SON EKLENENLER
latest

18 Ocak 2020 Cumartesi

Sade hayat nedir, ne değildir?

ÜMİT ŞİMŞEK

Birçokları, sade hayattan söz edildiğinde, bundan, şehir hayatını ve teknolojiyi bütünüyle terk ederek doğa ile baş başa yaşanacak bir hayat anlamını çıkarır. Bu, tayfın bir ucunda yer alan, oldukça aşırı denebilecek bir yaklaşımdır. Tayfın diğer ucunda ise, sade hayatın kendisini yeni bir tüketim zemini olarak gören başka bir anlayış mevcuttur. Bunu da yadırgamamak gerekir; çünkü yeni kavramların yeni masraf kapıları anlamına geldiği bir dünyaya gözümüzü açtık ve bundan başka bildiğimiz bir dünya da olmadı. Böyle bir dünyada ise, sade hayata geçme kararını verdikten sonra eşyalarını yenilemekle işe başlayan ve cüzdanlarını doğal görünümlü mobilya için boşaltmak suretiyle sadeliği yakalayan insanlarla karşılaşmak pek o kadar zor olmuyor. Tabii, böyle bir pazarın kokusunu da bazı hassas burunlar birkaç ışık yılı öteden almakta gecikmiyorlar. Ve, sade hayat akımının revaç bulmasıyla birlikte, “Filan parfümle sadeliği yakalayın,” “Falan otomobil modeliyle sadeliğe uçun” gibi reklamlar da birbirini izlemeye başlıyor. Çok geçmeden, Time dergisini çıkaran Time Warner grubu pazarı yakalıyor. Real Simple (Gerçekten Sade) isimli, rengârenk ve bol reklamlı bir dergiyle, “sade tüketicinin” büyük bir ihtiyacını karşılıyor ve ona, sadeliğin tadını yakalamak için neler satın alması gerektiği konusunda yol gösteriyor: yağmur altında doğa ile baş başa bir yürüyüş için 78 dolarlık bir yağmurluk ve 30 dolarlık bir şemsiye, sade giyinmek için saf yünden yapılmış 365 dolarlık bir tişört, zamanla aranızdaki bağı koparmamak için 1350 dolarlık Chanel saat, sade bir gece uykusu için 2500 dolara alabileceğiniz gece lambası ve daha nice sade tüketim araçları… Bu derginin şimdiye kadar kaç kişinin hayatını sadeleştirdiğine dair bir bilgimiz yok; ama 2002’de, Advertising Age (Reklam Çağı) dergisi tarafından “yılın dergisi” seçildiğini biliyoruz.

Böylece, sade hayat gönüllülerinin ilk ve en önemli dersi belirlenmiş oluyor: “Size biraz sadelik satalım” diyenlerden korunmak.

Tayfın diğer ucundaki tercihlere gelince: Bütünüyle medeniyetten istifa ederek kurtlar ve kuşlar arasında bir ömür sürmek, eğer kişinin kendi seçimiyse ve böylece mutlu olunacaksa, buna herhalde kimsenin bir itirazı olamaz. (İnsanlar böyle bir hayatı tercih ettiklerinde satıcıların ne iş yapacaklarını siz merak etmeyin; onların dağ başındakine de pazarlayacak birşeyler bulması uzun zaman almaz. Vaktiyle bir İngiliz firması Eskimolara buzdolabı satarak Kraliçeden ödül almıştı.) Ancak bizim bu kitapta tasvir ettiğimiz sade hayat düşüncesi böyle bir hayatı öngörmemekte; bir yandan toplumla birlikte yaşarken, aynı zamanda kendi değerlerini ve kişiliğini koruyan bir hayat tarzını esas almaktadır.

İhtiyaç fazlası ve toplum baskısı

Sade hayatın herşeyden önce bir özgürlük hareketi olduğunu görmüş bulunuyoruz. Bu, kendi hayatının yönetimini ele almak ve kendi hayat tarzı hakkındaki belirleyici kararları bizzat vermek demektir. Bu da, en başta, neye ihtiyacı olduğunu insanın kendi başına karar vermesiyle gerçekleşir. Eğer ihtiyaçlarınızı sizin dışınızda bir belirleyen varsa, hayatınızın en önemli bölümü başkalarının yönetimine teslim edilmiştir; geri kalan alanlarla sizin kendinizi serbest hissetmeniz birşeyi değiştirmez. Böyle bir durumda, tüketim ekonomisinin öngördüğü ideal insan rolünü kusursuz bir şekilde oynamaya devam ederken, bir yandan da sade bir hayat sürdüğünüzü düşünebilirsiniz. Çünkü sade hayatın çıkış noktası, ihtiyaç fazlasının baskısından kurtulmaktadır. Neye ihtiyacınız olduğunu sizden başkası belirliyorsa, yani yeterlilik ve fazlalık arasındaki sınırı başkaları çiziyorsa, bu, sade hayat projesi içinde ve ihtiyaç etiketi altında size herşeyin pazarlanabileceği anlamını taşıyabilir.

