SON EKLENENLER
latest

4 Aralık 2018 Salı

Camilerin parmak izini biriktiren adam

Fotoğraf makinesini, bir camiin kubbesi ile avizesini ortalayacak şekilde yerleştirdikten sonra deklanşöre basacak olursanız nasıl bir resim ortaya çıkar?

“Simetrik bir desen” diyebilirsiniz ki, bu doğrudur. Ancak gazeteci Zihni Yıldız’ın objektifi, bunun daha ötesini keşfetmiş:

Her bir camiin verdiği resim, bir başkasında asla aynen tekrarlanmayacak şekilde, kendisine has, harikulâde bir simetrik desen ortaya çıkarıyor: tıpkı kar taneleri gibi.

Zihni Yıldız bu resimlere “Camilerin parmak izleri” diyor. Ve ziyaret ettiği her bir camiin parmak izini resimleyip instagram hesabında yayınlıyor.

Yıldız’ın https://www.instagram.com/_zihni.yildiz_/ adresinden erişebileceğiniz hesabında şu âna kadar 300’e yakın camiin parmak izi sergilenmiş bulunuyor. Bu arada, henüz az sayıda da olsa, Zihni Yıldız’ın bu kolleksiyonundan haberdar olanlar, kendi çektikleri resimleri de kolleksiyon’da yer almak üzere Yıldız’a gönderiyorlar. Zihni Yıldız, bunlardan uygun olanlarını, fotoğraf sahipleriyle ilgili bilgilerle birlikte yayınlıyor.

Resimler, sadece camilerin parmak izlerini vermekle kalmıyor, aynı zamanda cami ile ilgili konum bilgisi ve diğer resimlere ulaşma imkânını da sağlıyor. Bu bilgilere erişmek için, resmin üzerine tıkladıktan sonra, sağ taraftaki sütunun en başında “Zihni Yıldız” adının altında yer alan cami ismini tıklamanız gerekiyor.

https://www.instagram.com/_zihni.yildiz_/

 

2 Aralık 2018 Pazar

"Hakkı söylemek ne rızkı geciktirir, ne de eceli yaklaştırır"

Kur’ân-ı Kerimin Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili uyarıları, aynı zamanda bizi de kendimize çekidüzen vermeye çağıran uyarılardır. Biz de, geçtiğimiz haftanın Kur’an Buluşmasında Âl-i İmrân sûresinin 187. âyetini okurken, “Bu âyetteki ikazlardan bizim de bir payımız var mı?” sorusuna cevap aradık.

Âyet-i kerime, Yahudi ve Hıristiyanların, Allah’a verdikleri söze rağmen, kendilerine indirilmiş olan kitabı olduğu gibi açıklamadıklarını ve bazı hakikatleri gizlediklerini haber veriyordu.

Bu âyetin ışığında dönüp kendimize baktığımız zaman, “Acaba hakkı hiçbir zaman gizlememek, birtakım menfaatler veya korku sebebiyle bazı hakikatleri eğip bükmemek” gibi hususlarda gerçekten Müslümanca davrandığımızı mı görüyoruz, yoksa birtakım çıkar, korku, vehim, vesvese gibi sebepler bizi Kitap Ehli gibi davranmaya mı sevk ediyor?

UTESAV organizasyonuyla MÜSİAD genel merkezinde gerçekleşen Kur’an Buluşmalarının 211. bölümünde bu soruların cevabını ararken karşımıza çıkan âyet ve hadislerden bazıları şunlar oldu:

İsrailoğullarından kâfir olanlar, hem Davud’un, hem de Meryem oğlu İsa’nın diliyle lânetlendiler. Bunun sebebi de onların isyan etmiş olmaları ve hadlerini aşıp durmalarıydı.

Onlar kötülük işlediklerinde birbirlerini bundan alıkoymazlardı. Ne kötü birşeydi işleyip durdukları!

Mâide, 5:78-79

Kendisine bir ilim sorulup da bunu gizleyen kimseye kıyamet  gününde  ateşten  bir  gem  vurulur.

Ebû Dâvud, İlim: 9; Tirmizi, İlim: 3

Sizden birinin insanlardan korkusu, bildiği hakkı söylemesine engel olmasın.

Müsned, 3:92

Sizden biri, Allah için söylenecek bir sözü gerektiren bir durumla karşılaştığı zaman o sözü söylemekten çekinerek kendisini küçük düşürmesin.

Çünkü Allah “O sözü söylemekten seni alıkoyan neydi?” diye soracak.

Kul “İnsanlardan korktum yâ Rabbi” diyecek.

Allah “Halbuki korkmana Ben daha lâyıktım” buyuracak.

Müsned, 3:47

Sizden birinin insanlardan korkusu, gördüğü veya şahit olduğu bir hakkı söylemekten onu alıkoymasın.
Çünkü hakkı söylemek ne eceli yaklaştırır, ne de rızkı uzaklaştırır.

Müsned, 3:50

211’inci Kur’an Buluşmasını tam kaydını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

 

Spor Toto Ertuğrul Gazi'ye komşu olmuş

Söğüt deyince akla Ertuğrul Gazi gelir tabii ki.

“Söğüt’te neler yapılır?” diye sorulunca da, “Önce oranın büyüğü ziyaret edilir” diye cevap verilir. Bu arada, yazın kavurucu sıcaklarında iseniz, türbenin civarında yörük ayranı ile serinleyebilirsiniz – çıslı taklı Batılı pop müziği eşliğinde!

Bu arada, tarihî kıyafetler giymiş figüranlarla beraber resim de çektirebilirsiniz, ancak fona dikkat etmek şartıyla. Çünkü türbenin hemen yanı başındaki tören alanı, resmî kumar kuruluşumuz Spor Toto’nun reklamlarıyla dolu. Kumar parasıyla tören alanı inşa ettirmek gibi bir hayr-ı azîme imzasını atan kurum, yaptığı masrafın boşa gitmemesi için de gerekli önlemi almış ve “Spor Toto” yazılarını, değişik açılardan çekilecek resimlerde görülecek şekilde alanın muhtelif yerlerine yerleştirmiş.

Bu resimleri geçtiğimiz Temmuz ayında çekmiştik; yazıların hâlâ orada durduğundan her ne kadar yüzde yüz emin değilsek bile, orada durmaması için de bir sebep düşünemiyoruz. Spor Toto kurumu herhalde bu kadar masrafı üç günlük bir tanıtım için yapmış olamaz!

Bu manzarayı bugün hatırlamamızın sebebi ise, Muharrem Balcı dostumuzun Spor Toto ile ilgili yayınları. Balcı, bir haberde çocuklarla Spor Toto’nun bir araya getirilmiş olmasından yakınıyor. Resmî kumar kurumumuzla şanlı ecdadımızı bir araya getirmekte mahzur görmeyenler, aynı şeyi gelecek nesiller için tekrarlamakta niçin sakınca bulsunlar?

Özetle:

Kumarbazlık, millî bir ruh gibi, geçmiş ve geleceğimizle genlerimize işleniyor, benliğimize kazınıyor.

“Bu arada yöneticilerimiz ne yapıyor?” diye soracak olursanız, hiçbir bilgimiz yoktur; ulaşabilirseniz bu soruyu kendilerine sormanız rica olunur.