SON EKLENENLER
latest

1 Kasım 2019 Cuma

İdol: putperest kültüründen özenti yoluyla devşirilmiş bir kelime



İDOL: Yunancadan Latinceye, oradan da Fransızca ve İngilizceye geçmiş bir kelimedir. Asıl anlamı “put” demektir. İngilizcede mecaz olarak, taparcasına sevilen ve/veya örnek alınan kimse anlamına da kullanılır. Yanlış fikir, aldatıcı kavram mânâsına da gelir.

Maalesef bu kelime son yıllarda Türkçemizde de bazı Batı mukallitlerinin gayretleri sonucunda kullanılmaya başlamıştır. Eğer bu kullanımda kastedilen mânâ olumsuzluk içeriyorsa, bu bir derece doğru kabul edilebilir. Bu takdirde, meselâ “O, filân kişinin idolüdür” ifadesini “O, filanca kişinin putudur” mânâsında almamız gerekecektir. Çünkü bu kelime ve onun kullanım biçimleri, temelinde putperestlik yatan bir medeniyetin ürünüdür.

Ancak “örnek alınan kişi” anlamında kullanıldığı takdirde, bu kelime maksadı bir hayli aşan mânâları beraberinde getirmekte, bizim lisanımızın ve kültürümüzün genetiğini değiştirme istidadı taşımaktadır. Çünkü bizim dilimizde çok sevilen ve örnek alınmaya değer bulunan kimseler için kullanılan son derece mûnis kelimeler vardır ve bu kelimeler, ekseriyetle, bizim kudsî kaynaklarımızdan alınmıştır, bu itibarla daima bize güzel olanı gösterme ve özendirme mânâsını taşırlar. Bu kelimeleri bir yana bırakarak onun yerine putperest kültürlerden devşirme tabirleri olumlu bir şekilde kullanıma sokmak, şuurlu veya şuursuz bir şekilde, putperestlik ruhunu bir milletin kanına karıştırmaktan başka bir gayeye hizmet etmeyecektir.

Birkaç misal

Örnek alınan kişi hakkında:

“idol edinen” yerine “hayranlık duyan,” “filân kişinin hayranı” gibi tabirler,

örnek alınan kişi için ise:

rehber, örnek, numûne gibi kelimeler kullanılabilir. Bunlar hep müsbet anlamlar taşıyan kelimelerdir. Çünkü bizim kültürümüzde taklit edilmek, güzel insanlara yaraşan bir özelliktir. Güzel insanlara da güzel sözlerle anılmak yaraşır. Kötü insanları taklit etmeye veya birisini kötü bir şekilde taklit etmeye yaraşan ise, kötü sözlerdir; idol edinmek, tapmak, putlaştırmak gibi tabirlerin kullanım yeri de işte tam burasıdır. Yoksa, iyi birisini iyi bir şekilde örnek almayı “put edinmek” gibi son derece çirkin bir kelimeyle ifade etmeye kalkışmak, dilin mantığına, hele bizim dilimizin mantığına tamamen ters düşer.

Bu arada, yeni nesillere unutturulan iki tabirimizi de burada kısaca açıklayalım; açıklamakla da kalmayıp fırsat buldukça kullanalım.

numûne-i imtisal: Kendisine uyulmaya, örnek alınmaya lâyık kimse veya şey: Bitlenen, yalanan kedi, köpek, tavuk, temizlikte ve titizlikte birçok insanlara numûne-i imtisal olmaya lâyık değil midir? (Ahmet Hâşim). – Misalli Büyük Türkçe Sözlük.

üsve: (ar. i.) imtisal numûnesi, örnek olacak insan. – Ferit Devellioğlu.

üsve-i hasene: “Güzel örnek” / Kur’ân-ı Kerim’den alınmış bir tabirdir; âyetlerde Peygamberimiz ile Hz. İbrahim ve beraberindekiler için kullanılmış ve bu zâtlar bize her cihetten örnek alınacak numûne şahsiyetler olarak gösterilmiştir. (Bkz. Ahzâb, 33:21; Mümtehine, 60:4, 6.)

“Bu kelimeleri kim anlar?” diye soranlara şöyle cevap verilir:

Biz bu kelimeleri anlıyorduk. “İdol” kelimesi bu lisana nasıl sokulduysa, bu kelimelerimiz de aynı yoldan tekrar bize dönerler. Bu yol da, kelimeleri sık sık ve yerli yerinde kullanmaktan, bu şekilde kullanımlarını özendirmek ve kolaylaştırmaktan, yani bu hususta birer “numûne-i imtisal,” birer “üsve-i hasene” olmaktan geçer.

28 Ekim 2019 Pazartesi

İç ve dış düşmanlara karşı tedbir Kur'ân'ın emri

Bu imtihan dünyasında bizi huzur ve güven içinde bir toplum hayatına ulaştıracak yollara başvurmak kadar, bu huzur ve güveni tehlikelerden korumak da Kur’ân’ın bize yüklediği görevler arasında bulunuyor.

26 Ekim Cumartesi günkü 241. Kur’an Buluşmasında, bize bu konuda yol gösteren âyet-i kerimeler gündemimizdeydi.

UTESAV organizasyonuyla MÜSİAD’ın Çobançeşme’deki genel merkezinde gerçekleşen Kur’an Buluşmasında Nisâ sûresinin 71-74. âyetleri ışığında hayatımızı gözden geçirdik.

Bu âyetlerin ışığı altında, ülke savunmasının ve askerlik hizmetinin önemi üzerinde durduk.

Bu âyetler aynı zamanda münafıklardan gelen tehlikelere de dikkat çekiyordu; bu da bizi iç ve dış düşmanlarımız karşısındaki teyakkuz durumumuzu sorgulamaya sevk etti.

Gündemimizi teşkil eden âyetlerde meâlen şöyle buyuruluyordu:

Ey iman edenler! Tedbirinizi alın ve topluluklar halinde, gerekirse hep birlikte seferber olun.

Sizden kimileri var ki, işi ağırdan alır; eğer başınıza bir musibet gelecek olursa “Allah bana lütfetti; iyi ki onlarla beraber değilmişim” der.

Allah’tan size bir lütuf eriştiğinde ise, sanki daha önceden sizinle onun arasında bir muhabbet yokmuş gibi, “Ne olurdu, ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir nimete erişseydim” der.

Dünya hayatını âhiret hayatıyla değiştirmek isteyenler, Allah yolunda savaşsınlar. Allah yolunda savaşan kimseye ise, ister öldürülsün, ister galip gelsin, Biz pek büyük bir mükâfat vereceğiz.

241’inci Kur’an Buluşmasının tam video kaydını şu bağlantıda izleyebilirsiniz:

Kur’an Buluşmaları, Cumartesi sabahları 7:00’de kılınan sabah namazından sonra ve simit-peynir-çaydan meydana gelen bir kahvaltı ikramını takiben 7:30’da başlıyor ve 9:00’a kadar devam ediyor.

Programda hanımlar için de yer ayrılmış bulunuyor.