim’in en önemli derslerinin bir kısmından mahrum kalacaktık. Çünkü Âl-i İmrân sûresinin önemli bir bölümü Uhud savaşı ile ilgili olarak indirildi ve bu bölümler Müslümanların toplum hayatına ait son derece önemli dersler içeriyor.
İslâm toplumunu iç ve dış düşmanlardan koruyacak hayatî önlemler, sağlıklı bir toplum hayatının yürümesi için gerekli olan disiplinin esasları ve nümuneleri, fert ve toplum hayatının bütün safhalarında istişarenin önemi, tevekkülün anlam ve önemi, münafıkların tuzakları ve bunlardan korunma yolları gibi hususlar, Uhud savaşı ile ilgili olarak inen âyetlerde yer alıyor.
Kur’an buluşmalarında 6 Ocak günü gerçekleşen 180’inci bölümden itibaren, Âl-i İmrân sûresinin Uhud savaşı ile ilgili âyetlerine geçmiş bulunuyoruz. 121ve 122’nci âyetleri ele aldığımız dersin video kaydını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.
UTESAV organizasyonuyla MÜSİAD’ın Sütlüce’deki genel merkezinde gerçekleşen Kur’an Buluşmaları, Cumartesi sabahları 7:00’de kılınan sabah namazı ve onu takiben ikram edilen simit-peynir-çaydan meydana gelen bir kahvaltı ikramıyla başlıyor ve 7:30-9:00 arasında sunumlu olarak cereyan ediyor.
Kur’an Buluşmalarında hanımlar için de yer ayrılmış bulunuyor.

29 Aralık 2017 Cuma

Yılbaşı yahut darağacının gölgesinde eğlence



ÜMİT ŞİMŞEK
Bir idam mahkûmunun son saatlerini mutlu bir şekilde geçirmesini istiyorsanız, ona yapabileceğiniz en güzel sürpriz, affedildiğini ve az sonra serbest bırakılacağını müjdelemektir. Hattâ, bu arada kendisini tepeden tırnağa giydirip üzerine mükellef bir de ziyafet çekebilirsiniz.
İnfaz ânı geldiğinde, önündeki kapının özgür bir dünya yerine darağacına açıldığını gördüğü zaman kandırılmış olduğunu anlasa bile, zavallı mahkûmun hiç değilse bu dünya üzerindeki son birkaç saatinde mutluluğu yakalamış olması ona yapılmış bir iyilik sayılır mı, sayılmaz mı?
***
Eğer bir idam mahkûmuna ömrünün son saatinde yapılan böyle bir “şakayı” gaddarlık olarak düşünüyorsanız, acele etmeyin:
Her birimiz, bir darağacına çıkmak üzere olduğumuzu bize unutturacak tuzaklarla çevrilmiş bulunuyoruz. Hattâ, infaz saatinin yaklaşması bile bizim için başlı başına bir eğlence vesilesi teşkil ediyor. Haftalar öncesinden başlayan yılbaşı eğlencesi hazırlıkları, güle oynaya ölüme doğru koşmaktan başka nedir ki?
Birkaç saatlik bir eğlence için harcanan emeklerin, ortaya dökülen paraların hesabını bilen yok. Eğlence merkezleri, oteller, televizyonlar tarihî bir güne hazırlanıyorlar! O gün için süslenmemiş bir dükkân, özel olarak aydınlatılmamış bir cadde kalırsa, çağdaş yaşamın şeâir hükmündeki ritüellerinden belki de en önemlisi ihmal edilmiş olur! Havaî fişek gösterileri ise, sıradan düğünlerin bile vazgeçilmez unsurları arasında girmişti; yılbaşı gecesinde, belediyelerimizin de katkısıyla, herhalde kişi başına düşen barut miktarında büyük patlamalar göreceğiz.