İhtiyaçlarını bizzat belirleyebilen insan, bir açıdan çok zor bir işi bütün bir toplum baskısına rağmen başarmış, diğer taraftan da kendisini çok büyük bir yükün baskısından kurtarmış özgür bir insandır. Onun artık başka birileri gibi olmak, başkalarının gerisinde kalmamak, başkalarını etkilemek, başkaları tarafından aşağılanmaktan kurtulmak gibi endişeleri yoktur. Modaya uygun elbise, yeni mobilya, yeni model araba, ünlü ve pahalı markalar, onun kişiliğine değer kazandıran unsurlar arasına giremez; sırf başkaları öyle yapıyor diye, özgür adamın, bunların peşinde koşma mecburiyeti yoktur. Özgür adamın böyle beyhude yarışlardan serbest kalan enerjisi daha başka, daha masrafsız ve daha anlamlı tatmin kaynaklarına yönelmiştir. Zaten sade hayatı bir hayat tarzı olarak insanlara benimseten ve yaşatan da budur. Yoksa, sahip olduğu eşya ile ve tükettiği şeylerle insanın bir değer kazanamayacağı konusunda, bir sohbet içinde iknâ edemeyeceğiniz kimse hemen hemen yok gibidir. Lâkin mantık itibarıyla insanın doğru kabul ettiği birşeyin hayata yansıması için daha başka şeylere de ihtiyaç vardır. Daha doğrusu, tüketim insanının eşya ile ve maddî refah araçlarıyla doyurmaya çalıştığı duyguları, sade hayat gönüllüleri başka yollardan ve daha güçlü bir şekilde tatmin ediyor olmalıdırlar. Ancak böyle bir tatmin duygusu, onlara, toplumun çoğunluğuna ters düşme gücünü ve cesaretini verebilir. Sonuçta, ortaya çıkan manzara, her iki tarafın da anlamakta güçlük çektiği bir manzaradır: “Tüketici” rolünü benimsemiş insanlar sade hayat gönüllülerine bakarak onların kendi kendilerini maddî mahrumiyetlere mahkûm etmiş olmalarına nasıl hayret ediyorlarsa, sade hayat gönüllüleri de bu insanların ömürlerini kendi elleriyle tüketip dururken hayatın asıl yaşanacak taraflarını kaçırmakta olduklarını bir türlü fark edemeyişlerine hayıflanmaktadırlar.

***

Sade Hayat isimli kitaptan alınmıştır. Kitaba şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://www.babil.com/kitap/urun/e40965ad51274541b5e7ef4bf60f09e5

17 Ocak 2020 Cuma

"Bu kitap insanlar arasında hükmetmen için indirildi"

Kur’an Buluşmalarının 253. bölümünde ele alacağımız konuların ağırlığını adalet ile ilgili emir ve yasaklar teşkil ediyor.

UTESAV organizasyonuyla 18 Ocak Cumartesi sabahı MÜSİAD Genel Merkezinde gerçekleşecek olan 253. Kur’an Buluşmasında Nisâ sûresinin 104-109. âyetlerini okuyoruz.

Bu âyet-i kerimelerde Allah Teâlâ kullarına “insanlar arasında hak ile hükmetmelerini, adaletten şaşmamalarını, hain ve yalancıları müdafaa etmekten sakınmalarını” kesin bir dille emrediyor; Kitabı insanlar arasında onunla hükmedilsin diye indirdiğini hatırlatıyor ve adaletten ayrılanları şiddetli bir dil ile ikaz ediyor.

Buluşmada okuyacağımız âyetlerin mealleri şöyle:

Düşman birliklerini takip etmekte gevşek davranmayın. Siz acı çekiyorsanız, sizin çektiğiniz gibi onlar da acı çekiyorlar. Üstelik siz, onların ummadığı şeyi Allah’tan umuyorsunuz. Allah ise Alîm ve Hakîmdir.

Biz sana, insanlar arasında Allah’ın gösterdiği şekilde hüküm vermen için, kitabı hak ile indirdik. Onun için hainlerden taraf olma.

Allah’tan bağışlanma iste. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

Kendi nefislerine hıyanet edenleri  savunma. Çünkü Allah hainlikte ve günahta ileri gidenleri hiç sevmez.

Onlar işlediklerini halktan gizleseler de Allah’tan saklayamazlar. Çünkü onlar Allah’ın asla hoşlanmadığı iftiraları sinsice kurup dururken Allah onların yanındaydı ve onların bütün yaptıklarını kuşatmış bulunuyordu.

Siz dünya hayatında onları savundunuz diyelim; kıyamet gününde Allah’a karşı onları kim savunacak, himayelerini kim üstlenecek?

Herkese açık olarak cereyan eden Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları 6:50’de kılınan sabah namazından sonra simit-peynir-çaydan meydana gelen bir kahvaltı ikramını takiben 7:30’da başlıyor ve 9:00’a kadar devam ediyor.

Programda hanımlara da yer ayrılmış bulunuyor.

