SON EKLENENLER
latest

14 Mart 2020 Cumartesi

Bir iman problemi olarak eş seçimi

ÜMİT ŞİMŞEK

Genç nesillerin düşmana ihtiyacı yok; onlar kendi kuyularını elleriyle kazıyorlar. Birçoğunun belki hiçbir geleceği olmayacak; bugünkü çizgilerini aynen devam ettirdikleri takdirde, nesilleri, kendileriyle beraber sona erecek.

Gençlerimiz evlenemiyorlar — eş yokluğundan değil, alternatif çokluğundan. Tüketim çağının getirdiği “maksimize etme” alışkanlığıyla, tıpkı bir kazağın en iyisini en ucuza alabilmek için birkaç düzine mağaza dolaşır gibi, hayallerindeki eşi bulabilmek için de yaptıkları görüşme ve elemelerden elleri boş dönüyorlar. Adaylardan kiminin yaşı, kiminin kaşı, kiminin boyu, kiminin soyu aranan özellikleri tutmadığı için, ellerindeki sayılı yılları sayısız aramalarda harcamaya devam ediyorlar. Sonuç:

Her iki tarafta da birbirini arayan, fakat bir türlü buluşamayan eş adayları.

Veya bir tarafta hayat arkadaşını bekleyenler, diğer tarafta da mümkün olan en kârlı alışverişi yapmak için pazar araştırması yapan tüketiciler.

Ve mutlu bir yuvanın kuruluşunda harcanmaya lâyık iken beyhude arayışlarla heba olan hayatın en güzel yılları.

**

Son yıllar, eş seçiminde aranan özelliklere bir de “elektrik” şartını ekledi. Eş adayları evliliği beyaz eşya türünden bir âlet olarak gördüklerinden midir, bilinmez, ama artık trafolarda aranacak şeyi birbirlerinde arıyorlar; çoğu zaman da görüşmeler, öyle uzun boylu kaş-göz, boy-pos değerlendirmelerine girişmeden, kısa ve net bir ifadeyle sona eriyor: “Elektrik alamadım.”

Belki de bu, karşı tarafa “Senin şu tarafını beğenmedim” demekten biraz daha haysiyet kurtarıcı bir formül sayılabilir; ama yine de bir arızanın işaretini vermiyor mu? Pek muhtemeldir ki, elektrik alamayan gencin devrelerindeki bir ârıza, akımın iletilmesini engellemiş; yahut alınan elektrik, uyaran çokluğu ve aşırı yüklenme yüzünden duyarsızlaşan bünyelerde bir tesir uyandırmamış olsun.

Ne olursa olsun, söz konusu geçici bir beraberlik değil, sonsuza kadar sürmesi beklenen bir aile olduğuna göre, bu işi anlık voltaj ölçümleriyle belirlemeye kalkmak kadar yanlış bir yöntem düşünülemez. Ömürler gençlik hülyaları içinde geçecek değildir; zaman içinde hayatın inişleri ve düşüşleri de yaşanacak, hastalık ve ölümler, sıkıntı ve darlıklar başa gelecek, bu arada ilk günün voltajı çoktan düşmüş olacaktır. Anne veya babanız bakıma muhtaç hale geldiğinde, vaktiyle servi boyuna veya elâ gözüne bakarak alıp eskittiğiniz dilberden nasıl bir davranış göreceksiniz?

***

Eğer bugünün gençleri — özellikle dindar gençler — yarının adı sanı unutulmuş, nesilleri kesilmiş yoklukları haline gelmek istemiyorlarsa, bir an önce Batı medeniyetinin kendilerine biçtiği “tüketici” rolünden sıyrılıp “mü’min” kimliğine kavuşmak zorundadırlar. Kadere inanmak da imanımızın bir rüknüdür; bunu unutmayın ve yaşanacak bir hayatın bütün ayrıntılarına hakim olmak gibi bir hevese kendinizi kaptırmayın. Böyle yaparsanız, hayatın en ağır yükünü omzunuzdan atmış olacaksınız, buna inanın.

Hiç mi araştırmayalım diyeceksiniz.

Araştırın. Fakat öyle uzun boylu araştırmayın. Gözünüz geçici değil, kalıcı özelliklerde olsun. En önemlisi, “Benim seçtiğim eş” olarak değil, “Allah’ın benim için yazdığı arkadaş” olarak bakın. O zaman, bilinmeyenler, tıpkı sürpriz bir armağan paketi gibi, bu seçimi sizin için daha da hoş hale getirecektir. Bu tavsiyelerimiz, ebediyete talip olanlar ve huzurlu ve mutlu bir yuva kurmak isteyenler içindir.

