SON EKLENENLER
latest

7 Temmuz 2017 Cuma

“CİNSEL ÖZGÜRLÜK”ÇÜLER KUR’ÂN’I YALANLIYOR


– VI –
Küresel sapıklık cereyanlarının bütün gücüyle yüklendiği ülkelerin başında Türkiye geliyor. Çünkü bu ülke sapıklığa – Allah göstermesin – teslim olduğu takdirde, bu kapıdan İslâm âlemine de giriş yapacaklarını ve bütün bir İslâm âlemini bozmakta çok fazla zorlanmayacaklarını hesaplıyorlar. 2015’te Boston’lu sapıklar orkestrasının İsrail’den hemen sonra Türkiye’de konser vermesiyle ilgili olarak yapılan yorumlarda, bu niyetlerini çok fazla saklamak ihtiyacını duymadılar.
Çok şükür ki, Türkiye, sapıklıklara karşı inançlarından gelen duyarlılığını büyük ölçüde muhafaza ediyor. Her ne kadar Avrupa Birliği yasaları Türkiye’yi cinsel sapıklıklara karşı ayırımcılığı cezalandıran kanunlar yapmaya zorluyorlarsa da, ülkemiz bu konuda bir adım atmadı. Yapılan muhtelif anketler de cinsel sapıklara karşı halkta büyük ve köklü bir tepkinin hâlâ var olduğunu ortaya koyuyor.
Eşcinsel evliliklere izin veren ve onlara evlât edinme hakkı tanıyan yasaların çıkarılması için her ne kadar sapık cereyanlar büyük çaba gösteriyorsa da, henüz bunu Avrupa’nın bile tamamına kabul ettiremediler. Ancak İslâm âleminin nesillerini bozmak gibi bir amacı hiçbir zaman bir kenara atmayacakları belli olan mihrakların bu konu üzerinde daha uzun yıllar boyunca ısrarlı bir şekilde çalışacaklarından da şüphe edilmemesi gerekiyor.
Burada, DP’nin Maarif Vekili rahmetli Tevfik İleri’nin tesbitini hatırlıyoruz:
“Yüzde 10’un ahlâkı bozulduğu zaman, toplumda ahlâksızlık hakim olur.”
Cinsel sapıklıklar açısından ele alındığı zaman, bozulma çok şükür ki bu seviyelerin hayli uzağında bulunuyor. Ancak aynı konuda lisanımızın bozulması açısından baktığımızda o kadar iyimser olamıyoruz.
Çünkü Kur’ân’ın lisanını bir kenara bırakıp Batılı sapıkların piyasaya sürdüğü dili benimseyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.
Kur’ân’ın fuhşiyat dediği şeyin adı özgürlük oldu, cinsel tercih oldu.
İslâm’ın hayâ dediği şeye fobi adı takıldı.
Ve bu dil değişimi, sadece belirli bir sapıklar çevresinde kalmadı, Müslüman entellektüeller arasında da yavaş yavaş kullanılmaya başladı.
Fuhşiyatı özgürlük, hayâyı fobi olarak gördükten sonra, o fiillerin bizzat faili olmaya ne ihtiyaç var? Yüzde 10 öyle de, böyle de tamamlanmış olur; ahlâksızlık yüzde 10’a erişince de toplumu bütünüyle kıskacına almış bulunur. Bundan sonra toplumun yüzde 10’a yetişmesi sadece bir zaman meselesidir.
Fakat cinsel sapıklıklara İslâm’ın verdiği isimleri bırakıp da sapıklar tarafından tedavüle sokulan isimleri kullanmaya başlamanın bu dini yalanlamak ve ona karşı açıkça meydan okumak mânâsına geldiğini ayrıca belirtmeye ihtiyaç var mı?
Düşünün ki, Kur’ân tekrar tekrar o meş’um fiiller için “fuhşiyat” adını kullanıyor ve bunları kesin bir dille temelden reddediyor.
Bir kısım insanlar ise Kur’ân’ı yalanlıyor; “Hayır o fuhşiyat değildir, hastalık da değildir, ancak bir cinsel tercihten ibarettir” diyor.
Yine düşünün ki Allah’ın Resulü “hayâ”yı bu dinin ahlâkı olarak ilân ediyor.
Bir kısım insanlar ise Allah’ın Resulünü açıkça yalanlıyor ve “Hayır o hayâ değil fobidir” diyor.
Kur’ân’ı ve Resulullah’ı yalanlayan kimselere Müslüman denir mi?
[Devam edecek]
***
Kaynak: yazarumit.com

3 Temmuz 2017 Pazartesi

ÖZGÜRLÜK DEĞİL FUHŞİYAT!