16 Ocak 2020 Perşembe

Ali Fuat Başgil'in Diyanet İşleri Başkanlığı kanun tasarısı

DİYANET İŞLERİ TEŞKİLAT KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KISIM
UMUMİ HÜKÜMLER
Madde 1– Diyanet işleri teşkilatı ilmi, idari ve mali muhtariyeti haiz hükmi bir şahıs olup, bu kanunda gösterilen uzuvlar marifetiyle temsil olunur.
İslâm dininin ibadetleri ve İslâmi talim ve terbiye ile ilgili bütün teşkilat ve müesseseler Diyanet İşleri Reisliğine bağlıdır.
Diyanet İşleri Reisliğinin merkez teşkilatı İstanbul’da bulunur.
Madde 2– Diyanet İşleri Reisliğiyle ona bağlı teşkilat ve müesseselerde vazife görenler, siyasi partilere giremez, siyasetle uğraşmaz ve hükümet işlerine karışmaz.
Madde 3– Diyanet İşleri Teşkilâtı kendi gelir ve gider bütçesini, bu kanunda gösterilen ilgili uzuvlar marifetiyle kendisi tanzim ve kabul eder.
Diyanet İşleri Teşkilâtı bütçesinin gelirleri, eskiden beri mevcut dini vakıflarla yeniden yapılan bağışlar, para yardımları ve dini tesislerdir. Diyanet İşleri Teşkilatı bütçesinin giderleri, maaş, inşaa, tamir, tesis, te’lif ve tercüme, talim ve terbiye gibi dini hizmetler karşılığı masraflardır.
Madde 4– Vakıflar Umum Müdürlüğü, bütün teşkilâtı ve müesseseleriyle ve bütün varı, geliri ve gideri ile, bu kanunun neşri tarihinden itibaren Diyanet İşleri Reisliğine bağlanmıştır.
Madde 5– Diyanet İşleri Reisliğine bağlı teşkilât ve müesseselerde dini vazife görenler, bu sıfatla ve vazifeleri itibariyle Diyanet İşleri Reisliğinin emrindedir. Bu kimseler kanunların devlet memurlarına tanıdığı himaye ve imtiyazlardan istifade ederler ve devlet memurları maaş ve ücret baremine muvazi bir şekilde, Diyanet Reisliğince, tanzim olunacak bir barem üzerinden maaş ve ücret alırlar.
Madde 6– Diyanet İşleri Reisliğine bağlı teşkilât ve müesseselerde vazife görenlerin tayin ve terfileri ile, vazifelerine son verilmesi ve Diyanet İşleri Reisliği emrine alınması, emekliye ayrılması ve emeklilik maaşı keyfiyetleri, bu hususlarda devlet memurları hakkında tatbik olunan kanun hükümleri esas tutularak, Diyanet İşleri Reisliğince tesbit olunur.
İKİNCİ KISIM
I. FASIL
DİYANET İŞLERİ TEŞKİLÂTI
Merkez Teşkilâtı
Madde 7– Diyanet İşleri Merkez Teşkilâtı: Reislik, Diyanet Şûrası, Başmüşavirlik, Yüksek Müşavere Hey’eti, Başmüfettişlik, Varidat ve Evkaf, Tedris ve Neşriyat, İmar, Muhasebe ve Zat İşleri Müdürlükleriyle Hukuk Müşavirliği ve İnzibat Meclisini ihtiva eder.
Reis
Madde 8– Diyanet İşleri Reisi, İslâm Enstitüsü müderrislerinden, Medresetü’l-Mütehassisin mezunları ile icazetli veya enstitü mezunu müftülerden. Dersiam payesini haiz, veya İslâm ilimlerine vukufu eserleriyle sabit, itikad ve amelce diyanete bağlılığı ile maruf kimseler arasından Diyanet Şûrası tarafından, gizli rey ve mutlak ekseriyetle beş sene için (yahut yaşadığı müddetçe) seçilir. Birinci seçimde mutlak ekseriyet hâsıl olmazsa, tekrar yapılacak seçimde izafi ekseriyetle iktifa edilir. Müddeti biten reis, tekrar seçilebilir.
Madde 9– Reis seçimi Eylül ayı içinde yapılır. Ölüm veya istifa halinde, yeni reis seçimine kadar reislik vazifesi Başmüşavir tarafından görülür.
Diyanet Şûrası
Madde 10– Diyanet Şûrası, İslâm İlahiyat Enstitüsü Müderrisleri ile, Medreset’ül Mütehassisin mezunlarından, icazetli veya enstitü mezunu vilayet müftülerinden, dersiam payesini haiz veya İslâm İlimlerine vukufu, eserleriyle sabit, itikad ve amelce diyanete bağlılığı ile mâruf kimseler arasından, yüksek müşavere heyetinin teklifi üzerine. Diyanet İşleri Reisliğince seçilip davet edilenlerden teşekkül eder.
Yüksek Müşavere Hey’eti ve İslâm Enstitüsü reisi ve muavinleri ile Diyanet İşleri müşavir, müfettiş ve müdürleri, şûrası’nın tabiî âzası sayılır.
Madde 11– Diyanet Şûrası her beş senede bir Eylül ayı içinde toplanır. Ve Diyanet İşleri Reisi seçimi var ise, bunu takip eden günün ertesi günü, müzakereye başlar.
Şûra gündemi, yüksek müşavere hey’etince tesbit olunarak toplantıdan en az iki ay evvel reislikçe şûra azasına bildirilir.
Şûra riyaset divanı, seçilecek bir reis ve bir reis vekili ile üç aza ve iki kâtipten teşekkül eder. Şûraca, ekseriyetle karar verildiği takdirde, gündemde tadil ve ilâve yapılabilir. Şûra kararlarının icrasına Diyanet İşleri Reisi memurdur.
Baş Müşavir
Madde 12– Başmüşavir, Diyanet İşleri reisinin baş yardımcısı ve yüksek müşavere hey’etinin reisidir.