Başına belâ alıp da hayatını zehir etmek isteyenler ise daha iyisini arayadursunlar. Eğer bir yanlışlık yapıp da evlenecek olsalar bile, ömürleri boyunca “daha iyilerini” görmeye ve yapmış oldukları seçim için hayıflanmaya devam edeceklerdir.

***

İlk yayın tarihi: Kasım 2012

8 Mart 2020 Pazar

10 soruda Kadınlar Günü

Aile Akademisi Derneği, Dünya Kadınlar Gününü 10 maddelik bir soru listesi ile sorguladı. Kadınlar Günü bahanesiyle ön plana çıkarılan bazı kadın tiplerine karşılık gerçekten mağdur ve mazlum durumundaki pek çok kadın kitlelerinin ısrarla görmezlikten gelindiği belirtilen bildiride, “Tüm zulüm odaklarının kirli emelleri dolayısıyla zulmettikleri kadınların, çocuklarından ayrı düşürülen annelerin, zalimlerin postalları altında ezilen narin çiçeklerin, inandığı biçimde giyinebilmek için hor görülenlerin; hulâsa bugüne kadar Dünya Kadınlar Günü bildirilerinde görülmeyen, duyulmayan, yok sayılan tüm kadınların, Dünya Kadınlarının Günü kutlu olsun” denildi.

Orijinaline aileakademisi.org adresinden ulaşabileceğiniz, http://muharrembalci.com/hukukdunyasi/tce/1026.pdf adresinden de PDF dosyasını indirebileceğiniz bildiri aynen şöyle:

8 Mart, 1910 yılından bu yana kapitalist küreselsermayedarların kendi lehlerine manipüle ettikleri ilginç bir gün olarak,“Dünya Kadınlar Günü” adıyla kutlanmaktadır. 8 Mart’ın tarihî süreci, her yılgiderek daha fazla çelişkiyi, soruyu ve dilemmayı bünyesinde toplayarakilerlemektedir. Bu süreci doğru sorularla irdelemek gerekmektedir.

Soru 1

8 Mart 1857’de 129 kişinin ölümüne neden olan küreselkapitalizm, kadının ve erkeğin emeğini sömürmek suçundan niçinyargılanmamıştır? Niçin cinayetin sorumluluğu erkek üzerinde kalmıştır?

Cinayet soruşturmasından kurtulan küresel sermaye,sonrasında gerçekleştirdiği kadın emeğinin sömürüsü için de yargı önüne çıkmışdeğildir. Her nasılsa kadının da erkeğin daha önceden maruz kalmaya başladığıgibi daha fazla ucuz işgücü olarak kullanılması, bunun için çocuklarından,ailesinden, eşinden fedakârlık yapması kadın örgütleri tarafından özendirilmiş,küresel sermayenin ucuz işgücü haline gelmek kadın için özgürlüğün sembolüolmuştur. Kadın da erkek de aynı düzen içerisinde sömürülmeye teşvikedilmiştir.

Soru 2

Feminist örgütler her Kadınlar Gününde erkek sömürüsündenbahsederken küresel sermayenin sömürüsünü niçin görmezdengelmiştir/gelmektedir? Günümüzde kadın hareketinin küresel sermaye ile doğrudanilişkisini ortaya koyan fonlanma düzeni niçin gündem edilmemekte, bu ilişkinasıl meşrulaştırılmaktadır?

Soru 3

Kadına yönelik aile içi şiddette erkeğin rolü, Kadınlar Günübildiri ve açıklamalarının rutin gündemini oluştururken, bu şiddette alkol,uyuşturucu, kumar, ekonomik zorluklar, haz ve şiddet kültürü pompalayan Netflixve ekran terörü niçin gündem dışı tutulmaktadır?

Soru 4

İnsanlık tarihi boyunca suçun ve kötülüğün ana kaynaklarıolan bu unsurları gündeme getirmemenin bilimsel bir dayanağı var mıdır?

Soru 5

Erkek şiddeti söyleminin hizmet ettiği küresel, kültürel,ekonomik ve siyasi amaçlar var mıdır? Kadına yönelen şiddetin sadece aileiçerisinde olmadığı aşikârdır. Erkek şiddeti söylemini toplumsal bir nefretsöylemi olarak topluma pompalayanlar, şiddete uğrayan tüm kadınları gerçektensavunmakta mıdır?