Kur’ân, ahlâksızlığın her türlüsünü yasakladığı gibi, onu yaygınlaştırmak isteyenleri de insanlığın baş düşmanı olarak ilân eder.

– V –
Küresel sapıklık hareketlerinin mâsum görünümlü isim ve sıfatlar arkasında gizleyerek kitlelere kabul ettirdiği fiillerin tamamını, Kur’ân-ı Kerim “fuhşiyat” kavramı altında toplamıştır.
Fuhşiyat, her türlü utanç verici çirkin fiilleri, hayâsızlığı, edepsizliği, ahlâksızlık ve iffetsizliği içine alan geniş bir kavramdır.
Her Cuma hutbesinde dinlediğimiz Nahl sûresi  90. âyetinde, Allah’ın yasakladığı şeylerin başında “fuhşiyat” sayılır.
Daha başka âyetlerde, fuhşiyatın açığı ve gizlisiyle her türlüsünün yasaklandığı, açık ve kesin bir dille ihtar edilir. [1]
Allah’ın yasakladığı şeylerin başında gelen fuhşiyat, şeytandan başka kimin emirleri arasında liste başı olabilir? Kur’ân, fuhşiyatın her türlüsünü sadece yasak ilân etmekle kalmıyor; aynı zamanda, onu insanlar arasında yaygınlaştırmak isteyenin de insanın baş düşmanı olduğunu tekrar tekrar bize hatırlatıyor:
Ey insanlar, yeryüzünde olanların helâl ve temizlerinden yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
O sizi ancak kötülüğe, fuhşiyata,  bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemeye kışkırtır.[2]
Ey iman edenler, şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, hiç kuşkusuz o fuhşiyata  teşvik etmektedir.[3]
Bu arada, şeytanın sadece bildiğimiz cin şeytanlarından ibaret olmayıp insan şeytanlarını da içine aldığını hatırlamakta fayda, hattâ zaruret vardır. Nitekim Kur’ân da insan ve cin şeytanlarının karşılıklı olarak birbirlerine ilham verdiklerini bildirir,[4] hattâ cin şeytanlarını azdıran insanlardan söz eder.[5]
***
İslâm’ın hiçbir surette imana ve insanlığa yakıştırmadığı ve kesin bir surette reddettiği fuhşiyat kavramına karşılık, bir de “olmazsa olmaz” kabul ettiği bir kavram vardır. Bunun adı da “hayâ”dır, yani utanma duygusudur.
Resulullah (s.a.v.), tarih boyunca bütün peygamberlerin insanlara verdiği derslerin başında hayâ dersinin geldiğini bildiriyor:
İlk peygamberlerden itibaren insanların öğrendiği bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap.[6]
Bütün dinlerin en önemli bir esası olan hayâ, İslâm’da ise  bu dinin özel ahlâkı haline gelmiştir. Allah’ın Elçisi, bunu “Her dinin bir ahlâkı vardır; İslâm’ın ahlâkı da hayâdır” buyurmak suretiyle bize haber veriyor.[7]
[Devam edecek]
***
Bundan önceki bölümler:
  1. DİL BOZULUNCA AHLÂK DA BOZULUR
  2. SAPIKLIĞI ÖNCE ALLAH’IN KİTABINA SOKTULAR
  3. BATI MEDENİYETİ SAPIKLIĞI BÖYLE AKLADI
  4. HOMOFOBİ TABİRİ NASIL İCAD EDİLDİ?
***
Kaynak: yazarumit.com
***
[1] En’âm, 6:151; A’râf, 7:33.
[2] Bakara, 2:168-169.
[3] Nur, 24:21.
[4] En’âm, 6:112.
[5] Cin, 72:6.
[6] Buharî, Enbiyâ: 54; Edeb: 78; Ebû Dâvud, Edeb: 6; İbni Mâce, Zühd: 17.
[7] Muvatta’, Hüsnü’l-huluk: 2.