Başmüşavir, bütün kolları ile, tek meclis halinde toplanan, yüksek müşavere hey’etince gizli rey ve izafî ekseriyetle seçilip gösterilen üç namzet arasından birini tercih suretiyle Diyanet Reisliğince tayin olunur.
Yüksek Müşavere Heyeti
Madde 13– Müşavere hey’eti, Diyanet İşleriyle teşkilât ve müesseselerinin tanzim ve idaresinde Diyanet işleri Reisinin yardımcısı olup, reislikçe havale olunan hususlar hakkında istişari kararlar verir. Bu kararlar Diyanet İşleri Reisinin tasdiki ile kesinleşir.
Müşavere hey’eti “Talim ve Terbiye”, “plan, program ve talimat”, “te’lif, tetkik. ve tercüme” olmak üzere beşer kişilik üç kola ayrılır. Her kolun reis ve kâtibi ile, iş sahası, Diyanet Reisliğince tayin ve tespit olunur.
Madde 14– İlk yüksek müşavere hey’etini teşkil eden âzâ. Diyanet İşleri Reisi tarafından re’sen seçilip tayin olunur. İleride münhal vukuunda her kol tek meclis halinde toplanarak, alâkalı kolca gösterilen namzetler arasından, gizli rey ve ekseriyet usûlü ile âza seçerek Diyanet İşleri Reisliğinin tasdikine sunar.
Baş Müfettiş
Madde 15– Baş müfettiş, diyanet teşkilat müesseselerinin idari ve mali işleri ile tedris faaliyetlerinde teftiş ve murakabeyi temin eder. Baş müfettişliğe bağlı lüzumu kadar diyanet, ders ve idare ve evkaf müfettişi bulunur. Diyanet müfettişlikleri, imam, hatip, vaiz ve müftü gibi vazife görenlerden Türkiye Cumhuriyeti kanun ve nizamlarına, din, edep ve ahlâkına ve diyanet teşkilâtının kanun, nizam, talimat ve tebligatına riayet derecelerini, ders müfettişleri, reisliğe bağlı tedris faaliyetlerini; idare ve evkaf müfettişleri ise, teşkilatın mali ve idare kısımları ile vakıflar idaresini teftiş ve murakabe eder.
Madde 16– Müfettişler baş müfettişin inhası üzerine, baş müfettiş de, tek meclis halinde toplanan yüksek müşavere hey’etince gösterilen namzetler arasından birini tercih etmek suretiyle. Diyanet İşleri Reisi tarafından tayin olur.
Daire Müdürleri ve Hukuk Müşaviri
Madde 17– Varidat ve evkaf, tedris ve neşriyat müdürleri ile hukuk müşaviri, imar, muhasebe ve zat işleri müdürleri tek meclis halinde toplanan yüksek müşavere hey’etince gösterilen namzetler arasından birinin tercih edilmesi suretiyle Diyanet İşleri Reisi tarafından tayin olunur.
Hukuk müşaviri ile, yukarıda adı geçen daire müdürlerinden herbirinin vazife, salâhiyet ve mes’uliyetieri ayrı bir iç nizamname ile tesbit olunur.
Diyanet İşleri İnzibat Meclisi
Madde 18– Diyanet İşleri İnzibat Meclisi, Başmüfettişin reisliği altında, Hukuk Müşaviri ve Zat İşleri Müdürü ile yüksek müşavere hey’etinden, altı ayda bir nöbetleşe değişmek üzere, üç azadan ve işin mahiyetine göre, alâkalı daire müdür veya vekilinden teşekkül eder.
Madde 19– İnzibat Meclisi, diyanet teşkilat ve müesseselerinde vazife görenlerin kanuna, usûl ve talimata uymayan hareketlerinden dolayı haklarında inzibati cezalar vermeye salahiyetlidirler. İmam, vaiz ve müftü gibi dini bir vazife görenlerin din, itikad ve ameline, edep ve ahlâkına; Diyanet reisliği emir ve tebliğlerine uymadığı iddia olunan hareketleri hakkında inzibat meclisi evvel emirde yüksek müşavere hey’etinin alâkalı kolundan mütalâa sorar. Diyanet İşleri, inzibat meclisinin vermeye selahiyetli olduğu cezaların nevi ve dereceleri ile neticeleri, ayrı bir iç nizamname ile gösterilecektir.
Diyanet İşleri Bütçesi
Madde 20– Diyanet İşleri Teşkilâtı Bütçesi, Varidat ve Evkaf Müdürlüğünce hazırlanır. Ve yüksek müşavere hey’etince müzakere edilip kabul olunur.
Her daire müdürü, kendi dairesi bütçesini hazırlayıp Varidat ve Evkaf Müdürlüğüne tevdi eder. Bu müdürlük de kendi bütçesini hazırladıktan ve heyeti-i umumiyesi üzerinde incelemeler yaptıktan sonra, yüksek müşavere hey’eti reisliğine gönderir. Her daire müdürü, dairesi bütçesinin müzakeresinde kendisi veya vekili hazır bulunur. Müşavere hey’etince kabul olunan bütçe, Diyanet İşleri Reisinin tasdiki ile kesinleşir.
II. FASIL
VİLÂYET ve KAZA TEŞKİLÂTI
Madde 21– Vilâyetlerde ve mümkün olan kazalarda; diyanet işleri başında müftü, diyanet meclisi, diyanet işleri meclisi, inzibat meclisi ve ayrıca vilâyet merkezlerinde bir müftü müşaviri bulunur.
Vilâyet Müftüsü