Örneğin İsrail’in katil paletleri altında ezilen RachelCorrie hangi Kadınlar Günü Bildirisinde yerini almıştır? Rachel Corrie mi kadındeğildir, yoksa İsrail’in işlediği cinayet mi şiddet olarak görülmemiştir?

Türkiye’de 28 Şubat sürecinde başörtüsü dolayısıylaokuyamayan kadınlar kadın örgütlerinin gündeminde ne kadar yer tutmuştur?Tunus’ta örtündüğü için sahra cezaevlerine doldurulan binlerce kadın, Mısırdarbesinde darbeciler tarafından öldürülen Esma yeterince ya da kadınörgütlerinin istedikleri kadar kadın olamadıkları için mi Kadınlar Günündegündem edilmemiştir?

Soru 6

Güya kadını koruyan kanunların, eşlerine tecavüzcü damgasıvurup, kendilerini çocuklarıyla yapayalnız ve birçok zorlukla baş başabıraktığı Mahinur, Beyza, Nagihan gibi kadınların da günü müdür Dünya KadınlarGünü? Rachel’i, Esma’yı, Mahinur’u görmeyen, Tunus Sahra hapishanelerinidolduran kadınlara sahip çıkmayan bir Kadınlar Günü, tüm dünyadaki kadınlarıkuşatıyor olabilir mi?

Bu kadınların suçu feminist örgütlerin değer yargılarınıpaylaşmamak mıdır? Tüm kavgalarını kadın-erkek çatışması üzerine vermiş olsalardıyine böylesine yok sayılacaklar mıydı?

Soru 7

En can alıcı sorunlardan biri de şudur:

Dünyadaki şiddet, sömürü ve çatışmanın sadece kadın-erkekşeklinde indirgenmesi, gerçek kötülüğü maskelemek için midir?

Dünyada her alanda şiddeti ve haz kültürünü pompalayanlar,şiddetin kadın ve erkek arasında yaşanmasından gerçekten rahatsız mıdır? Yoksakadın ve erkeğin birbirine düşmesi birbirini rakip ve düşman bilmeleri onlarıngerçek planı mıdır?

Niçin geleneğe, dine, aileye ya da evliliklerine sahip çıkankadınlar görmezden gelinmekte, çektikleri acı ve sıkıntılar, yaşadıklarımağduriyetler Dünya Kadınlar Gününde gündeme gelmemektedir? Yoksa DünyaKadınlar Günü, Dünyadaki tüm kadınların değil de belirli bir ideolojiyi veamacı paylaşan kadınlarla onların kendi ideolojileri ve amaçları içinaraçsallaştırabildikleri kadınların günü müdür?

Soru 8

Toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını tartışılmaz birtabu olarak topluma dikte edenler, soru sorulmasına bile tahammül edemeyenlerneyi amaçlamakta, kadını hangi amaç için araçsallaştırmaktadır?

Soru 9

Gerçek bir Dünya Kadınlar Günü, kadını, erkeği ve çocuğusömüren, hepsini birbirine düşüren, düşman eden küresel sermaye ilesavaşmaksızın kutlanabilir mi?

Soru 10

Aileyi parçalamayı hedef edinen, kadınla erkeği birbirinindüşmanı olarak gören, kısır cinsiyetçi okumalarla alkol, kumar, ekran terörügibi türlü etkeni bir kenara bırakıp, erkekliği şiddetin ana kaynağı olarakgösteren bir zihniyet kadına, erkeğe, çocuğa ve insanlığa mutluluk getirebilirmi?

Bu soruları cevaplamadan Dünya Kadınlar Günü hakkındakiaçıklamalar ne ölçüde hakka, hakikate, iyiye ve doğruya hizmet edebilecektir?

Tüm zulüm odaklarının kirli emelleri dolayısıylazulmettikleri kadınların, çocuklarından ayrı düşürülen annelerin, zalimlerinpostalları altında ezilen narin çiçeklerin, inandığı biçimde giyinebilmek içinhor görülenlerin; hulâsa bugüne kadar Dünya Kadınlar Günü bildirilerindegörülmeyen, duyulmayan, yok sayılan tüm kadınların, Dünya Kadınlarının Günükutlu olsun.

Bugünün âdil bir dünyada yaşayabilmemiz için bir milâtolmasını temenni ederiz.

AİLE AKADEMİSİ DERNEĞİ