SON EKLENENLER
latest

4 Mayıs 2020 Pazartesi

Orhan Karmış hocadan günümüze bir tefsir dersi

90’lı yıllarda televizyon ekranlarından yaptığı tefsir dersleriyle milyonların gönlünde taht kuran merhum Orhan Karmış hocanın Felâk sûresinin bir âyetine yaptığı yorum, günümüzde yaşanmakta olan Korona salgını ile bire bir örtüşüyor.

Prof. Dr. Orhan Karmış (1937-2001), tefsir derslerinin aşağıda ses kaydını bulacağınız bölümünde, bazı ilim adamlarının “ğâsık” kelimesine “pandemi” anlamını verdiklerini kaydederek şunları söylüyor:

“Göze görünen ve görünmeyen, dünyada vâki olan, insanın etrafında meydana gelen bütün olayların kötülüklerinden Allah’a sığınırım. Ortalığı kapladığı zaman gecenin karanlığından. ‘Ğâsık’ gece karanlığı demek. Ğâsık kelimesini ‘ğassâk’ kelimesiyle etimolojik olarak bağlantılı mânâlandıran bazı araştırıcı ilim adamları, ğâsık’ın bulaşıcı ve korkunç sârî hastalıklar mânâsına geldiği zaman, ‘vekab’ da intişar mânâsında. Yani bazan epidemi, pandemi gibi korkunç, hakkından gelinmeyen müthiş salgınlar oluyor ya, işte ‘ğâsık’ kelimesinin ‘ğassâk’ irin, enfeksiyon mânâsına geliyor. Korkunç mânâda, etimolojik iştikak bakımından birbiriyle alâkalı olduğu için bu mânâyı verenler de olmuştur. Ama tabii esas burada anlatılmak istenilen ‘Karanlık ortalığı kapladığı zaman gece karanlığının şerrinden herkes Allah’a sığınır. Herkes karanlıkta ne olacağını bilmez, ondan dolayı Cenab-ı Hakkın rahmetine, Onun korumasına, vikayesine iltica eder insanlar. Ama bu da bir yorum olarak bu şekilde getirilmiş; insanlar hakikaten hakkından gelinmeyen müthiş ve korkunç sârî ve salgın hastalıkların şerrinden de Cenab-ı Hakka iltica ederler tabii. İnsanlar bazan her bakımdan âciz kalırlar. İlâhî imdad yetişmezse insanların böyle binlercesinin telef olması işten bile değil, Allah korusun.”

Felâk sûresiyle ilgili olarak İbni Hibbân’ın Sahih’inde geçen bir hadis-i şerif ise bu konuyu daha da ilgi çekici kılıyor. Bu hadis-i şerifte, Resulullahın (s.a.v.) bir Sahâbîsine bu sûreyi her namazda okumasını tavsiye ettiği naklediliyor. Ukbe b. Âmir (r.a.) anlatıyor:

“Resulullah (s.a.v.) bineğine binmiş giderken arkasından yetiştim, elimi ayağına koyup ‘Ya Resulallah, bana ya Hûd veya Yusuf sûresinden birşeyler okut’ dedim.

Resulullah “Ya Ukbe bin Âmir,’ buyurdu. ‘Allah katında Felâk sûresinden daha sevimli ve daha beliğ bir sûre bulamazsın. Elinden geliyorsa hiçbir namazda onu eksik etme.’” (Sahîhu İbni Hibbân, no.1839).

İşte Orhan Karmış hocanın özlediğimiz sesinden o ders:

Münafıklar üzerinden hayat dersleri

Münafıkların ve münafıkları dost edinenlerin âkıbetleriyle ilgili uyarılar, 267. Kur’an Buluşmasının başlıca konuları idi.

UTESAV organizasyonuyla gerçekleşen ve https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden yayınlanan Kur’an Buluşmasında Nisâ sûresinin 144-146. âyetlerini okuduk.

Bu âyetlerde Yüce Allah mü’minleri münafıklardan uzak durmaya çağırıyor ve münafıkların Cehennemde en aşağılık bir mevkide bulunacaklarını haber veriyor.

Bununla birlikte, münafıkların içten bir tövbe ile tövbe ettikleri ve durumlarını düzelttikleri takdirde bağışlanacaklarını ve mü’minlerle beraber olacaklarını da müjdeliyor.

Bu âyetlerden çıkardığımız derslerden bazılarını şu şekilde özetledik:

  • Münafıkların Cehennemdeki azaplarının kâfirlerden şiddetli olmasına sebep: inkârlarından başka, Allah’ın diniyle ve mü’minlerle istihza, mü’minleri aldatma gibi günahları da işlemiş olmaları.
  • Münafıklar hakkındaki bu tehditler, münafıklardan uzak durmak ve tehlikelerinden korunmak kadar, münafık özelliği olarak sayılan huylardan da uzak durmak konusunda son derece ciddî bir ikaz teşkil eder.
  • Buna rağmen, eğer münafıklar samimî bir tövbe ile durumlarını düzeltirlerse, hiç şüphesiz Allah’ın affına erişirler ve mü’minlerle beraber sayılırlar.
  • Hayatın her safhasında / her türlü ıslah faaliyetinde bu husus bir temel ilke olarak alınmalı. Aksi takdirde, cezalandırmaya ağırlık veren ıslahat çabaları tahrip sonucunu verebilir.
  • Bu durum, kişilerin hayatında da en önemli ilkelerden biri olmalı. Eğer bütün hayatını Allah’a ve Allah’ın dostlarına karşı düşmanlıkla ve türlü türlü hainliklerle geçirmiş bir kimseyi samimî bir tövbe sonucunda Allah bir çırpıda affediyor ve bütün günahlarını siliyorsa, kulların da kendilerine karşı işlenen kusurlarda bunu örnek almaları gerekir.
  • Ancak bu affedicilik, tekrar tekrar aldatılmaya cesaret veren bir safdilliğe varmamalıdır / münafıklar hakkındaki uyarılara ve tövbenin şartları olarak sayılan hususlara dikkat edilmeli.

Aşağıda 267. bölümünün tam video kaydını bulabileceğiniz Kur’an Buluşmaları, virüs salgını sebebiyle şimdilik sadece https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi günleri 19:00-19:30 arasında yayınlanıyor.