Madde 22– Vilâyet müftüsü, vilâyette Diyanet İşleri Reisinin mümessili ve bu sıfatla vilâyetin diyanet teşkilat ve müesseselerinin başı ve kaza müftülerinin ilk merciidir. Vilâyet ve kaza müftüleri, ileride İslâm Enstitüsü mensuplarından seçilmek üzere, şimdilik mevcut ve müteamel usûle göre tayin olunurlar.
Müftü Müşaviri
Madde 23– Müftü müşaviri, müftünün yardımcısı olup onun inhası üzerine veya, icabında, re’sen Diyanet Reisliğince tayin olunur. Müşavir, müftü tarafından verilen işleri görür ve mazereti halinde müftüye vekâlet eder. Vilâyet müftülüklerinde lüzuma göre kâtip ve memur bulunur.
Diyanet Meclisi
Madde 24– Diyanet meclisi, vilâyet ve kaza merkezlerinde, nahiye ve köylerde vazife gören müderris, vaiz, hatip ve imamlar arasından ve tarafından, üç sene için seçilen; lüzumu kadar azadan teşekkül eder. Meclis, mutad üzere, her ayın ilk cuma günü Müftülükte, müftü veya vekilinin reisliğinde toplanır. Azadan biri, meclisin kâtiplik vazifesini görür.
Diyanet meclisi, müftü tarafından vaz’olunan mes’elelerle, mahalli bilûmum diyanet işleri ve ihtiyaçları hakkında müzakere edip karar verir. Meclisçe verilen kararlardan, Diyanet Reisliğinden istizâne muhtaç olmayanları, müftülüklerce icra olunur. Ne gibi kararların istizana muhtaç olduğu, Diyanet Reisliğince tesbit olunur.
Diyanet Meclisi ile aşağıdaki maddede gösterilen Diyanet İşleri İdare Meclisinin senelik faaliyetleri, kararları ve bunlardan icra olunanları her sene kaza müftülüklerince de umumi bir rapor halinde Diyanet İşleri Reisliğine bildirilir.
Diyanet İşleri İdare Meclisi
Madde 25– Vilâyetlerde ve mümkün olan kazalarda bir Diyanet İdare Meclisi kurulur. Meclis, mahalli ihtiyaç ve imkâna göre, lüzumu kadar, dini gayret sahibi hayırsever âza ve murakıptan teşekkül eder. Ve üç senede bir nisbetinde yenilenir. Müddeti biten âza ve murakıplar, yeniden seçilebilir. Meclis, kendi âzasından birini reisliğe, birini kâtipliğe, birini de muhasip ve mutemetliğe seçer. İdare meclisi seçiminden bir hafta evvel, müftülükte toplanarak üç senelik faaliyet ve hesap raporlarını tanzim edip müftüye tevdi eder. Muhasebe ve vezne durumu murakıplarca tetkik edilir.
İdare Meclisi Seçimi
Madde 26– Diyanet İşleri İdare Meclisi seçimi, Ramazan ayınm son Cuma namazını müteakip bir cami veya mescidde, yahut müftülükte yapılır.
Müftü veya vekili, müddeti biten meclisçe yapılan ve daha yapılacak işler hakkında beyanda bulunduktan, umumî rapor okunduktan ve murakıplarca muhasebe ve vezne durumu izah olunduktan sonra, seçime geçilir.
Madde 27– İdare meclisi seçimi, hamiyet ve dini gayret sahibi müslümanları, vakitlerinden bir kısmını hayır işleme yolunda kullanmaya davet mânasınadır. Seçim işleri bu nokta gözönünde tutularak Diyanet Reisliğince hazırlanacak bir seçim talimatıyla tanzim olunur.
İdare Meclîsinin Vazifeleri
Madde 28– Diyanet İşleri Meclisinin, vilâyet ve kaza müslümanlar cemiyetinin idare uzvu mahiyetinde olup, onu temsil eder. Bu mahalli halkın dini ihtiyaçlarını maddi bakımdan temine çalışmak; dini hayratın iyi bakımına ve temiz tutumuna nezaret etmek; tesis, para yardımı ve bağışları teşvik etmek suretiyle dini hayrat ve müesseselerin imar ve ihyasına gayret etmek; yetim, fakir ve kimsesiz çocukları bayram hediyeleri ile sevindirmek hizmetleridir.
Madde 29– Diyanet İşleri İdare Meclisi, her sene Ramazandan bir hafta evvel, müftülükte, müftü veya vekilinin reisliği altında, Diyanet meclisi azaları ile birlikte müşterek bir toplantı yapar. Bu toplantıda, geçen senenin faaliyetleri ve eksik kalan işleri görüşüldükten sonra gelecek seneye ait işler ile diyanet ihtiyaçları müzakere edilip kararlaştırılır.
Gelirler
Madde 30– Vilâyet, kaza, nahiye ve köylerde, vakıflar ve tesisler şümulüne girmeyen diyanet ihtiyaçları, bağış, para yardımı, kurban derisi satımı ve sadaka gibi gelirlerle temine çalışır.
Yardım Kutuları
Madde 31– Diyanet İşleri Teşkilât ve müesseselerine mensup olanlar ile, dini hayrat hademesinin ve diğer kimselerin mabet içinde sadaka, zekât ve fitre istemesine ve toplamasına müsaade edilmez.
Bu gibi dini borçların ifasını kolaylaştırmak üzere; cami ve mescidlerde para atmaya mahsus lüzumu kadar yardım kutuları bulundurulur.
Yardım kutuları her hafta Cuma namazından sonra, Diyanet İdare Meclisince kararlaştırılacak usûl dairesinde açılarak muhteviyatı sayılıp, cami veya mescidin yardım defterine kaydedildikten sonra, Diyanet İdare Meclisi sandığına, makbuz mukabilinde yatırılır.