2 Temmuz 2017 Pazar

HOMOFOBİ TABİRİ NASIL UYDURULDU?



Küresel sapıklar, cinsel iğrençlikleri normal davranış olarak ilân etmekle yetinmediler; namuslu insanları damgalamak için de hayalî bir "homofobi" damgasını icad ettiler.

– IV –
Küresel sapıkların hedefi, sadece kendilerini temize çıkarmak ve toplum içinde kabullenilmekten ibaret değildi. Onların bir derdi de muhaliflerini damgalamak ve toplum içine çıkamaz hale getirmek idi. Bunun için, sapıklık karşıtı ahlâklı ve sağlıklı insanları “hasta” olarak damgalamanın bir yolunu buldular.
1960’lı yılların sonlarına doğru, bir taraftan sapık eylemciler cinsel sapkınlıkları hastalıklar listesinden çıkarmaya uğraşırken, bir taraftan da George Weinberg adlı sapık dostu bir psikolog “homofobi” adında bir hastalık icad etti.
Weinberg, bu icadını önceleri çeşitli zeminlerdeki konuşmalarında kullandı. Derken, homofobi tabiri, 1969 yılında basılı medyaya Screw adlı bir Amerikan porno dergisiyle giriş yaptı. Arkasından bunu Time dergisi kaptı ve kullanmaya başladı. Çok geçmeden de bu tabir fobiler listesindeki yerini aldı, hattâ sözlüklere bile girdi.
Weinberg, 1969 yılındaki bir mülâkatında bu icadını açıklarken, “Homofobi kesinlikle bir hastalıktır; bunda hiç şüphe yok” diyordu. Sonra da, “İnsan her gece yatarken bu hastalıkla uyanmamak için dua etmeli” diyerek bu hastalığın “dehşetini” (!) dile getirmeye çalışıyordu.
Fobi kelimesinin korku anlamına geldiğini herkes bilir. Fakat sapıklara karşı çıkan sağlıklı insanlar hakkında kullanılırken bu kelimeye sadece bu vak’aya münhasır kalmak üzere bir ayrıcalık tanındı ve kapsama alanı alabildiğine genişletildi. Bugün “homofobi” kelimesi, cinsel sapıklıklara karşı red, nefret, küçümseme, dışlama, önyargı gibi her türden duyguyu, bu arada dinî inançları ve ahlâk telâkkilerini de içine alacak şekilde kullanılıyor.
Sapık dostu Weinberg bir yandan sapıklık karşıtlarını “homofobik” yaftasıyla hasta olarak safdışı ederken, bir yandan da sapıklığın sağlıklı birşey olduğunu ispat etme çabalarından da geri kalmıyordu. 1972 yılında yayınladığı “Toplum ve Sağlıklı Eşcinsel” adlı çalışması, bu konuda önemli adımlardan birini teşkil etti.
Bu adımlar, pek tabii, atıldığı yerde kalmıyor, küresel bir propaganda mekanizması tarafından derhal işleme konuluyordu. Yazılı medya, görsel medya, sahne sanatları, reklam ajansları, ünlü kişiler, moda mihrakları, sivil toplum örgütleri gibi araçlar, toplumu cinsel sapıklıklara özendirmek için seferber edildi. Bütün bu araçların bizim toplumumuzda da ne kadar etkili bir şekilde kullanıldığına dair örnekleri hatırlamakta hiçbirimiz zorlanmıyoruz. Sadece bir kısım sanatçıların giyim-kuşam ve tavırları ile ünlüler arasındaki cinsel sapıklıklara dair sosyete sayfalarında çıkan dedikoduların toplumda eşcinselliğe karşı bir hoşgörü vücuda getirmekte oynadığı rol küçümsenecek gibi değildir.
[Devam edecek]
***
Bundan önceki bölümler:
***
Kaynak: yazarumit.com