27 Aralık 2017 Çarşamba

Eğlenen insanların yaklaşan hesapları


Hesapları yaklaştı; ama insanlar hâlâ gaflette, aldırmıyorlar.
Enbiyâ Sûresi, 21:1
ÜMİT ŞİMŞEK
BİR ŞOK verircesine, hayatımızın gerçekleriyle bizi yüz yüze getiren Kur’ân ifadelerinden birini de bu âyette buluyoruz.
Âyet topyekûn bir hesaptan söz ediyor. Ve bu hesabın pek yakın olduğunu ve yaklaşmaya devam ettiğini bildiriyor.
Fakat insanlığın haline, kendi halimize bakıyoruz:
Umursayan yok.
Herkes gaflette, vurdumduymazlık içinde. Nereden gelip nereye gittiğini kimse düşünmüyor. Yarın ne olacağını bilen yok, ama bunu düşünen de yok.
Eğer önümüze bu dünya hayatı içinde elde edilebilecek büyük bir hedef konsaydı, biz bunu ciddîye alırdık. Meselâ dünyanın güzel bir köşesinde birkaç dönümlük arazisiyle birlikte bir saray vaad edilse ve bunun için yıllar boyu çalışmamız istense, bu fiyatı ödemekte cimrilik göstermezdik. (Bir ara ABD’de, “Kırk Yıl Sonra Nasıl Milyoner Olabilirsiniz?” başlıklı bir kitap satış rekorları kırmıştı!) Oysa, öyle bir mülk, insanın eline, ömrünün büyük kısmını, üstelik en güzel çağlarını harcadıktan sonra geçer ve insan orada göz açıp kapayıncaya kadar geçen birkaç yıl yaşadıktan sonra, kazandığı şeyi ardında bırakıp gider.

26 Aralık 2017 Salı

Dünya malıyla şımaranların sonu




İnkâr edenlere gelince, Allah’ın azabından kurtulmak için onlar ne mallarından bir fayda görürler, ne evlâtlarından. Onlar ateş ehlidir; orada sürekli kalacaklardır.
Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin durumu, kendilerine yazık etmiş bir topluluğun ekinine isabet ederek onu telef eden gürültülü ve dondurucu bir rüzgâra benzer. Aslında onlara Allah haksızlık etmemiştir, onlar kendi kendilerine yazık edip duruyorlar.
Âl-i İmrân, 3:116-117
İnkâr ve isyan ehlinin neye güvenerek Âlemlerin Rabbine karşı geldiği konusu, 178’inci Kur’an Buluşmasının başlıca gündemiydi.
Dünya çapında yaşamakta olduğumuz hadiselerin de apaçık gösterdiği gibi, para ve taraftar çokluğu, Allah’ın ve mü’minlerin düşmanlarını azdıran başlıca iki unsur idi. Ve bunlar, sadece bu dünyada geçici bir süre için bir değer ölçüsü niteliğini taşıyor, ondan sonra da kayıplara karışıp gidiyor ve sahiplerini Allah huzurunda günahlarıyla baş başa bırakıyordu.
Âyet-i kerimelerde bu konuyla ilgili olarak yer alan apaçık tehditlere toplu olarak göz attık. Bugün İslâm âleminin karşı karşıya bulunduğu düşmanlıkların altında yatan aldanmaların da Kur’ân-ı Kerimin haber verdiği durumdan hiçbir farkının bulunmadığını gördük. Bu arada, Müslümanları maddî güçlerine dayanarak esaret altında tutmaya çalışan kuvvetlere şuursuz olarak yardım etmek anlamına gelen davranışlar üzerinde de durduk.

UTESAV organizasyonuyla MÜSİAD’ın Sütlüce’deki genel merkezinde gerçekleşen Kur’an Buluşmaları, Cumartesi sabahları 7:00’de kılınan sabah namazı ve onu takiben ikram edilen simit-peynir-çaydan mürekkep bir kahvaltı ikramıyla başlıyor ve 7:30-9:00 arasında sunumlu olarak cereyan ediyor.
Kur’an Buluşmalarında hanımlar için de yer ayrılmış bulunuyor.