Yardım Hasılatı
Madde 32– Yardım kutuları ve umumiyetle para yardımları ve bağışlar hasılatı, Ramazan ve Kurban Bayramlarının ilk günlerinde aşağıdaki tertip üzere hisselere ayrılır; Diyanet İşleri Reisliğince tesbit edilecek miktarı aşan hasılatın, bu miktardan fazlasının yüzde 15’i muhtaç vilâyetlerin müslüman fakirlerine ve diyanet mensuplarına yardım hissesi olarak Diyanet Reisliği emrine verilir. Mütebaki hasılatın yüzde 25’ini âni ihtiyaçları karşılamak üzere, ihtiyaç akçesi olarak, Diyanet İdare Meclisi sandığında bırakılır. Geride kalan hasılat, Diyanet Meclisince kararlaştırılacak usûl ve nisbet dairesinde müstehliklerine dağıtılır.
İnzibat Meclisi
Madde 33– Vilâyet ve kazada müftü veya vekilinin reisliği altında, bir inzibat meclisi kurulur. Vilâyet ve kaza İnzibat meclislerinin vazife ve salâhiyetleri İle teşekkül suretleri, Diyanet Reisliğine bir talimat ile tesbit olunur.
ÜÇÜNCÜ KISIM
DİNİ TALİM VE TERBİYE
I. FASIL
DİYANET MEKTEPLERİ
Dini Mev’izeler ve Dersler
Madde 34– Vilâyet ve kazaların ve imkân nisbetinde nahiye ve köylerin müftülüklerce tesbit olunan, camilerinde veya müştemilâtında (Diyanet Mektepleri) açılır. Bu mekteplerde, reşid olmayan küçüklere ve büyüklere mahsus olmak üzere, ayrı ayrı gün ve saatlerde, serbest din bilgisi dersleri verilir. Dersler, İslâm Enstitüsü’nden mezun yetişinceye kadar ehliyetli din adamı olmakla mâruf kimseler tarafından okutulur.
Diyanet mekteplerinde hafız da yetiştirilir.
Madde 35– Şehir ve kasabalarda ve imkân nisbetinde, köylerde her hafta Cuma namazından evvel veya sonra, en az bir camide İslâmiyetin esas akide ve amel ahkâmına ve büyüklerinin hal ve hayatına dair mev’izeler ve din dersleri verilir.
Bu mev’ize ve dersler Ramazan’da her gün, mümkün olursa, her camide yapılır.
II. FASIL
İLAHİYAT ENSTİTÜSÜ
Madde 36– Din hadimi, hocası ve âlimi yetiştirmek üzere, İstanbul’da ve icap eden başka yerlerde Diyanet İşleri Reisliğine bağlı muhtar birer (İslâm İlimleri Enstitüsü) kurulur. Enstitünün her devresi yatılı ve meccanidir.
Madde 37– Enstitünün ilk devresi altı, orta devresi dört senesi birinci ve dört senesi ikinci olmak üzere sekiz; yüksek devresi dört ve ihtisas devresi üç senedir.
Madde 38– İlk devreye yedi yaşına basan küçükler alınır. Yetim ve kimsesizler, müftü, hatip ve imam gibi diyanet mensuplarının çocukları tercih olunur.
Bu devrede devlet ilk mekteplerine muvazi bir program tatbik olunur. Ancak, programda, üçüncü sınıftan itibaren elemanter din bilgisi dersleri yer alır.
Madde 39– Orta devre birinci ve ikinci kısımlarda devlet orta mektepleri ile lise programlarına mümkün olabildiği kadar yaklaşmak ve din bilgisi dersleri ile İslâm tarihine ve ses musikisine genişçe bir yer ayırmak üzere hususi bir program tatbik olunur.
Orta devrenin birinci kısmında eski harflerle Arapça ve Farsça yazma Öğretimine ve Garp dillerinden birinin okutulmasına başlanır.
Madde 40– Orta devrede birinci kısmı muvaffakiyetle bitirip de pekiyi veya iyi derece kazanamamış olanlar, kendileri ve velileri isterse, iki senelik “orta birinci meslek kursu”na ayrılırlar. Bu kursta imamlık, hatiplik, müezzinlik gibi dini bir vazife görecek kimselerde aranan din bilgisi ve terbiyesi temin olunur. Ses ve hafıza ölçüsü üzerinde istidat gösterenler hafız yetiştirilir. Kursu muvaffakiyetle bitirenler, derecelerine göre, ikinci sınıf imamlık, hatiplik ve müezzinlik, kasaba ve köy Diyanet mektebi ve enstitü ilk devre hocalığına veya bu derecelerdeki vazifelere tayin edilirler.
Bunlardan kursa girmek istemeyenlerle kursu muvaffakiyetle bitiremeyenlere devlet orta okul diplomasına muadil diploma verilir.
Madde 41– Orta devre birinci kısmı pekiyi ve iyi derece ile bitirenler, ikinci kısma geçerler. Bu kısım programlarında Arabi ve şer’i ilimlere, İslâm tarihiyle dinler tarihine, İslâm büyüklerinin siyer ve hal tercümelerine ve yabancı dile daha geniş bir yer verilir.
Madde 42– Orta devre ikinci kısmını muvaffakiyetle bitirip de pekiyi veya iyi derece kazanamamış olanlardan arzu edenler iki senelik “orta ikinci meslek kursuna” girerler.
Bu kursta birinci sınıf imamlık, hatiplik ve ikinci sınıf vaizlik, din dersleri hocalığı gibi vazife görenlerde aranan bilgi ve olgunluk temin olunur.
Kursu muvaffakiyetle bitirenler, derecelerine göre, yukarıda söylenen vazifelere tayin olunurlar. Kursa girmek istemeyenlerle kursu muvaffakiyetle bitiremeyenlere, devlet liseleri diplomasına muadil diploma verilir. Ve bunlardan isteyenler 40′ ıncı maddenin son fıkrasında gösterilen vazifelere tercihan tayin olunurlar.
Madde 43– Orta devre ikinci kısmı pekiyi veya iyi derece ile bitirenler, yüksek devreye geçerler.
İslâm Enstitüsü yüksek devresi, yüksek dereceli dini tahsil veren bir müessesedir. Bu devreyi muvaffakiyetle bitirenler, 43’üncü maddede gösterilen vazifelere tercihan tayin edilebilecekleri gibi, Enstitünün reis ve muavinliklerine, orta, yüksek ve ihtisas devreleri müdür, muallim ve müderrisliklerine; Diyanet İşleri teşkilatının kademelerine tayin edilebilirler.
III. FASIL
Enstitüde Disiplin ve İdare
Madde 44– Enstitünün her devresinde dini terbiye ve ahlâkın gösterdiği yoldan bir disiplin tatbik edilir. Sınıf ve devre terfilerinde, talebenin dini terbiye ve ahlâk bakımından hal ve hareketi esas tutulur.
Dini terbiye ve ahlâka aykırı hareket etmek itiyad ve istidadı gösterenlerle dini vazifeleri ifada tekâsülü itiyad edinen öğrenciler, sınıf ve devre terfi edemezler. Bu hususu temin için, ilk devreden başlamak üzere, enstitünün her devresinde her talebeye mahsus bir “Hal ve hareket fişi” tutulur. İmtihanlardan evvel, devre müdür ve hocaları toplanarak hal ve hareket fişlerine nazaran her talebenin durumunu tesbit ederler. Bilgi bakımından olduğu gibi, hal ve hareket bakımından da iki sene sınıfta kalan talebenin kaydı silinir.
Enstitünün her devresine mahsus olarak bir disiplin talimatı yapılır.
Madde 45– Enstitü talebesine, İslâmi an’aneye uygun olarak, devrelere göre, kabul edilecek şekilde elbise giydirilir. Talebe, Enstitü İçinde ve dışında devresine mahsus olan elbiseyi giymeye mecburdur.
Madde 46– Enstitünün başında Diyanet İşleri Reisliği tarafından tayin edilen bir enstitü reisi ve bir reis muavini bulunur. Devreler, yine Diyanet Reisliğince tayin edilen birer müdür ve muavinle idare olunur. Enstitünün kalem ve muhasebesinde lüzumu kadar kâtip ve memur çalıştırılır.
Devrelerin ders programları ve imtihan talimatnameleri enstitü meclisince tanzim edilerek Maarif Vekâletinin mütalâası alındıktan sonra, Diyanet Reisliğince tasdik olunur.
Madde 47– Enstitü meclisi, Enstitü reisinin başkanlığında yüksek ve ihtisas devreleri öğretmen ve müderrislerinden teşekkül eden Meclisin vazife salâhiyetleri bir talimat ile tesbit olunur. İslâm Enstitüsü’nde vazife alacak kimselerde itikad ve amelce diyanete bağlılık esastır.
DÖRDÜNCÜ KISIM
ÇEŞİTLİ MESELELER
Madde 48– Diyanet teşkilat ve müesseselerinde dini vazife gören kimseler, mâbed içinde ve vazife başında giydikleri elbiseden başka, dışarda; İslâmi an’aneye ve sağlık kaideleri ile göz zevkine uygun olarak kabul edilecek şekilde elbise giyerler. İlmiye kıyafet ve elbisesi ile kahve, gazino, sinema ve tiyatro gibi eğlence yerlerine girilmez.
Madde 49– İslâm Enstitüsü, kendi mezunları ile İdare edilir bir duruma gelinceye kadar başka İslâm memleketlerinden müderrislik, öğretmenlik gibi hizmetlerde çalıştırılmak üzere, ehliyetli din âlimleri celbolunacaktır.
Bunlardan isteyenler Vekiller Heyeti karariyle hemen Türkiye tâbiiyetine geçerler.
Madde 50– İslâm Enstitüsü mezun vermeye başlayıncaya kadar, başka İslâm memleketlerinin yüksek din ilimleri okunan merkezlerine Diyanet İşleri Reisliğince talebe gönderilir. Bunlar avdetlerinde derecelerine göre, İslâm Enstitüsü’nde vazife alırlar.
Madde 51– Bu kanunun tadil veya ilgası için Büyük Millet Meclisinin tam sayısının üçte ikisi ekseriyetince karar verilmesi şarttır.
Muvakkat Maddeler
Madde 52– Evkaf teşkilâtını ve vakıflar idaresini, bu kanun hükümleri dairesinde, yeniden düzenlemek üzere, Diyanet İşleri Reisliğince, bir sene içinde, bir kanun tasarısı hazırlanacaktır.
Madde 53– Bu kanunda derpiş edilen teşkilat ve müesseseleri kurup İşler bir hale getirmek üzere, devletçe Diyanet İşleri Reisliğince bir defaya mahsus olarak lüzumu kadar para verilecektir.
Madde 54– İlk Diyanet Şûrası bu kanunun neşrini takip eden üçüncü senenin Eylülünde toplanır ve İlk Diyanet İşleri Reisi seçimine kadar Reislik vazife ve salâhiyetleri bu kanunun neşri tarihinde reis bulunan zat tarafından ifa olunur.

13 Ocak 2020 Pazartesi

Mercan düğünleri

ÜMİT ŞİMŞEK

Avustralya açıklarında, denizlerin dibini rengârenk bir halı gibi kaplar mercanlar.

Bu canlı halının tüyleri gibi uzanan poliplerden herbiri, aslında ayrı bir hayvandır. Bunlardan binlercesi birbirine bağlanır ve bir aile teşkil eder. Öyle bir aile ki, birinin aldığı besinle hepsi birden beslenir, hepsi tek bir vücut gibi davranır.

Bulundukları yerde kalmaya razı olmaz mercanlar. Çoğalmak ve yayılmak isterler. Çünkü üzerlerinde, görenleri hayran bırakan bir san’atın eseri vardır.

“Ey Rabbimiz,” diye dua eder mercanlar kendi dilleriyle. “Bize izin ver de, üzerimizde sergilediğin İlâhî san’atının eserlerini uzaklara taşıyalım.”

Dualara cevap, bahar mevsiminin başlangıcında, ay ışığıyla beraber gelir.

Dolunay belirdi mi Büyük Okyanusun üzerinde, milyarlarca mercan birden harekete geçer.

Birbirinden yüzlerce kilometre uzakta milyarlarca mercan, “Ateş” emrini almış bir ordu gibi, aynı anda yumurtlamaya başlar.

Yumurtaların bırakıldığı aynı anda, milyarlarca mercandan, birer ambalaj içinde spermler fışkırır.

Birkaç saat içinde, denizlerin altı, lapa lapa kar yağışı içinde kalır.

Sonra akıntı gelir, onları uzaklara, daha uzaklara taşır: tıpkı yeryüzünde ağaç tohumlarını birbiriyle tanıştıran aşılayıcı rüzgârlar gibi.

Yüzeye yaklaşınca paketler açılır, spermler yüzmeye başlar ve hemen gider, kendisine uygun yumurtayı bulup ona yapışır.

Bir anda, milyarlarca hayatın temeli atılır Büyük Okyanusun sularında.

“Ol” emrini alan yumurtalar, mercan olmaya koyulur. Birkaç dakika içinde bölünme başlar. Şekilsiz yumurtalarda, adım adım mercanlar inşa edilir: bir plânla, bir takdirle, apaçık bir tenasüp ve san’at içinde…

Her bahar, dolunayla birlikte milyarlarca mercanın dualarına cevap gelir.

Her bahar, Yer ve Gökler Rabbinin emriyle, denizlerin altında lapa lapa kar yağar.

Her bahar, tıpkı yeryüzü gibi, denizlerin altında da rengârenk halılar serilir.

Eskiyen ve vadesini dolduran halılar ise, kalsiyumdan birer âbideye döner, şekil şekil ve renk renk kayalıklarla denizlerin altını ve üstünü süsler.

 

12 Ocak 2020 Pazar

Müslümanın hayatında namaz

Hz. Ömer (r.a.) tayin ettiği valilere şöyle derdi:

“Benim nazarımda en mühim vazifeniz namazdır. Onu vaktinde kılan ve koruyan dinini korumuş olur. Onu ihmal eden ise diğer işlerinde daha da ihmalkârdır.”

UTESAV organizasyonuyla MÜSİAD Genel Merkezinde cereyan eden Kur’an Buluşmalarının 252. bölümüne damgasını vuran en önemli tesbitlerden birisi bu anekdot oldu.

Nisâ sûresinin 101-103. âyetlerini okuduğumuz Buluşmada yolcu namazı ile korku namazını gördükten sonra, en önemli gündem maddesi olarak, beş vakit namaz ile ilgili âyet ve hadisler arasında feyizli bir yolculuk yaptık. Bu yolculuk sırasındaki tesbitlerimizden bazıları:

  • Namaz, kul ile Rabbi arasındaki iletişim hattını açık tutan en önemli vasıtadır. Bu hattın bir tarafından dualar, niyazlar, ibadetler, hayırlar çıkar; diğer tarafından da cevaplar, inayetler, hidayetler, lütuflar iner.
  • Hadis-i şerif: “Büyük günahlardan sakınıldığı müddetçe beş vakit namaz ile iki Cuma ve iki Ramazan, bunların aralarında işlenen küçük günahlara kefaret olur.”
  • Hadis-i şerif: “Kıyamet gününde kulun ilk olarak hesaba çekileceği ameli, onun namazıdır. Eğer namazı iyi çıkarsa kurtulmuş ve kazanmış, kötü çıkarsa kaybetmiş ve ziyana düşmüştür.”

252’nci Kur’an Buluşmasının kesintisiz video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

Kur’an Buluşmaları Cumartesi sabahları 6:50’de kılınan sabah namazından sonra simit-peynir-çaydan meydana gelen bir kahvaltı ikramını takiben 7:30’da başlıyor ve 9:00’a kadar devam ediyor.

Programda hanımlara da yer ayrılmış bulunuyor.